• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Necip Fazıl Ödülleri

03 Ocak 2024
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

“Ne ağır imtihandır başındaki Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya”?

Star Gazetesi tarafından 10 yıldır düzenlenen Necip Fazıl Ödülleri programında Cumhurbaşkanımızı dinlerken, Üstadın Sakarya Türküsü şiirindeki bu iki mısraı zihnimde dolanıp durdu.

“Ehli vicdan ve iman kimseler” ne demek istediğimi anlayacaklardır. Sanki Üstad Sakarya Türküsünü Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın geleceğini görüp de yazmış gibi hissim yıllardır devam ediyor.

“Ehli vicdan ve iman” ayrıntısını üstüne basarak her defasında söylemek istiyorum ve dillendirmeye de devam edeceğim.

Çünkü R. Tayyip Erdoğan’ı; inkârcı, şirkçi, münafık, ikiyüzlü, riyakâr, mendebur kimselerin anlamasını ve takdir etmesini beklemiyorum.

Yalnız Reis’in ve Reisi destekleyen milletimizin sayesinde bir yerlere gelmiş, gelişinin öncesini unutup, sahip olduğu -şimdi bir de onu sıralamayayım- şeyler karşısında; “Ben oldum, benim, ben olmasam” diyerek; kimyasını, kişiliğini, inancını, dünyalık çıkarlarına ve nefsine uyduranlar anlasın yeter. Şimdilik bu kadar kâfi!

Ödül gecesinde, ödül alan ilim-fikir-sanatçı ve yazarların konuşmasını izlediyseniz, özellikle Sema Bayar ile Figen Yaman Coşar’ın konuşmaları bile Türkiye’nin son 20 yılda nereden nereye geldiğini idrak edebilmek için yeterliydi.

Mesela Figen Yaman Coşar’ın yıllar önce TBMM’nin açtığı şiir yarışmasında, birinci gelmesine rağmen, İmam Hatip Lisesi öğrencisi olması hasebiyle TBMM’ye sokulmadığı, nasıl bir Türkiye’den bugüne gelindiğine dair binlerce örneklerden birisidir.

Bu sebeple Erdoğan’ın devletimiz ve milletimiz adına kendisine yol arkadaşı seçtiği ve “seçtirdiklerinin” alıp verdikleri her nefeste bu milletin hakkı vardır.

Ödül gecesinde Cumhurbaşkanımızı dinlerken hep bu sözler aklımda ring yaptı. Bu hak meselesini vekillerden, belediye başkanlarına, bürokrasiden teşkilatlara kadar her insan şapkasını önüne koyarak, ahirette vereceği kişisel hesabına değil, Reis’in üzerinden milletin hesabını verip veremeyeceğine tam iman etmelidir.

Meramımı iyice anlatabilmek için sözü, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın 2024 yılı münasebetiyle yaptığı konuşmasından bir bölümle nihayetlendirelim:

Siyasi ve sosyal mühendislik projeleriyle çok vakit, çok enerji, çok insan kaybettik. Hedeflere giden meşakkatli yolda sürekli yeni sınamalarla yeni sıkıntılarla ve yeni engellerle karşılaştık.

Terörle mücadeleden ekonomik tuzaklara kadar pek çok alanda yaşadığımız sorunların temelinde büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasını engelleme amacı vardır.

Ülke olarak biz kendi potansiyelimizi ve imkânlarımızı etkin şekilde kullanmayı sürdürdükçe bu mücadele daha da sertleşecektir.

Çünkü Türkiye’nin büyümesi demek, asırlardır bizim tökezlememiz sayesinde dört bir yanımızda rahatça at koşturanların hesaplarının bozulması demektir.

Bizim güçlenmemiz demek, kendi refah ve güvenlikleri için diğer herkesi araç olarak kullananların, sömürenlerin, ezenlerin düzenlerinin sonuna gelinmesi demektir.

Bizim sesimize daha çok kulak verilmesi demek, dünyanın her yerindeki hak, adalet, özgürlük ve vicdan arayışlarının güçlenmesi demektir”.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23