Mehmed Akif ve Nasrullah Camii Konuşmaları
Cumhurbaşkanımız Erdoğan “Kurtuluş Mücadelesi Veriyoruz”, “İstiklal Mücadelesi Veriyoruz” derken siyaset yapmıyor, laf olsun diye söylemiyor.
Böyle anlayan yerli ve milli düşünce sahipleri varsa, lütfen Milli Mücadele yıllarına dair hatıratları okuyarak, o günden bugüne bir yolculuk edip, bugünleri değerlendirsinler.
Yerli ve milli ifadesini bilerek yazıyorum. Çünkü İstiklal Mücadelesi yıllarında devletimizi ve milletimizi manda yapmak isteyenlerin bugünkü ürünleri, hâlâ aynı yerde durup, aynı gayelerine devam etmektedirler.
İsterseniz gelin, 1920’lerden 2022’ye girerken, aktörlerin değiştiğini ama Türkiye’yi manda yapma, köleleştirme, sömürgeleştirme zihniyetinin devam ettiğini görmek için İstiklal ve İslam Şairimiz Mehmed Akif’in, 19 Ekim 1920 ve sonraki günlerinde, Kastamonu Nasrullah Camii’ndeki vaazlarından bir kısmına bakalım:
•
Mehmed Akif, İnebolu üzerinden Kastamonu’ya gelir ve Sebilürreşad Dergisi’ni de Eşref Edip Bey’le burada çıkarırlar.
İstiklal Mücadelemizde “pek görülmek istenmeyen” oysa esas kahramanlarının başında Mehmed Akif, Eşref Edip ve Sebilürreşad Dergisi gelir.
Keşke Milli Eğitim Bakanlığımız, Sebilürreşad’ın hiç olmazsa o sayılarındaki konuşmalarını kitaplaştırarak, okullarda okutabilseler. Geçelim.
Adı üstünde Mehmed Akif Ersoy bir İslam şairidir. Dolayısıyla bir İslam şairi elbet konuşmasına Kur’an-ı Kerim’den ayetlerle başlayacaktır. Öyle yapar ve ayetlerin tefsiriyle sözlerini sürdürür.
Dergi, Mehmed Akif’in bu konuşmalarını basarak, Anadolu’ya sevk eder. İşte o konuşmadan bugünün de anlaşılması için bazı bölümler:
•
“Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.” (Al-i İmran/118).
Mehmed Akif bu ayeti kerimeyi okuduktan sonra sözlerine ayetin tefsiriyle devam eder ve yine Kur’an merkezli şu uyarıyı yapar:
“Ey iman etmiş olanlar! Ey Müslümanlar! İçinizden olmayanlardan, size yabancı kişilerden dost edinmeyiniz.
Öyle dost ki, sizlere karşı kötülük etmekten, aranıza fitneler, fesatlar sokmaktan hiçbir zaman geri durmazlar. Ellerinden gelen kötülükleri hiçbir zaman sizden esirgemezler.
Sizin sıkıntılara, kötülüklere, felaketlere uğramanızı isterler. Görmüyor musunuz? Hakkınızdaki besledikleri düşmanlık, ağızlarından taşıp dökülüyor.
Bununla beraber, yüreklerinde, sinelerinde gizlemekte oldukları kinler, garezler, düşmanlıklar, o bir türlü zapt edemeyip de ağızlarından kaçırmakta oldukları düşmanlıktan çok büyüktür, çok şiddetlidir.
Bizler size her biri ayrı hikmet, yalnız ibret olan ayetleri böyle açık bir şekilde açıkladık. Eğer sizler akı karadan, iyiyi kötüden seçen, iyiliği, kötülüğü düşünen aklı başında adamlarsanız; bu hikmetlerin, bu ibretlerin gereğince davranarak hem dünyada, hem ahirette kurtuluş bulursunuz”.
•
Ezcümle:
Bugün devlet ve millet bütünlüğümüze karşı yürütülen olaylara bu zaviyeden baktığımızda “oyunun aynı, oyuncuların farklı” olduğunu görebiliriz.







