--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aklın İbadeti İlimdir, Akılsızın İbadeti Zulümdür

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
4

Evvel emirde aklı olmayanın ibadet sorumluluğu yoktur. Pek tabiidir ki aklı örtülmüşte ilim aranmaz. İmanın zıddı “küfr “ kelime olarak, örtmek, gizlemek manasına gelir. İlimden yoksun akıl örtülmüş haliyle küfre delalet eder.

Vahye muhatap olan insan, ilme muhat kılınır. Akletmesi gerekir ki itaat etsin. Bu da düşünceyle gerçekleşir.

Düşünmenin merkezi kalptir. Zihin düşüncenin gönderdiklerini işler. Ondandır ki işittik ve itaat ettik deriz. İmanın tanımı o nedenle kalb ile tasdik dil ile ikrardır.

Her işiten itaat eder mi? Etmez. Öyle olsaydı herkes iman ederdi. Zira kalbin akletmesini örten (küfr) perde, imanı engeller.

İlim bir tasniftir (sınıflama). İlim, akıl, ibadet üçlüsü ibadet merkezli olarak ilerlerken yeni tasnifi zorunlu kılar.

Bu tasnif; fürû-i fıkhın temel üç bölümü olan İbadet, muamelat ve ukubattır.

İslâmî literatür ibadeti, insanın, hayatını daima Allah’a karşı saygı ve itaat bilinci içinde sürdürmesi şeklinde tanımlarken, buna kulluk duyarlılığını da ekler. Kulluk duyarlılığı içinde de ubûdiyyet ve ubûdet terimlerine yer verir.

Ubûdiyyet Allah’ın kulun yaptıklarından memnun olması, ibadet ise kulun “O” nun razı olacağı işleri yapmasıdır.

Râgıb el-İsfahânî; “Müfredat” adlı sözlüğünde ibadeti, “alçak gönüllülüğün en ileri derecesi” ubûdiyyeti ise “alçak gönüllülüğün dışa vurulması” şeklinde açıklamakta ve dolayısıyla ibadeti ubûdiyyetten daha önemli görmektedir. Buna göre ibadette belirli davranış şekilleri öne çıkarken ubudiyette ahlâkî ve mânevî öz ağır basar.
Muamelat; Geniş anlamıyla fıkhın ibadetler dışında kalan kısmını, dar anlamıyla daha çok mal varlığına ilişkin hükümleri ifade eden bir terimdir.

Ukubat; İslâm hukukunda şer’î olarak belirlenmiş yahut yetkililerin takdirine bırakılmış bütün cezaları ve ibâdât ile muâmelâtla birlikte fürû-i fıkhın temel üç bölümünden birini ifade eden bir terimdir.

Bu ön bilgilerden sonra bu tasnifleri içinde barındıran ibadet akıl sahipleri içindir. Aklı olmayanın ibadet sorumluluğu olmaması bundandır. Ulema ibadeti;

İbadetin ahkâmı, ibadetin adabı, ibadetin esrarı biçiminde tasnife tabi tutar.

Ehli İrfan, ibadetle ubûdiyyet arasında bir fark gözettikleri gibi ubûdeti de ubûdiyyetten daha üstün bir mertebe kabul etmişlerdir. Bu terimler arasındaki farklılığa işaret eden ariflerden ilkleri Kuşeyrî’nin mürşidi Ebû Ali ed-Dekkāk ile Hakîm et-Tirmizî’dir. Dekkāk’a göre Allah’a kulluğun ibadet, ubûdiyyet ve ubûdet olmak üzere üç şekli vardır. İbadet ilme’l-yakīn (avam), ubûdiyyet ayne’l-yakīn (havas), ubûdet hakka’l-yakīn (havâssü’l-havâs) mertebesindeki sâlikler için söz konusudur. Bir başka taksime göre ibadet mücâhede sahibi içindir, çünkü o amel sahibidir ve bir karşılık beklentisi vardır. Ubûdiyyet mükabede (sıkıntı) sahibi içindir. Çünkü o hal sahibidir ve rıza, teslimiyet içindedir. Ubûdet ise Hakk’a teveccüh ve murakabede bulunan müşahede ehlinin sıfatıdır ve tam teslimiyet ve muhabbet üzeredir (bknz Kuşeyrî, s. 341).

İbadetin ahkâmı derken; Namazın ahkâmı (ahkamü’s selat), Haccın ahkâmı (ahkamül hac), Orucun ahkâmı (ahkamü’s sevm) gibi bu ibadetlerin yapılış şeklini ihtiva eden hükümlerden oluşur. Yani Namaz nasıl kılınır, oruç kimlere farzdır? Haccın şartları gibi durumlar ibadetin ahkâmı içinde yer alır.

İbadetin adabına gelince; edep dairesinde ibadete durmaktır. Riyadan uzak ibadet, ibadetin adabındandır. Hayr işlerken sağ elin verdiğini sol elin görmemesi ibadetin adabı muaşeretindendir.

İbadetin esrarı, ondaki hikmeti ifade eder ki “kadir suresi bin aydan daha hayırlıdır”ayeti ibadetin esrarındandır.

Ramazan ayında oruç ibadetin ahkâmındandır. Fakir gurebaya yedirildiğinde gösterişten uzak durmak adatandır. Ramazanın içindeki Kadir gecesi inin faziletini kavramak, hikmeti fehm etmek ibadetin esararındandır. Üçünün anlaşılması ibadetin akıl ve ilimle olan münasebetiyle doğrudan alakalıdır.

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Murat Koca

23 Nisan 2021 15:35

"Düşünmenin merkezi kalptir. Zihin düşüncenin gönderdiklerini işler. İmanın tanımı o nedenle kalb ile tasdik dil ile ikrardır".

Yaşlı ve yorgun biri

23 Nisan 2021 14:45

Birkaç yazınızı daha okudum. Sizi daha önce tanımamaktan dolayı kendime kızdım desem yeridir. Maalesef hepimiz popüler siyasete gömülmüş durumdayız. Şöyle veya böyle bir nedenle o da zaruri gibi, Dedik ya yaşlı ve ihtiyarız, yani başımızda çok harman savruldu. Nice kişiler gördük ki ihlasına ve tutumuna bakıp vay Subhanallah dedik, lâkin dışarıdan gelen (iklimin taşrası) ufak tefek teveccühlere kanıp (az bir paha ile kitap satmak) kendilerini de biraz filizlenlenmeye yüz tutmuş gülistanı da tarümar edip gittiler. Sonra nefsinden emin olunmayan adam (hakiki evliyalar müstesna - o da pek kalmadı- hepimiz bu kapsama gireriz) tümüyle güvenimizi haketmiyor (hoş bakışı yitirmeden tabii) diye hep mesafeli durduk ve gözledik. Ve iyi ki böyle yaptık. Neler gördük neler... 

Yaşlı ve yorgun biri

23 Nisan 2021 10:34

Muhterem kardeşim, sizi ilk defa okudum. Çok beğendiğimi itiraf edeyim. Allah razı olsun, İmanınızı ziyade nutkunuzu fasih kılsın inşallah. Nasip olursa bütün yazılarını okumak niyetindeyim. Bir başlangıç olarak hikmete dair geçen haftaki yazınızı da okudum, gayet özlü yazmışsınız. Maşallah diyorum. Yeni moda akılcıların ( Neo Mutezile) bütün gayretleriyle yok etmeye çalıştıkları “kalbi aklı” gündemine alıp vurgulu ifadelerle işlemen de çok güzel olmuş. Zaten yapmaya çalıştığınız bir hususu tekrar istirham etsem ne ölçüde doğru olur bilmiyorum; ancak ola ki etrafında olabilecek (maalesef hepimizde var) çok bilmişler tarafından ziyadesiyle didaktik yazıyorsun filan diye uyarılırsan zinhar ama zinhar bunları hesaba alma, İçinde bulunduğumuz sanal ve bir o kadar da çorak iklimde müslüman gençlerin bu tür bilgilenme modeline her zamankinden fazla ihtiyacı var. Allah her daim yardımcın olsun kıymetli kardeşim.

Nazmi

23 Nisan 2021 04:45

Maşallah hayırlı yazmalar

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle