• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI

ABD ve İsrail’in çekincesi, İran’ın bilinmeyen gücü

16 Ekim 2024
A


Mehmet Koçak İletişim: [email protected]

 

İsrail-İran gerilimi üzerinden çeşitli senaryolar ileri sürülürken, İsrail’in arkasında ABD olduğu için daha çok İran’ın askeri kapasitesi tartışılıyor. “İran’ın askeri gücü nedir, dünyada kaçıncı sırada? İran’ın ne kadar askeri var? İran’ın hangi silahları var?” gibi sorulara cevap aranıyor.

Birileri, ABD ve İngiltere öncülüğündeki Batının sınırsız desteğini alan İsrail’in saldırıları sonucunda İran’ın kısa zaman içinde sarsılacağı, çatırdayacağı veya çökmenin eşiğine geleceği, beyhude bir beklentidir.

Çünkü İran, Ortadoğu’nun en büyük ordularından birine sahiptir. En az 580 bin askeri var. 200 bin de yedek askeri bulunuyor.

Ordu ve devrim muhafızları ayrı ayrı kara, hava ve deniz birliklerine sahip. İran Ordusu, asker sayısı bakımından dünyada 14’üncüsırada yer alıyor.

İran, yıllardır askeri strateji olarak caydırıcı güç olma adına özellikle uzun menzilli füzeler, drone ve hava savunma sistemlerini üretebiliyor. Ordunun hücumbotlar ve küçük denizaltı filoları ile İran, petrol sevkıyatını aksatmak için Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ni kapatma tehdidini bu filolarla hayata geçirebilme gücüne sahip.

Ayrıca,  İran’ın envanterinde bulunan seyir ve gemi savar füzelerinin yansıra balistik füzeleri de bulunuyor. 2 bin 500 kilometre menzile sahip Siccil füzeleri, saatte yaklaşık 17 bin kilometre hıza ulaşabilmektedir. Bu füzelerle İran’ın İsrail dahil Ortadoğu’da tüm hedefleri vurma kapasitesi bulunmaktadır. 2 bin kilometre menzile sahip Kheibar Hacı Kasım füzesinin menziliyse bin 400 kilometre. İran 2023’teyse ilk hipersonik balistik füzesi Fettah’ı ürettiğini duyurdu. Hipersonik füzeler sesten 5 kat hızlı hareket edebiliyor.

İran sınırlarının korunmasından Devrim Muhafazları sorumlu. Tüm bu kolların koordinasyonunu genelkurmay başkanı sağlıyor. Genelkurmay başkanı stratejilerin belirlenmesinden de sorumlu.

Devrim Muhafızlarının bünyesinde Kudüs gücü de bulunuyor. Kudüs güçleri İran›ın direniş ekseni içinde yer alan grupların eğitiminde, silahlandırılmasında ve desteklenmesinde görev yapıyor.

Bu gruplar arasında Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Haşdi Şabi, örgütleri, Suriye’de Şii milisler ile Yemen’de Husi milisler bulunuyor.

Bu vekil güçleri, İran ordusunun içinde yer almasalar da olası bir saldırı anında İran’ı desteklemeye hazırdır.

*

Gelinen noktada, dünya başkentlerinde bu kadar tehdit ve saldırı hazırlıklarına rağmen ABD destekli İsrail’in İran’a hâlâ neden saldırmadığı sorgulanıyor.

Bunun bir sebebi bir de hedefi var. 

Hedefi, İran’a saldırı öncesi emrindeki vekil savaşçı güçleri zayıflatmaktır.

Sebebi ise İran’ın bilinenlerin yanında bilinmeyen askeri gücüdür. Çünkü İran’ın  nükleer enerji elde etmek için başlattığı çalışmalarda nükleer silah üretmeye başladığı iddia edilmektedir. İran ve İsrail arasındaki gerilim her geçen gün artarken, İran’da yerin 10 km altında kaydedilen 4.6 büyüklüğünde sarsıntının İran›ın nükleer silah denemesi yaptığı şeklinde yorumlanması ABD ve İsrail’in hesaplarını bozuyor…

İsrail’in hâlâ saldırmamasının bu sebebe dayandığı iddia edilmektedir.

*

Peki bundan sonra neler olabilir? İran ve İran’ın emrindeki vekil güçlerin geleceği ne olur? Bölge yeniden nasıl şekillenecek gibi sorular gerçekten cevaba muhtaçtır.

Eğer, Hizbullah gibi diğer vekil savaşçı örgütler de ağır darbelerle hareket kabiliyetlerini kaybederse ve İran’ın nükleer gücü planlandığı şekliyle ABD ve İngiltere desteğiyle imha edilir ise işte o zaman İran’ın kaleleri yıkılmış, surları çökmüş olacak. 

Bu korkunç hezimetin sonucunda İran yayılmacılığı son bulabilir, Hizbullah, Husi Hareketi ve Haşdi Şabi, ise ya yok olur veya silahlardan arınmış, içe çekilmeye ve ülkelerindeki diğer partiler gibi siyasi partiye dönüşmeye mecbur kalabilir.

Ancak vekil güçler ve İran, İsrail ve ABD güçlerine karşı güçlü bir direniş gösterebilirse savaşın seyri değişebilir. İşte o zaman İran bölgesel güç olmanın ötesine geçer.

Sonuçta Ortadoğu’da daha uzun bir süre savaş yayılarak devam edeceğe benziyor. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Asker

Peki bu durumda Türkiyenin savunmadaki rolü nedir,öyle ya terör devleti israilin esas hedefinin hep Türkiye olduğu söylenirken,ülkemizin İran kadar bilindiği gücü bir yana bilinmeyen gücü de var mı acaba!Bence vardır nasıl ki 80 yılda binlerce işe yaramaz heykellerle yurdumuzu donattıysak kemalist terör örgütünün bir de bilinmeyen düşmanları korkutan caydırıcı güce sahip heykelleri vardır!Kemalist terör örgütünden rica edelim,düşmanları tir tir titreten bu kahrolası heykelleri nereye sakladılarsa yerlerini söylesinler onları kullanalım!Bizim ne işimiz var yerli üretim silahla,kemalist terör örgütünün cephede savaşmak için hazırladığı heykelleri sayesinde ülkemizi koruruz!

.....

İsrail Türkiyeye saldırmaz çünkü Türkiye ve İsrail ABD nin orta doğudaki en iyi müttefikleri.. Sonra Türkiye israile ne zarar verdi ki...KURECIK açık, petrol akışı devam ediyor, Yunan limanları üzerinden ihracat devam ediyor..İsrail bize niye saldırsın ki...
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23