• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
10 Eylül 2020

Hain olunur mu doğulur mu?

Soruya iki şekilde cevap verilebilir. “Olunur da” “doğulur da” denilebilir.

Ayrıca ihanetin ve hainliğin tarifi de kişiden kişiye değişir. Hainliğin genel geçer tarifi; “devlete-millete-vatana-bayrağa-dine” karşı olan husumetin-kinin bütünüdür.

Ülke olarak içte ve dışta İstiklal Mücadelesi vermekteyiz. İçteki mücadele terör başta olmak üzere psikolojik ve sosyolojik olarak sürdürülen ihanet sarmalıyla devam etmekte!

Bu ihanet sarmalının kökünü, Avrupa ve Amerika’daki fonlardan beslenen sosyal medya ile bunlara hizmetçilik eden malum televizyonlar ve internet haberciliği yapmakta.

Devlet ve millet olarak maalesef enerjimizin büyük kısmı, genetik yapıları arızalarla oluşturulmuşların hainliklerine harcanmakta.

Şimdi başlıktaki soruya tekrar dönmeli ve sormalı. “Hain olunur mu doğulur mu”?

İnsanı inceleyen uzmanlar diyor ki:

“İhanet kişinin mayasıyla ilgilidir”! Doğru mu yanlış mı bilmem ama ihanet çevreleri, mayalarının gereği ihaneti kendilerine hak olarak görmekte.

Bunları söyleyince aklıma iki husus geldi.

Birincisi yıllar önce Attila İlhan’ın söylediği şu sözler.

İkincisi de Ömer Seyfettin’in “Piç” hikâyesi.

Attila İlhan ne demişti hatırlayalım: 

“Türkiye’nin bir hain kontenjanı var, bu nüfusun yüzde 10’udur. Türk aydını dediğimiz kişi, batının manevi ajanıdır.

Şimdi aydınlar haysiyetten önce banka hesabına dikkat ediyor. Üç şey milli olmazsa Sevr gelir, Türkiye’de üç şey milli olmalıdır.

Eğitim, Savunma ve Ekonomi. Bu üçü milli olmadığı takdirde Sevr olur. 

Türkiye’de basın Türk değildir. Çünkü Türk basını Türkiye’nin çıkarlarını korumuyor. Batı, televizyonu uyuşturucu gibi kullanıyor.

Batı diye bir şey yoktur, bu hayali bir kavramdır. Almanya’sı Almanya, Fransa’sı Fransa, İngiltere’si İngiltere’dir.

Hepsi birbirinin boğazına sarılıyor birçok konuda. Birleşik bütünleşmiş batı diye bir şey yoktur”. İlhan’ın söyledikleri böyle!

Ömer Seyfettin genç yaşta hayata veda etmiş asker kökenli hikâyecimiz ve şairimizdir. Yerli ve milli bir yazardır.

Hikâyelerinden birisinde, İstanbul’da doğmuş, büyümüş, okumuş ve sonra memlekete ihanet eden bir tanıdığını “Piç” hikâyesinde anlatır. Hikâye uzun finalini söyleyelim.

Ömer Seyfettin Trablus cephesine giderken zorunlu olarak bir müddet Mısır’da kalır ve orada adını İstanbul’dan Ahmet Nihat olarak bildiği tanıdığı ile karşılaşarak konuşurlar.

Konuşmalarında Ahmet Nihat Türkiye’ye ve Müslüman halka kinini kustuktan sonra Ömer Seyfettin’e:

-“Senin Ahmet Nihat olarak bildiğin ben artık Pierre Dubois’im. Meğer babam olarak bildiğim bir Türk değil, Fransız bir doktormuş.

Annemin hastalığıyla ilgilenirken annemle ilişki kurmuş ondan hamile kalmış. Şimdi anladın mı niye Türk ve Müslüman düşmanı olduğumu” deyince Ömer Seyfettin de:

“Yani sen bir Piçsin” diyerek masadan kalkar.

Ezcümle:

Ey rahmetli Ömer Seyfettin! Günümüzde onlardan öyleleri var ki, fırsat buldukça halkımızın değer yargılarına hakaret etmekteler.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bay HUSEYIN

Hain dogulur aynen senin dogdugun gibi dine karsi gelmek diyorsun hangi dine bay hüseyin ben hristiyan dinine karsıyım hainmiyim yada islam dinine karşıyim hainmiyim hangisiyim
  • Yanıtla

Mardinli

Sayın hüseyin bey dilinize yüreğinize sağlık.Rahmetli omer seyfetinin sözü yerindedir.Hayınlerin çoğu asılsızdır asıllı olan kesinlikle kimseye hiyanet etmez.hayinlarin kanları temiz degil
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23