Mursi ve İhvan nefreti, despotizm tutkusu

21 Haziran 2019 Cuma

Sorulabilecek en şapşalca, en ahlaksızca soruyu Sözcü’de Emin Çölaşan sormuş: “Mursi acaba bizim şehidimiz midir?” Uzun yıllar boyunca sıraladığı klişe gerekçeleri sıralayıp kendi kendine vermiş cevabı: “(Mursi bizim şehidimiz) değildir, hiç değildir?” Zannediyor ki; şehadet makamı dahi din edindiği Kemalizm’in onayından geçmek zorundadır. 

Cehalet ve fanatizm zirveleri zorladığı için Misak-ı Milli dışında verilen savaşlarda şehit olunamayacağını varsayıyor. Bu sebeple feryat ediyor, yırtınıyor; “nasıl olur da Diyanet’in talimatıyla camilerde Mursi için gıyabi cenaze namazı kılınır!” Çölaşan karakter edindiği arsızlığına hiç fasıla vermeden söylemlerine devam ederken militan laikliğin ‘İslamcı-şeriatçı’ suçlamasına da sarılıyor, emperyalist ve despotik rejimlerin İhvan-ı Müslimin’i ‘terör örgütü’ olarak yaftalamasından da medet umuyor. 

Emin Çölaşan her ne kadar ciddiye alınmaya değmez gözükse de Türkiye’de askeri vesayet adına konuşan, Kemalist oligarşi namına apoletli medyada konuşlandırılan bir prototiptir. Yılmaz Özdil ve Soner Yalçın’ın askeri bir darbeyle devrilen Muhammed Mursi’nin mahkeme salonunda vefatı ve Türkiye’nin hemen her camisinde kılınan gıyabi cenaze namazları için kaleme aldıkları yazılar da aynı öfkeyi, nefreti ve düşmanlığı ihtiva ediyordu. 

Batı’yla Aşk, İslam’la Kavga Yaşıyorlar 

İhvan sevgisi”nin Atatürk Türkiyesi’ne nasıl büyük bir ihanet olduğundan başlayıp, “Hilafet yanlısı İhvan-ı Müslimin’i İngilizler kurdurdu”ğuna kadar tipik kara propaganda unsurları milyonuncu defa tekrar ediliyordu. İngilizler kuruyor, Almanlar yönlendiriyor, Amerikalılar sol-sosyalist hareketlere karşı destekleyip büyütüyor gibi Kemalist-sol örgütlerin klasik ajitasyon ve propaganda teknikleriyle harmanlanmış bu yazılar nasıl bir hikaye anlatmayı ve hangi davranış modelini ortadan kaldırmayı hedefliyor acaba? 

İhvan sevgisi” diyerek tahfif ettikleri, kınayıp ayıplamaya kalkıştıkları şey esasen kendilerinin en rezil ve zelil yöntemlerle savunageldikleri cunta sevgisi ve askeri vesayet tutkusudur. Hasan el-Benna’nın hayat hikâyesi, kurduğu örgüt, yaptığı işler, kaleme aldığı eserler ve İslam coğrafyasına bıraktığı şeref ve haysiyet timsali miras ortadadır. 

Seyyid Kutup’un Fizilal-il Kur’an tefsirinden başlayıp Yoldaki İşaretler, İslam-Kapitalizm Çatışması, İslam’da Sosyal Adalet, Kur’an’da Kıyamet Sahneleri, İstikbal İslam’ındır kitaplarını ümmet coğrafyasının en ücra köşelerinde dahi hâlâ coşkuyla okunur kılan şehadete nasıl yürüdüğüne dair bıraktığı kutlu miras da aşikâr olarak ortadadır. İhvan-ı Müslimin kurulduğu dönemden itibaren hem İngiliz sömürge yönetimine hem de işbirlikçisi Kraliyet despotizmine karşı halkı bilinçlendirmiş, örgütlemiş ve mücadeleye sevk etmiştir. 

Tağuta Kul ve Militer Rejimlere Dost Olmuşlar

Darbeci General Sisi Avrupa Birliği, Amerika, Rusya ve başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinde başka bir sebeple değil sadece ve sadece Müslüman Kardeşler’e savaş açtığı için büyük bir itibar görüyor. Kral Selman, Donald Trump, Vladimir Putin ve Angela Merkel arasında adeta kucaktan kucağa dolaşan Sisi’nin misyonu Hasan el Benna ve Seyyid Kutup çizgisini İslam coğrafyasından kazıyıp atmaktan ibarettir.

Mustafa Kemal’in Türkiye’de, Hafız Esed’in Suriye’de, Saddam Hüseyin’in Irak’ta, Cemal Abdunnasır’dan Abdulfettah Sisi’ye kadar Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek’in Mısır’da, Habib Burgiba’nın Tunus’ta oynadığı rol birbirinden ayrı ve bağımsız değildir. Bu rol İslam’ın kamusal alandan olabildiğince kazınması, Müslüman toplumun yerelde despotik iktidara küresel planda emperyal siyasete angaje etmeye yönelik bir stratejidir. Cihadist İslam, radikal İslam, şeriatçı İslam gibi tabirler sömürgeci politikaların, kapitalist ve seküler hayat tarzını yaygınlaştırmanın tipik birer etiketidir.

Muhammed Mursi ve İhvan-ı Müslimin hareketi ortaya koyduğu fikri ve siyasi örgütlenme modeliyle, mücadelesiyle Amerika, Rusya ve Avrupa’yı olduğu gibi Suudi Arabistan, İran ve Esed rejimlerini de tedirgin ediyor. Hasan el Benna, Seyyid Kutup, Abdülkadir Udeh gibi Muhammed Mursi’nin şehadeti dolayısıyla Müslüman Kardeşler için sonunu, iflasını, bitişini ilan için tuhaf bir yarış görülüyor. Müslüman toplumları Sisi ve Esed gibi, Hamaney ve Bin Selman gibi işbirlikçi liderler marifetiyle ilelebet Amerika ve Rusya arasında yönetebileceklerini zannediyorlar.

Türkiye’de Tek Parti ve Tek Adam dönemine, 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a değin Müslüman halka karşı namlu doğrultulmuş, tesettürden Kürtçe’ye türlü yasakları, zulümleri icra etmiş Kemalist oligarşinin artıkları elbette el Benna’ya, Kutub’a, Mursi’ye, İhvan’a, İslami mücadeleye düşmanlık ederler. Bu düşmanlıklarını yalan, iftira ve çarpıtmalarla beslemelerinde şaşılacak bir şey yok. Aynı şekilde burada İstiklal Mahkemeleri’ne, Genç Subaylar Cuntası’na, Post-Modern darbecilere yaltaklana yaltaklana demokrasi, ilericilik ve aydınlanma pazarlayan edepsizler güruhu, Beşşar Esed ve Abdülfettah Sisi gibi katillere tabii ki selam durup sadakat bildirecekler.

Sisi cuntası Suudi Arabistan ve Amerika’nın açık desteğiyle Rabia ve Tahrir meydanı başta olmak üzere binlerce Müslümanı sokaklarda katletti, yüz binlerce insanı işkence merkezi gibi işleyen zindanlara tıktı. İdam sehpaları kurup gencecik fidanlara kıydı. Fakat İslami mücadele Mısır’da boyun eğmiyor, vaz geçmiyor aksine ahlaki ve hukuki temelde mücadelesini sürdürüyor. Büyük sıkıntılar, zorlu imtihanlar sabır ve tevekkülle karşılanıyor ve Allah-u Teâla’yla yapılan akitler tazeleniyor. Al-i İmran Suresi 140. Ayeti kerimede Allah-u Teâla mealen şöyle buyuruyor: “Size bir yara dokunduysa, o yaranın bir misli de o topluluğa dokunmuştur. Günleri Biz insanlar arasında böyle çeviririz, tâ ki Allah, iman etmiş olanlarınızı ayırt etsin ve içinizden şehitler çıkarsın. Yoksa Allah zalimleri sevmez.

Keşke bizi dinleseydiler, tavsiyelerimize kulak verseydiler, hiç iktidar iddiasında bulunmasaydılar, Amerika’yla iyi geçinseydiler, Rusya’yla yoldaş olsaydılar, İran’a karşı Suudi Arabistan’a yaslansaydılar, Suudi Arabistan’a karşı İran’la işbirliği yapsaydılar, Atatürk’ün izinde olsaydılar gibi doğrudan nifak ve fısk alameti sayılan söylemlerden kaçınanlar için şu ayet ve benzerlerini güzelce okumamız gerekiyor.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • YusufYusuf21 gün önce
    Tam yerinde tesbitler..Umarizki başta reisimiz ve üst duzeydekiler dikkate alırlar. Birde A. Dilipak, Yusuf kaplan, S.Ozisiklerinde yazilarinda önemli tedbirleri var. Yoksa bu işin sonu hüsran...
  • YusufYusuf21 gün önce
    Tebrik ederim. Güzel tesbitler...
  • süreyyasüreyya25 gün önce
    Çok şeyi anlatan muhtesem bimakale Allah ccrazı olsun sizden,ümmeti muhammedi islam çatısı altinda bir ve beraber küffara karşi galib eylesinamiin
  • abdulmetinabdulmetin25 gün önce
    Erkmen; batı bir şeyler karıştırdığı zaman adam mı seçiyor sanıyorsun? ya da milliyet mi arıyor? sen kendi ırkını savunuyor gözükürken, hakir gördüğün arap halklarını veya ırkını toprağa gömüyorsun, Peygamber s.a.v. efendimizin de arap ırkından geldiğini unutmu!!!
  • CEVDETTCEVDETT25 gün önce
    Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.(TEVBE:111)
  • doğrucudoğrucu25 gün önce
    bu adamın adı zaten çöl ajanı olarak geçer hayatını yazarlık olarak göstersede aslında emperyalistlerin para verip kalem oynattığı bir ajandır örnek 1991 körfez savaşında hesabına bugünki para ile 3 milyon tl nereden yatırılmıştır karısıda hakim olarak zaten partacı olarak biliniyor örnek mahkeme baskını
  • takiitakii25 gün önce
    saddam 1991 de yenildi daha 14 yıl yönetti ne istifa ne mahkeme ne seçim kaddafi yönetti 40 yıl mübarek yönetti 40 yıl esat yönetti 40 yıl suudlar 40 yıl vehhabiler 40yıl eee siside yönetir bir 40 yıl hücrelerde var krallık sultanlık
  • ErkmenErkmen25 gün önce
    Mustafa Kemal’i Hafız Esad, Saddam Hüseyin, Enver Sedat gibi arap diktatörler ile bir tutmak, aynı amaca hizmet ettiğini söylemek hem tarihi bilmemek hem de açık bir kötüniyet göstergesidir. Sisi ile bir tutmanın cehaletin ötesinde hakaret anlamına geldiğini de unutmamak lazım,ama neyse ki ülkemizdeki sınırlı bir güruhun haricinde Atatürk sevgisini bu milletin kalbinden atmak mümkün değildir.
  • abdulmetinabdulmetin25 gün önce
    yüreğine sağlık sayın yazar, güzel bir yazı olmuş dahili ve harici kefere severler istiyorlar ki! ihvan da onların dümen suyuna girsin, batının piyonu olsun.. ihvana ve önceki yöneticilerine/büyüklerineselam olsun, muhammed mursi dostumuza rabbim rahmetini esirgemesin amin..
  • AraştırmacıAraştırmacı25 gün önce
    İman -küfür savaşı bitmemiştir, bitmeyecektir, şiddetlenmiştir.Ataistler, komünistler, sosyalistlerin hepsi demokratlıkları, hümanistlikleri kendilerinedir. Onların tek düşmanı müslümanlardır.Bunların hepsinin başı Amerikada konuşlu emperyalist, satanist masonlardır. Öncelikli amaçları Mısır'daki ataist Firavunizmi, Irak ve Suriyedeki Nemrutizmi ihya ederek şeytanın ahdini yerine getirmektir. Bunun avcı kolları komünizm, sosyalizm, faşizm, kemalizmdir, hedef tüm müslümanlardır. Bizim en büyük silahımız imanlı ve takvalı nesiller yetiştirmektir. Amerika ve batıda yükselen ;slami gençliği öğütmek için IŞID icat edildi, müslüman ülkelerdeki gençliği öğütmek için mezhep savaşları, FETÖ, BOKO HARAMLAR icat edildi.Neslimizi tahkiki imanla donatarak ibadetlerini ifa eder hale getirmek için gayret edersek ZAFER İSLAMINDIR:
  • bozan acarbozan acar25 gün önce
    unutmayınız ki hak ve batıl mücadelesi kıyamete kadar sürecektir.anlayana sivrisinek anlamayana davul zurna....herkes kendi tarafıyla hesaba çekilecektir.kimileri cennet için kimileri cehennem için mücadelesini sürdürüyor!
  • DermanDerman25 gün önce
    Allah razi olsun kardesim hayirli cumalar .derin bir analiz,mest oldum.Allah cc yar ve yardimcin olsun.
  • avbavb26 gün önce
    kalemine sağlık.

Günün Özeti