• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
19 Ekim 2020

Türkçenin Cenaze Töreni

Bu haftaki eserimiz, “Türkçenin Cenaze Töreni 1. Türk Dil Kurultayı” ismini taşıyor. Yazar Yayınlarından çıkan kitabın müellifi D. Mehmet Doğan.

D. Mehmet Doğan, dilimiz üzerine yapılan soykırımları yazmaya-konuşmaya devam ediyor.

Bu kitabı da onlardan birisi! Dilimizin kökeniyle bağını hercümerç edenlerin niyetlerini ve yaptıklarını ortaya çıkarıyor.

İlk defa 1932 yılında yapılan Türk Dili Kurultayı hakkında bilgi vererek kitaba giriş yapan D. Mehmet Doğan şunları söylüyor:

“İlk Türk Dil Kurultayı, Osmanlı düşmanlığı, Türk ve Türkçe hamaseti yanında, Türkçenin batı dilleri ile aynı kökten olma iddiasına dayanan ‘tez’lerin okunması, konuşmaların yapılması şeklinde 10 gün sürmüştür.

Dil devrimi, gerekçeleriyle uyumlu bir hareket olarak başlamamış ve gelişmemiştir. Köklü ve zengin Türkçe tahrib edilmiş ve fakat yerine aynı güçte bir dil varlığının konulması mümkün olmamıştır. Zaten böyle bir dil yapmak imkânsızdı, fakat Türkçeye büyük hasar verdirilmiştir.

…………..

Bu hasarlara kitaptan iki örnek verelim.

“Dil inkılabının ilk işaretini kim verdi? İlk ‘öztürkçe’ konuşmayı kim yaptıysa o!

İlk öztürkçe nutuk, İsmet Paşa tarafından 18 Şubat 1929’da verilmişti. Konu lügat/sözlüktür, ilim terimlerinin tespitidir.

Haber Cumhuriyet’in 19 Şubat 1929 nüshasında şöyle sunulmaktadır:

‘İsmet Paşa’nın ilmi ıstılahatı (terimleri) tespite memur encümene (komisyona) riyaset buyurduklarını (başkanlık ettiklerini) ve bir nutuk irat ettiklerini dün yazmıştık. Ankara muhabirimiz dün bu nutkun âtideki (aşağıdaki) metnini bildirmiştir.

………………

-‘Önlü efendiler! Türkçemizin söz kitabı bizim için çok yüzlükten beri sezdiğimiz bir eksiktir. En nihayet bu eksik te tamamlanmak için cumhuriyet yaşayışına kavuşmağı bilmiştir, beklemiştir. Acı ile anmalıyız ki, şimdiye kadar dilimiz sınırları açık bir yurt kalmıştır.

Bu yurdun içine girmek suçsuz bir dalış idi. Daha fena ve acıklı olan, vatan çocuklarının bu dalışı kendilerinin arayım özlemesidir’. (Vah ki vah! HÖ)

Konuşmanın tamamında o zaman bilinmeyen, bugün de anlamını bilmemiz mümkün olmayan bir hayli kelime vardır.

‘Yuca, değimli, diyelemek, tutam, durgulamak, durgulu, erim, gidek, yarlama, dikimli, keser, hayışlı, dikim, varlamak’…

………………

Dilimizin nasıl perişan edildiğini görmek için yine kitaptan iki telgraf metni sunalım.

-“Dil bayramından ötürü, Türk Dili Araştırma Kurumu genel özeğinden, ulusal kurumlarından birçok kutun bitikler aldım, gösterilen güzel duygulardan kıvanç duydum. Ben de kamuyu kutlarım”. (26 Eylül 1934)

-“Dil bayramı münasebetiyle Türk Dil Kurumu’nun hakkımdaki duyularını bildiren telgraflarından çok mütehassis oldum. Teşekkür eder, değer çalışmalarınızda muvaffakiyetlerinizin temadisini dilerim”. (27 Eylül 1937)

Ezcümle:

Bu kitap dilimize vurulan darbeyi bilmek-anlamak ve bugün hâlâ dil çıkmazında neden süründüğümüzü görmek isteyenler için tavsiye edilir.

Kitap hakkında: Yazar Yayınları; 

0312-232 05 71 www.yazaryayinlari.com

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Eşşeği dövemeyen semeri dövüyor

İnönü, M. kemalin kuklasıdır. Ondan izinsiz helaya dahi gitmemiştir.
  • Yanıtla

islami dedikleri basın içlerinde en berbatı

Türkçeyi öldüren çemiş türk gazeteleri ve kazma türk televizyonlarıdır. (Flaş, flaş, flaş; şok, şok, şok) Halbuki Amerikada ve İngilterede ingilizceyi yaşatan tv ve gazetelerdir; ingilizceyi onlardan öğrenirsiniz.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23