Beka seçimi
Bir önceki seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan terör tehdidine atfen, seçimlerin bir beka meselesi olduğunu söylediğinde bu söylemi abartılı bulanlar olmuştu. Ak Parti ve müttefiki partiler önümüzdeki seçimler için yine beka temelli bir seçim kampanyası düzenlemekle birlikte odağı söylem yerine pratikte ne yaptıklarını/yapacaklarını göstererek halkın teveccühünü kazanmaya çalışıyorlar. Bu bağlamda terörü bitiren ve ülkeyi bölgesel bir güç haline getiren silah sanayisiyle puan toplamaya çalışıyorlar.
Gerçekten de son dönemde terör hiç olmadığı kadar darbe yedi ve nerdeyse örgütün silah bırakmasıyla bırakmaması arasında pek bir fark kalmadı. Çünkü elinde silah olsa bile mağaralardan çıkamıyorlar. Ortada bariz bir başarı var. Ancak dikkat edilirse dağda biten örgüt şehirdeki uzantıları üzerinden hiç olmadığı kadar cesurca söylemlerde bulunuyor. Öcalan’ı özgürleştirmekten tutun, tüm tutukluları salıvermeye kadar, sanki savaştan galip gelmişçesine iddialı ve de bu ülke için korkunç sözler sarf ediyorlar.
Bu cesareti şüphesiz ki iktidar olmak için devletin egemenliğini ve halkın güvenliğini takas için kullananlardan alıyorlar. Maalesef Kemal Kılıçdaroğlu herhangi bir Cumhurbaşkanı adayı gibi davranmıyor. CHP’nin terör örgütü ve uzantılarıyla haşır neşir olmasında Kılıçdaroğlu’nun rolü gözden kaçıyor gibi. Kılıçdaroğlu CHP’de kendisinin bile beklemediği mevcut kariyerine sahip olmasaydı belki de siyasete HDP’den girerdi. Dolayısıyla kendisinin Cumhurbaşkanı olmasıyla bir HDP’linin Cumhurbaşkanı olması arasında pek az bir fark kalıyor.
Bu, meselenin sadece bir yüzü. Geçtiğimiz günlerde bir iftarda İran, Suriye, Irak ve Türkiye ile Ortadoğu İşbirliği ve Barış Teşkilatının kurulacağını söyledi. Bu üç ülkede de Şiilik hakim olunca insan ister istemez Kılıçdaroğlu’nun bilinçaltında mezhepsel bir bölgesel ittifak kurmak istediği fikri geliyor. Çünkü Ortadoğu’da başka ülkeler de var ama hiç bahsini yapmadı. Mesela Azerbaycan neden bu birliğe dahil edilmez? Katar’ı sevmezler tamam da BAE niye zikredilmez? Acaba daha milliyetçi takılan bir ortama girdiğinde hazirunun gönlünü hoş etmek için bir Türk birliği vaadinde mi bulunacak? Vaatlerin hesabı sorulmuyor nasıl olsa.
Muhalefet maalesef gelecek için iyi şeyler vaat etmiyor. Bir hizmet yarışı yok. Hükümet hızlı tren yapıyorsa biz daha hızlısını yaparız ya da onların Ay’a çıkma hesabı varsa biz Mars’a çıkacağız gibi vaatleri yok. Öyle görünüyor ki savunma sanayisi gibi gözde sektörleri geliştirmek yerine çökertecekler. Çünkü ortakları öyle istiyor. Öte yandan bir terör örgütü liderinin çıkıp “Ak Parti-MHP ikilisi iktidarda kalmaya devam ederse biz biteriz” demesi mevcut hükümetin başarısının nişanesidir ve iktidarda kalmasının ne kadar elzem olduğunun göstergesidir. Aynı örgüt liderinin kurtuluş için umudunu muhalefete bağlaması kimin bu ülkenin başında olmaması gerektiğinin delilidir.
Mesele sadece güvenlik mi diye sorulabilir. Evet, ekonomi de önemli. Peki, ülkeyi IMF’e teslim etmeyi vaat etmek midir çözüm? İstanbul Havalimanını kapattığınızda 100 bin, savunma firmalarını kapattığınızda 100 bin, faizleri artırdığınızda 1 milyon işsiziniz olur. Daha fazla örnek de verilebilir. Sonuç olarak geçici pahalılığın yerini kalıcı işsizlik alacak. Bunlar bir iddia değil, muhalefetin kendi söylemlerinden ortaya çıkarılan sonuçlardır.
Sonuç olarak gerçekten de bir beka seçimi yapılacak. Muhalefete yapışan devlet düşmanları kendi bekaları için devletin bekasını tehlikeye atacak. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan değil bizzat kendileri söylüyor. Bakalım son sözü söyleyecek olan halk ne diyecek.