Safranbolu, Bartın, Amasra
Hayattaki seviyenizi, birlikte yürüdüğünüz insanların seviyesi belirler; zira ‘hem-hâl’ olduklarınızla ‘bir-hâl’ olursunuz”. İhsan Fazlıoğlu.
Dünkü seyahat izlenimlerimizden bugüne kalanlar ile devam edelim. Aynı gün içerisinde Safranbolu, Bartın ve Amasra’ya uğradık.
Safranbolu, Covid-19 salgınından sonra bu yılın ilkyazından itibaren, yerli ziyaretçi çoğunlukta olmak üzere eski ilgisine kavuşmaya başlamış.
Konak işletmecileri ve esnaf içerisinde yerli işletmeciler memnuniyetlerini dile getirirken, dışarıdan gelen işletmeciler, turiste ve tarihe paragöz baktıkları için şikâyetçi.
Üstelik devlet desteğini de en çok bunlar almasına rağmen. Tabi desteği Safranbolu için alıp, başka yerlerdeki yatırımlara aktardıklarını söylemiyorlar.
Safranbolulu yerli yatırımcılar da yine devlet desteğinden oldukça istifade etmişler. İki yıl öncesine kadar 10 civarında olan lokum üreticisi devlet desteğiyle 30’a çıkmış.
Tarımdan sanayiye, hayvancılıktan turizme kadar irili ufaklı tüm işyeri sahiplerine devlet desteği verilmiş, onlar da almış ve niyeti rızkını kazanmak olanlar işlerini pek güzel yoluna koymuşlar. Buna rağmen nankörlüklerinin gereği şikâyet edenler de yok değildi.
İhsan Fazlıoğlu’nun yukarıdaki sözüne tekrar bakarak geçelim.
•
Amasra, doğa manzarası olarak ülkemizin Cennet köşelerinden birisidir. Amasra’yı Cennete benzetenlerden birisi de Fatih Sultan Mehmet’tir. Oraya geleceğim.
Amasra’da neredeyse yaşamayan uygarlık yok gibi. İlk yerleşenlerin kimler olduğu net değil ama Hititler, Fenikeliler, İonyalılar, Persler, Makedonlar, Pontoslular, Bizanslılar ve Romalıların yaşadığı bilinmektedir. Ayrıca 13. yüzyılda İtalyan tüccarların da burada bir süre kaldığı yine tarihin not ettiği bilgilerden.
Amasra’nın fethi savaşsız gerçekleşir. Fatih Sultan Mehmet, fetihler yapmak üzere Amasra, Kastamonu ve Sinop’u seçer.
1460 yılında, Üsküdar’dan avlanmak bahanesiyle yola çıkarken, Veli Mehmet Paşa Komutasındaki Osmanlı Donanması da denizden hareket eder.
Fatih, Bolu civarına geldiğinde; Kastamonu, Sinop civarına hâkim olan İsfendiyaroğulları’nın Beyi İsmail Bey, Fatih’e biat ettiğini bildirir.
Ekim ayında ise Fatih karargâhını Bartın’da, bugünkü “Orduyeri’ne” kurar. Donanmayla haberleştikten sonra Amasra’ya intikal ederek, şehre hâkim noktada bulunan “Bakacak Mevkiinden” temaşadan sonra “savaşmadan fethedilmesini isteyerek”, tarihi şu sözü söyler:
“Lala, Lala, Çeşm-i Cihan (dünyanın gözü) bu mu ola”! Dedikten sonra savaş yapılmadan Ceneviz Senyoru’ndan Amasra teslim alınır.
•
Bartın’ın tarihi de Amasra’nınki kadar eskidir. İki defa Türklerin eline geçmiş, son olarak yine Fatih döneminde tamamen Osmanlı topraklarına katılmış.
Malum Bartın son günlerde sel afetiyle anılan bir ilimizdi. Devletin şefkatli eli Bartın’ın yarasını kısa sürede sarmış. Hayat normale dönmüş.
Ezcümle:
Dünyanın en zengin tarihine sahibiz. Gördüğüm şehirlerde tarihi sahiplenmemiz gerekirken, turizm ve para odaklı hareket edildiği için gelen yabancılar ve yerliler, tarihimizi ne anlayabiliyor ne de anlatılabiliyoruz. Maalesef iyi olanlar da arada kayboluyor.