• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

İncecikten bir kar yağar…

29 Ocak 2022
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Kar yağıyor. Hastanenin penceresinden dışarıyı seyrediyorum. Trafik durmuş vaziyette. Araçlar beyaza bürünmüş haldeler. Yer gibi, yol gibi onlar da kefenlerini giymişler, hareket edecekleri vakti bekliyorlar. 

Kim bilir kaç kişi bu gece son yolculuğuna çıkmak üzere kefenlerini giydi, kabirlerine götürülmeyi bekliyor. Ama kar, onlara da yol vermiyor şu anlarda. Her varlığın ebedi sükûna ermesini ister gibi lapa lapa yağıyor kar. Her varlık, bilhassa şuurlu varlık insan, kendisini meşgul eden bütün suni düşüncelerden, beyhude, boş emellerden sıyrılsın ve ebedi hayatla ilgili yaşanacak gerçeklerle yüzleşsin istiyor. Gökten inmiş kefen gibi varlığı sarıyor, sarmalıyor.

“İncecikten bir kar yağar/ Tozar Elif Elif diye” dizelerini hatırlıyorum Karacaoğlan’ın. Elif zikri gaşyediyor ruhumu, duygularımı, latifelerimi. Elif’e vuslat heyecanı ürperiyor içimde. O’ndan geldik, O’na dönmekteyiz. Kar, büyük vuslatın ürpertisi gibi yağıyor içime.

Hiçbir kar tanesi diğerine benzemez diyor, ilim adamları. Sadece kar tanesi değil, artık atom altı parçacıkların bile birbirine benzemediği keşfedilmiş durumda. Ahadi tecellilerin gözle görülür ayetleri sökün edip üşüşüyor müfekkireme. Allah’ın bir ve tek oluşunu okuyorum her bir kar tanesinde ben de.

Bu nasıl bir intizamdır ki, milyarlarca kar tanesi yağarken gökten fırtınalar eşliğinde, yine kendi aralarındaki mesafeyi koruyarak iniyorlar yere, birbiriyle bütünleşip büyük kütleler haline dönüşmüyorlar inerken üzerimize. Ya yerdeki gibi gökte de çığlar oluşsaydı ve üzerimize öyle yağsaydı kar, nice olurdu halimiz. Rahmet nasıl azaba dönüşürdü o zaman. Bereket nasıl silinir giderdi bahar sofralarından. Her kar yağışı, korkuya dönüşürdü içimizde ansızın gelen felaketler gibi. Kimse doya doya seyredemezdi o zaman karın yağışını. Şimdi mecaza yükleyerek söylediğimiz kefen ifadesi, kar hakkında hakikat olurdu o vakit.

Yağdığı zeminin her yanına hep aynı kalınlıkta yağması dikkatimi çekiyor karın. Rüzgâr esiyor, bazen fırtınaya dönüşüyor fakat kar, bu ölçülü, bu intizamlı yağışını aynı şekilde sürdürüyor. Böylece kar, nasıl bir Mukaddir ve Müdebbirin vazifeli memuru olduğunu açıkça gösteriyor.

Trafik kilitlenmiş durumda. Gördüğüm araçlar saatlerdir aynı yere mıhlanmış gibi. Bazı araç sahipleri kontak kapatarak aracını olduğu yerde bırakıp gideceği yere yayan gitmeyi yeğliyor. Kim bilir kaç saatlik yolu yayan yürümeyi göze alıyorlar. Bindiği aracın markası hiçbir işe yaramıyor. En lüks, en konforlu araçlar da sahiplerine bu gece vefasız davranıyor. Ya da asıl sahip ve maliklerinin kim olduğunu hatırlatıyor, ihtar ediyor. O’nun izni olmadan bir santim yol gidilemeyeceğini gösteriyor.

Yağan kar sebebiyle, her biri kardan adama dönmüş birkaç genç kardan adam yapıyorlar… Biraz ötede çocuklar kartopu oynuyorlar. Seslerini duymuyorum, fakat hareketlerinden cıvıl cıvıl oldukları anlaşılıyor. Ve gördüklerim bana gençliğimi, çocukluğu hatırlatıyor.

İzmir’de ilk karı gördüğümde üç yaşlarındaydım. Bahçemiz, akşam yağan karla bembeyaz olmuştu. Sabah erken vakitte bahçeye çıkınca şaşırmış, anneme seslenerek her tarafı badanalamışlar, demiştim. İzmir’de ne zaman kar yağsa evde benim bu çocukluk hatıram hatırlanır, tebessüme sebep olurdu.

Dışardaki gençlerin kar altında kardan adama dönüşleri, bana gençliğimi ve şimdiki saçı sakalı bembeyaz olmuş halimi çağrıştırdı. Gençliğimizin vefasız dost gibi bizi bırakıp gitmesi, ihtiyarlık halinin bütün bedenimize sinmesi seyrettiğim dışardaki manzara ile ne kadar benzeşiyor. Trafiğin durduğu gibi bir gün hayat yolculuğumuz da duracak, iman ve amelimizin keyfiyetine göre ötedeki yolculuğumuz devam edecek.

Ölümü ve ölüm sonrası hayatı hatırlatan yatsı ezanı okunmaya başladığında bunları düşünüyordum. Abdestimi aldım, namazımı eda ettim. Sanki bu gece bana her şey ölüm habercisi gibi idi. Ölmeden önce ölmesini bilmek için işte fırsat dedim. Kendimi kabre kadar teşyi ettim…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sayın Erdoğan

Kar ile öte aleme güzel bir yolculuk yapmışsınız.Bir günde bu yolculuk sırasında boşanılan eşten yasal yollarla alınan,ancak haram olan süresiz nafakadan bahsetseniz,yolculuğun bitişinde cennete varma olasılığımızın artacağını düşündüğümüzde,bir yazar olarak ne kaybedersiniz veya bu yola baş vurmuş hanımlar neyi kazanır?

A yolcu

Hocam Rabbim hayırlı şifalar versin ALLAH ın Rahmeti bereketi üzerinize olsun
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23