Medine’den Selamlar…
Rabbim, buralara gelmek isteyen tüm Müslüman kardeşlerimize, gelmeyi ve tez zamanda gelmeyi, nasib etsin inşaallah.
Sevgili okuyucular, kutsal topraklara ilk olarak, geçen sene umre niyetiyle gelmiştim.
Geçen sene Umre’ye gelmeden önce, buralara sık sık olmasa da, arada sırada gelenler, için şöyle düşünüyordum.
Ömürlerinde bir kere Hacc, bir kere de Umre yapanlar için, sözüm yok. Hacc Allah’ın emridir tamam. Bir kere gitmeye sözüm yok.
Ama defalarca umreye gidenlerin, gitmelerini yadırgayıp; Umre’ye gideceklerine, ‘Bir hayır kurumuna, Kur’an Kursuna, İslami vakıflara para yardımı yapsınlar.’ diye fikir beyan ederdim.
Fakat Kabe’yi ve Ravza-i Mutahhara’yı (Peygamberimizin Mescidi ve kabrinin bulunduğu mekân) gördükten sonra, bu söylemimden vazgeçtim.
Buraları görünce, daha önce tatmadığınız duyguları yaşıyorsunuz.
Çok çok farklı dünyalara dalıp gidiyorsunuz.
Medine’ye uçağımız akşama doğru indi ve pasaport kontrolünden geçtikten sonra, havaalanı binasından dışarı çıktığımızda, sıcak sıcak esen bir hava karşılıyor sizi…
Tıpkı bir ekmek fırınının ocağına yanaştığınızda, yüzünüze vuran bir sıcak gibi…
İlk anda bu sıcak hava ile karşılaştığınızda, zorlu geçecek günler bekliyorsunuz sanırsınız…
Fakat tam aksine günler geçtikçe, o sımsıcak hava, size adeta normal gelmeye başlıyor.
Hele hele İstanbul gibi, nemli havanın olduğu beldelerde yaşıyorsanız; buranın çok sıcak havası, sizi hiç rahatsız etmiyor, bunaltmıyor.
Alandan otele gelip, eşyalarımızı yerleştirdikten sonra, hemen Ravza-i Mutahhara’ya koştuk. Yatsı namazını eda ettikten sonra da, Peygamber efendimizi Selamladık.
Selamlama şöyle oluyor.
Medine’ye gelen Müslümanlar, Mescid-i Nebevi’ye ulaşıp, vakit namazını kıldıktan sonra; Bab üs-Selam (Selamlama Kapısına) gidiyor ve buradan mescide Esselamü Aleyke Ya Rasülallah, Esselamü Aleyke Ya Nebiyyallah, Esselamü Aleyke Ya Habiballah, Esselamü aleyke Ya Seyyid el-vvelîne vel-Ahirîn diyerek giriyor. Bu şekilde söyleyerek ve Es-Salatü ve-Selamü Aleyke Ya Rasülallah, Es-Salatü ve-Selamü Aleyke Ya Rasülallah ilave ederek, Peygamber Efendimizin kabrinin hizasına kadar geliyorsunuz. Burada Peygamber Efendimize hitaben, Esselamü Aleyke Ya Rasülallah, Esselamü Aleyke Ya Rasülallah diyerek 3 kere selamlıyorsunuz. Peygamberimizin hemen yanıbaşında Çehar Yar-i Güzin’den Hz. Ebu Bekir efendimizin kabri bulunmakta. Bu hizaya geldiğinizde de Es-Selamü Aleyküm Ya Eshabi Rasül-i Ebu Bekir diyerek, üç kere selam veriyoruz. Hz. Ebu Bekir Efendimizin hemen yanıbaşında Hz. Ömer Efendimiz medfundur. Bu hizaya geldiğinizde de, Es-Selamü Aleyküm Ya Eshabi Rasül-i Hz. Ömer diyerek, üç kere selam vererek, devam ediyor ve mescidin dışına çıkıyorsunuz. Buradan dışarı çıkarken, edeben sırtınızı dönmüyor, yüzünüzü Hz. Peygamber ve arkadaşları tarafına çevirip, geri geri çıkıyorsunuz. Dışarıya çıktığınızda, sizinle selam gönderen eş dost, akrabalarınızın ya tek tek isimlerini zikrederek, selamlarını iletiyorsunuz; ya da ümmetinden sana selam gönderenlerin selamlarını iletiyorum:
Es- Selamü aleyke Ya Rasülallah, diyerek selamları iletiyorsunuz.
Akabinde gönlünüzden geçen şekilde dua edip, Fatiha okuyorsunuz…
Bu işlemi istediğiniz kadar yapabiliyorsunuz.
Buna hiçbir tahdit ve kısıtlama yok.
Bu kapıdan çıktığınızda, tam karşı tarafta, yaklaşık 100 metre kadar uzaklıkta, Cennet ül-Bakî Mezarlığı bulunmakta. Buraya maalesef Âli Suud’un kısıtlaması damgasını vurmuş. Sadece Sabah namazından ve İkindi namazından sonra ve sadece erkeklerin, ziyaret etmesine izin veriliyor.
Cennet ül-Baki’de on binin üzerinde, sahabenin kabrinin olduğu rivayet ediliyor.
Ünlü sahabilerin kabrinin bile, nerede olduğu bilinmesin diye âdeta bir kasıt var sanki…
Kabristanı dolaşırken kur’an okuduğunuzun farkına varan görevliler, hemen yanıbaşınızda bitiveriyor ve “La Tagra’ Kuran – Haram! Haram!” diye hemen ikaz ediyorlar.
Ve hele hele dua ettiğinizi fark ettiklerinde, daha şiddetli bir şekilde “Dua Haram Haci! Haram!” diye bağırmaya başlıyor ve devam ettiğinizi fark ederlerse, şöyle ufaktan da bir itelemeye maruz kalıyorsunuz…
21 Eylül Cumartesi günü, Medine-i Münevver’nin bazı önemli vakalarının yaşandığı mahalleri, ziyaret ettik. Hz.Peygamber’in Amcası Şehidlerin Serdar-ı, Pehlivanların Pîri Hz. Hamza Efendimizin şehid olduğu, Uhud Savaşı’nın cereyan ettiği bölgeyi; Mescid-i Kıbleteyn (İki Kıbleli Mescid); Kuran’daki Tabiriyle Ahzap (Kabileler-Hizipler) diğer bir tabirle, Hendek Savaşı’nın cereyan ettiği bölgeyi; Peygamber efendimizin Mekke’den Medine’ye Hicret ettiğinde, Medine’ye ulaşmadan, hemen yakınlarında (7-8 KM) bulunan Kûba Köyü’nde 14 gün kalır. Bu 14 gün zarfında acele olarak, Müslümanlarla birlikte Peygamberin de bizzat çalışmasıyla, bir Mescid inşa edilir. Bu mescid, Kuba Mescidi’dir.
Bu yazıyı okuyan kardeşlerimden, bir istirhamım olacak.
Hacc veya umreye gelmek isteyen, tüm kardeşlerime…
İmkânı olan kardeşlerimiz, hemen acil olarak buralara gelmeyi programlarına alsınlar.
Ve ilk fırsatta gelmek için, acele etsinler…
Yaş kırka varmadan acele etsinler…