Cihangir Savleti
Bu hafta tanıtacağımız eser, Kırmızılar Yayıncılıktan çıkan “Cihângir Savleti” başlıklı, “Anadolu Fethi Romanı” isimli kitap.
Tarihçi/Yazar Turgut Güler’in, Cihan Devleti Osmanlı’nın fetihlerini maddi boyutundan ziyade manevi boyutunu öne çıkaran ve bilinmeyenleri anlatan romanı.
Roman denilince genelde kurgunun önemli kısmının hayal ürünü olduğu söylenir ve doğrudur da yalnız Turgut Güler’in romanları, tarihin hakikatleri içerisinden süzülenlerdir.
Yeri gelmişken hem Turgut Güler’den hem de Kırmızılar Yayıncılık yetkililerinden bir istirhamda bulunalım.
Bir de tarihe sırt çevirenlerin romanlarını ve gerçek yüzlerini yazdırsalar. Tarihimize, kültürümüze, medeniyetimize hizmet etmiş olurlar.
Yaklaşık 22 milyon metrekarede Cihan Devleti kuran Osmanlı medeniyetine benzer dünyada başka bir medeniyet olmadığı anlatılmalı ki, kendimize-içimize dönebilelim.
Eğer Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne tarihimiz; ilk-orta ve yüksekokullarda, romanlarda, hikâyelerde, şiirlerde, sinema ve televizyon dizilerinde doğru dürüst anlatılabilseydi, bugün ortaya Batının tarihini sular seller gibi bilip, üzerinde yaşadığı toprakların tarihine böylesine sırt dönüp, burun kıvıran nesil yetişmezdi.
•
Neyse kitaba dönelim. Eser hakkında Turgut Güler hoca şunları söylüyor:
Romana verilen “Cihângîr Savleti-Anadolu Fethinin Romanı” ismi, Yahyâ Kemâl’in “Alp Arslan’ın Rûhuna Gazel” adlı fevkalâde şiirinden ilhâm alınarak verilmiştir.
Büyük Şâir, Türk’ün bütün yükselen değerleri gibi, Malzagird Zaferi ile Sultan Alp Arslan Hazretleri’ni de şiir bahçesine taşımıştır. O gazelin ilk beyiti şöyledir:
“İklîm-i Rûm’u tuttu Cihângîr savleti
Târîh o işde gördü nedir şîr savleti”
Yahyâ Kemâl, Anadolu’ya yürüyen Türk yiğitlerinin başında kılıç sallayan Sultan Alp Arslan’ı, Cihân’ı tutan bir mevkide görmüştür ki, elhak öyledir. Sultan Alp Arslan, bir Cihângîr’dir”. Turgut hocanın sözü bitti.
Yeri gelmişken bir ara not düşelim:
Yukarıdaki ifadeler Turgut Güler’in kaleminden olduğu için olduğu gibi yer verdim. Ne yazık ki sadece tarih değil, dil tahribine de uğradığımız için imla hurdalığına dönmüş bir dil ile yazıp okumaktayız.
Turgut hocanın yazdıkları doğrudur. Dil ve kelime hurdalığından çıkmamız umuduyla.
•
Evet, Alp Arslan öyle bir Cihangir ki, Malazgirt Ovası’nda Kelime-i Tevhid Sancağını Anadolu’da dalgalandırmak ve Bizans hâkimiyetine son vermek üzere askerlerine yaptığı konuşmasından küçük bir bölüm sunalım da meramımız anlatılmış olsun:
“Ben, şimdiden kefenimi üstüme giydim, bir mü’min için eşeceği cengin iki şekli vardır. Allah yolunda can verirsek şehid oluruz, zaferi görür de hayatta kalırsak gazi sayılırız. Bundan ötesi yoktur”. Alp Arslan.
•
Ezcümle:
Her milletin tarihi; dününün, bugününün ve yarınının tapusudur. Tapusunu kaybedenler, unutanlar, öğrenemeyenler yahut satanlar, millet ve devlet olma güçlerini elleriyle kaybetmiş, başka milletlerin tarihlerini-kültürlerini benimsemişler demektir.
Eser hakkında: Kırmızılar Yayıncılık:
0533-249 81 91-0555 966 57 52