115 yıl sonra Yıldız Sarayı
Öyle de oldu. Onu tahttan indiren ve çalıştıkları-barındıkları-kazandıkları-yetiştikleri-yiyip-içtikleri altı yüz yıllık devletin sonunu getirmek üzere kurgulanmış Türk Olmayan beş kişi tarafından, 27 Nisan 1909 tarihinde, Yıldız Sarayı’nda tahttan alınmıştı:
II. Abdülhamid Han, İttihatçılar tarafından hal edildikten; 9 yıl, 6 ay 3 gün sonra yani 10 yılın dolmasına 6 ay kala, Koca Cihan Devleti yıkılmış ve Ulu Hakan yanılmamıştı.
Libya/Trablusgarp’tan başlayan toprak kayıpları, bugün üzerinde 6 ayrı devletin kurulduğu Balkanlar ve ardından Birinci Dünya Savaşı, Milli Mücadele, Haçlı Batılıların iştihalarını son haddine getirmişti ve İttihatçılar da seyretmekteydi.
…………….
Siyonistler başta olmak üzere II. Abdülhamid düşmanlığı acımasızca sürerken, içeride de devletin malı Yıldız Sarayı, devleti idare edeceğini söyleyenler tarafından yağmalanmıştı.
İşte o tarihten bugüne elde ne kaldıysa, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın son yirmi yılda tarihimize ve eserlerine sahip çıkmasıyla korunabildiği kadar korundu.
Milli Saraylar Başkanlığının, Cumhurbaşkanlığına geçmesiyle; saraylar-kasırlar-köşkler emin ellere teslim edilerek ihya edilir oldu.
Milli Saraylar İdaresi Başkanı Dr. Yasin Yıldız ve ekibi; kılı kırk yararak hummalı bir şekilde II. Abdülhamid Han ve devri eserlerini, “yaşayan müze” haline getirmişler.
Açılış takviminde bir değişikli olmazsa, 20 Temmuz’dan itibaren milletimizin hizmetinde olacakmış.
Böylece; ülkemize-ecdadımıza-tarihimize-medeniyetimize-kültürümüze sahip çıkılmasının bir örneğinin daha hayata geçtiğini göreceğiz.
……………..
Bir başka mühim nokta da; Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Yıldız Sarayı’nın bir bölümünü, devletin hizmeti ifasına sunuyordu.
Şimdi orasını da müze kısmına dâhil edilmesini isteyerek, bahçesi ve döneme ait eserlerle müze haline getirilen mekânlar gezilip, görülebilecek.
II. Abdülhamid’in mazlum olduğuna inananlar Yıldız’da tarihe yolculuk ederken duygulanacaklar, karşı duranlar da belki bildiklerini yeniden gözden geçirebilecekler.
Ayrıca Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük kütüphanelerinden birisi de hizmete girmiş olacak. O döneme ait 17 bini aşkın yazma eser ile 13 bini geçen tercüme eser sergilenecekmiş.
Böylece Sultan’ın marangozluğunun dışında da, devlet yönetimi ile milletimizin eğitim-öğretim-araştırma-uygulama ve ekonomisi ile de haşir neşir olduğu anlaşılacak.
……………
Devlet kurumlarımız içerisinde kendi yağı ile kavrulan kaç müessesemiz var bilmiyorum ama bunların başında Milli Saraylar gelmektedir.
Edirne Sarayı dâhil, Milli Saraylar bünyesindeki bütün eserlerin restorasyonları kurumun kendi öz varlıklarıyla yapılmaktadır.
Hayati bir ezcümle:
Fırsat buldukça tarihi şehirleri ve mekânları gezen-gören-araştıran birisi olarak devletimizin ve milletimizin bekası eserlerin bir çatı altında toplanması ivedi elzemdir.
Cumhurbaşkanımıza arz olunur ki, keşke ülkemiz genelindeki tüm tarihi varlıklarımız, Milli Saraylara devredilse de “Kültürel Mirasımız” daha hassas korunup yönetilebilse.