• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hasan Karakaya
Hasan Karakaya
TÜM YAZILARI

Eren Erdem paralel tetikçisi mi, İran casusu mu?

18 Aralık 2015
A


Hasan Karakaya İletişim: [email protected]

Tarih 22 Ekim 2015...

Aydın Doğan’ın gazetesi Hürriyet’in o günkü sayısında “Sarin gazı iddiası” başlıklı şu haber vardı:

• “CHP milletvekilleri Eren Erdem ve Ali Şeker, Suriye’nin Guta Bölgesi’nde 2 yıl önce kullanılan ve 1300 kişinin ölümüne neden olan sarin gazı saldırısından Türk hükümetini de sorumlu tuttu.

Vekiller, sarin gazının yapımında kullanılan maddelerin bazı Türk işadamları aracılığıyla Türkiye’den temin edildiğini, maddelerin Suriye’ye geçişine Türk istihbaratının bilgisi dahilinde kolaylık sağlandığını ileri sürdü.

CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenleyen CHP milletvekilleri, bu konuda Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 2013’te başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan 6 kişinin serbest bırakıldığını, soruşturmanın kapatıldığını, serbest bırakılan kişilerin ise yurtdışına kaçırıldıklarını öne sürdü.”

Bu “iddia”ya karşı, hemen Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Mehmet Arıkan’ın “açıklama”sına yer verelim...

Öncelikle şunu söyleyelim:

• CHP İstanbul Milletvekili Erdem’in “sarin gazı” iddialarıyla ilgili Adana’da yürütülen soruşturmanın ardından açılan “6 sanıklı kamu davası”nın görülmesine 29 Aralık’ta devam edilecek.

l İddianameyi hazırlayan Adana Cumhuriyet Başsavcıvekili Mehmet Arıkan’n; daha önce benzer iddialara ilişkin haber yayınlayan bazı gazetelere tekzip yazısı gönderdiği öğrenildi.

Arıkan’ın tekzip yazısında denilmiş ki;

• “Soruşturmanın kapatıldığı iddialarının aksine, soruşturma sonuçlandırılarak şüpheliler hakkında kamu davası açıldı ve dava, Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/29 esas sayılı dosyasında devam etmekte.”

• “Soruşturma içeriğine göre, kimyasal gaz yapımında kullanılan maddelerden hiçbirinin ele geçirilemediği, eylemin hazırlık aşamasında kaldığı, iddiaların aksine kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimlerinin, olayın ortaya çıkarılması ve soruşturulması konusunda uyumlu çalışma yaptığı kamuoyunun bilgilerine duyurulur.”

Bu açıklama;

Hem Eren Erdem’e, hem de aynı ağzı kullanan Fetullah Gülen’e kapak olsun!..

İSTANBUL’DA EREN, ABD’DE GÜLEN!

Çünkü efendim;

CHP’li Eren Erdem ve Ali Şeker’in, 22 Ekim’de yayınlanan konuşmalarından 1.5 ay sonra, yani 13 Aralık 2015’te Fetullah Gülen Locaefendi de, Pensilvanya’da konuşmuş ve “aynı paralelde” sözler sarfetmişti...

Fetullah Gülen;

“İbadetlerin Dili ve Savaş Endişesi” başlıklı konuşmasında, “AK Parti Hükümeti”ni üstü kapalı olarak “tehdit” etmiş ve “iktidarın uluslararası mahkemelerde yargılanacağını” ileri sürmüştü...

Fetullah Locaefendi, söz konusu konuşmasında; “CHP’li Eren Erdem ile aynı ağzı” kullanıp, “Suriye’ye kimyasal gazlar gönderildiğini” savunmuş, sorumluların yargılanacağını söylemişti...

Gülen bu sözleri ile üstü kapalı olarak “MİT TIR’ları olayına” gönderme yapmıştı.

Fetullah Gülen, Suriye’de kullanılan gazlara dikkat çekerken, şunları söylemişti:

“Hani Birinci Cihan Savaşı’nda ne oldu?.. O gün, öldürücü silahlar öyleydi. Şimdi değişik gazlar, adlarını bile bilmiyorum ben ve bunlar orada, Suriye’de de kullanılmış ve aynı zamanda bu meselenin cephaneciliği de, lojistik imkânlarını elinde tutanlar da belli, müzimler de belli, yakın bir tarihte ortaya çıkacak ve hesabı sorulacak. Uluslararası muhakemelerde hesabı sorulacak bunların.”

KİMİN ELİ, KİMİN CEBİNDE?

Bu ifadelerden sonra, başımı iki elimin arasına alıp düşünmeye başladım:

“CHP mi Fetullah Gülen’in kucağında, Fetullah Gülen mi CHP’nin kucağında?”

Öyle ya;

CHP’den de, FETÖ’den de “aynı paralel”de lâflar çıkıyor!.. “Türkiye’ye düşmanlık”ta, adeta birbirleriyle yarışıyorlar!..

Şu garabete bakın ki;

“Kendi halkının katili Esed’e destek” anlamında, Rusya ile İran aynı safta!..

Esed’in Suriye halkına attığı “sarin gazı”nın Türkiye’den gönderildiği palavrası konusunda CHP ile FETÖ hemfikir!..

Demek oluyor ki;

Fetullah Gülen; hem CHP, hem Rusya, hem de İran ile aynı safta!..

“Aynı safta” olmaya “aynı safta”lar da, eski “yafta”lar ne oldu?..

Bu Fetullah Gülen ve tetikçileri değil miydi; “İrancı” yaftası astığı insanlara “Acem uşağı” diyen?..

Bu Fetullah Gülen ve “çeteci”leri değil miydi; İran’a ayak basan herhangi bir insana, “muta nikâhı” yaptığı iftirası atan?..

İşte o Fetullah Gülen, “CHP, Rusya ve İran ile aynı safta” iyi mi?..

Yine ne enteresandır ki;

“İran ile aynı safta” olan sadece Fetullah Gülen değildir...

“Fetullah Gülen ile aynı paralelde açıklamalar” yapan CHP Milletvekili Eren Erdem de, 26 Kasım 2011 tarihinde, saat 15.16’da şu twiti atmıştı:

“Eğer İran-Türkiye karşı karşıya gelirse, Türkiye’ye karşı İran safında olurum!.. İran düşerse, bütün Doğu düşer!”

2011’de “İran safında olacağını” deklâre eden Eren Erdem; gerçekten “tutarlı bir kişiliğe” sahip olmalı ki, hem İran’la, hem Rusya ile aynı saftadır!..

Malûm, 14 Aralık günü Rus televizyon kanalı Russian Today’ekonuşan CHP Milletvekili Eren Erdem; IŞİD’in sarin gazı yapmak için kullandığı her türlü kimyasal maddenin Türkiye üzerinden aktarıldığını iddia etmiş ve bu sözler, Türkiye kamuoyu ve siyasiler tarafından “vatana ihanet” şeklinde yorumlanmıştı!..

Adam, zaten “İrancı!”

İhanetin sözü mü olur?..

KARŞI’DAKİ EREN ERDEM!

Peki; Fetullah Gülen ve örgütü ile CHP’li Eren Erdem’in “vatana ihanet” konusunda da aynı safta buluşması, bir “tesadüf”(!) müdür?..

Ben “açıklamaları” aktarayım da, “Gülen ve Erdem’in aynı safta buluşmaları”nın; “tesadüf”(!) olup olmadığına siz karar verin!..

Tarih 20 Ocak 2015...

Yayın hayatına atıldığı 9 Şubat 2014’ten, kapandığı 14 Nisan 2014’e kadar “paralele tetikçilik” yapan ve bir “proje” olan “Karşı” gazetesinin eski sahibi Turan Ababey, o gece A Haber’de yayınlanan Deşifre programına çıktı ve zehir-zemberek açıklamalarda bulundu...

Turan Ababey, özetle dedi ki;

• “Ben cemaat karşıtıyım... Genel Yayın Yönetmeni Eren Erdem konuştuğumuz zaman ‘İki cepheyle savaşmayalım, yoruluruz’ dedi.

Çalışanların ve Yazı Kurulu’nda olanların hepsi özellikle seçilmiş kişiler. Tek hedefleri Tayyip Erdoğan’a zarar vermek.

Kendi basını var, kendi televizyonu var, Zaman gazetesi var. Bizim on binlik tirajlı gazetemize mi kalmışlar? Genel Yayın Yönetmeni Eren Erdem, bana; ‘Zaman gazetesinin bir ağırlığı var. Zaman gazetesi yayınlarsa kendilerini ifşa etmiş olurlar orada. Onun için bizde yayınlanıyor’ dedi.”

• Eren Erdem sorduğum sorulara cevap versin; Hürriyet gazetesine verdiği röportajda diyor ki ‘35 yaşındayım.’

Geçenlerde yaptığı konuşmada, ‘28 Şubat’ta yargılandım’ diyor.

Savcılara soruyorum; sayın savcılar 11 yaşındaki çocuğu yargıladınız mı?

Eren Erdem; ‘Kaç defa tutuklandım’ diyor... Soruyorum, kaç defa tutuklandı? Bu tip olaylardan sonra ben Eren Erdem’in peşine düştüm. ‘Kim bu adam’ diye. Kurum kartı yapılacak, bana verdiği tüm bilgiler yanlış. Ne diye gerçekleri saklıyorsun?”

•  “Cemaatten bir gazeteciyle konuştum, beni teselli etti. ‘Bak göreceksin o sarayda oturamayacak’ dedi. Bana dedi ki, ‘Bu Gezi olaylarında çok bir şey olmadı ama Mart ayı geliyor, Nevruz olayları geliyor. Doğu ve Güneydoğu’da olaylar patlayacak. O esnada tapeler, ses kayıtları yayınlanacak, servis edilecek.’

Amaçları Akdeniz’i, İç Anadolu’yu, Batı’yı da bu şekilde ayağa kaldırıp, bütün insanları sokağa döküp, şu andaki iktidarı yıkmaya çalışmak.”

• “Biz bir terör örgütüne yardım ettik. Yardım ve yataklık ettik. Bunun adı budur. Yardım ettiğim için pişmanım. Şu anda bile casusluk faaliyetleri devam ediyor.”

•  “Tapeler paralel bir finans şirketinde kopyalanıyor, montajlanıyor ve yayına hazır hale getiriliyordu. O tapeleri ise önce biz, sonra STV yayınlıyordu.”

• “Gazeteyi kurarken ve yürütürken kimseden tek kuruş para almadım. Gazetenin on ikinci gününde Amerika Büyükelçiliği’nden bana ziyarete gelen yetkililer bana işbirliği ve para teklifinde bulundular.”

• “Genel Yayın Yönetmeni Eren Erdem, gazetenin cemaat bağlantısını söyledi. Onlardan gelen haberleri yayınlattırdık. MİT  TIR’ları ile ilgili görüntüler ilk bize geldi. Olaydan 2 saat sonra elimize geçti.”

• “Sıkıştığım günlerde gazeteyi Zaman Gazetesi basıyordu.”

• “Eren Erdem cemaatçilerle görüştü... Onlar; ‘Gazete yayın hayatına devam etsin, arkanızda biz varız’ demişler!..”

• “CHP’li Büyükçekmece Belediye Başkanı benim susmam için maaş ve bazı şeyler teklif etti.”

• “Eren Erdem bana ‘Belediyeden maaş bağlanacak’ dedi ve maaş bağlandı.”

• “Eren Erdem, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile akrabadır.”

İRAN AJANI MI?

Bütün bunlar;

“Gezi Zekalılar” tarafından 9 Şubat 2014’te yayın hayatına başlatılan, 14 Nisan 2014’te kapanan Karşı gazetesinin sahibi Turan Ababey’in anlattıklarıdır...

Bir de, AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın anlattıkları var...

Şamil Tayyar da;

Eren Erdem hakkında, önceki gece Beyaz TV’de şunları söyledi:

• “Eren Erdem Şii’dir, Caferidir.

• İran ajanıdır...

• Cemaatle yakınlaşması Gezi olayları ile başlamıştır... Öncesinde katı bir cemaat düşmanıdır... Çünkü o zaman cemaat de İran düşmanıydı...

• Cemaat aleyhinde yazdığı kitap, cemaatin İran düşmanlığı yaptığı döneme aitti...

• Geçen, kendisiyle Meclis’te konuşurken; ‘Beni cemaatçi yaptınız ama cemaat aleyhinde kitap yazdım’ dedi...

• Eren Erdem; doğrudur, evet cemaatçi değildir ama, cemaatle şimdi iş birliği halindedir.

• Ortak düşmanlar var, AK Parti.”

SEN TURİST REHBERİ MİSİN?

Buraya bir parantez açıp, CHP’li Eren Erdem’e soralım;

• “AK Partili”leri ve “devlet görevlileri”ni “Acem uşağı” olmakla suçlayan sen; İran İstanbul Başkonsolosluğu’nun Tahran’a düzenlediği gazeteci ziyaretlerinin organizatörü değil misin?..

• Masraflarını İran Konsolosluğu Kültür Ataşeliği’nin karşıladığı gezileri sen organize etmedin mi?..

• Gezilere; Fehim Taştekin, Ömer Laçiner, Türker Ertürk, Hüda Kaya, Atilla Fikri Ergun, Mahmut Gök ve İbrahim Varlı’nın katıldığını bilmediğimizi mi zannediyorsun?..

• Dahası, Can Dündar, Pelin Batu, Ece Temelkuran, Ceyda Karan, Nuray Mert, Ruşen Çakır, Serdar Akinan, Alptekin Dursunoğlu, Hüsnü Mahalli ve Merdan Yanardağ gibi gazetecilerin de İran’a götürülmesini planlamadın mı?..

• Dahası; eşin Nuray Erdem’e;

“Benim Ortadoğu’daki istihbarat servisleri ile diyalogumu açığa vurdurtma” demedin mi?..

• Tamam, anladık; sen “turist rehberi” filan değil, “eylem örgütleyen” birisin... Bunu anladık da; eylemleri “organize” ve “finanse” eden kim?.. İran mı?!?..

• Sahi; “Aylık masrafı 5 bin dolar” olan Rebeze neresi?..

SANKİ DHKP-C’Lİ!

Daha, sorulacak çok soru var ama, bugünlük burada keselim ve “son sorumuzu” soralım CHP’li Eren Erdem’e;

“Dış görünüşüne bakıldığında; 1970’li yılların Dev-Sol veya Dev-Yol’cularına, bugünkü DHKP-C militanlarına benziyorsun!..

Bir zamanlar cemaate düşmandın ama, Karşı tarafa geçince, bir numaralı Fetullahçı oldun!..

Bütün bunları, sana İran mı dikte ediyor, yoksa Fetullah Gülen mi?..”

Ve son soru:

“Sen Fetullah Gülen’in bir sevdalısı mısın, yoksa tetikçisi mi?”

Bir “İran hayranı” mısın,

Yoksa “İran casusu” mu?..

Daha açık soralım;

“Türkiye düşmanlığı”nın sebebi ne?..

****************************************************

Bu Kanas’lara, yoksa Paralelci polisler mi göz yumuyor?

Yayın Kurulu’nda, günlerdir birbirimize soruyoruz: “Kobani’de silahlı eğitim görmüş binlerce PYD’li teröristin Türkiye’ye girdiği ve kanlı eylemleri onların yönettiği haberleri geliyor... Peki bu teröristler, ellerini kollarını sallayarak mı girdi?..”

Hadi, bir “açık” buldular, içeri girdiler diyelim; peki suikast silahı Kanas’ları nasıl soktular içeri?

Yoksa; daha önce Plaka Tanıma Sistemi’ni işlevsiz bırakarak “bomba yüklü araçlar”ın şehirlere girmesine göz yuman “Paralel İhanet Çetesi”ne mensup, “Emniyet’in yüz karası Fetullahçı polisler”, Kanas dahil, diğer “ağır silahlar”ın içeri sokulmasına yardım mı etti, göz mü yumdu?..

lBir de, şu “Hendek” konusu... Kürt halkı, “hendek kazanlar”ın yanına gidip, diyormuş ki; “Buraya hendek kazıp, içine bomba yerleştiriyorsunuz!.. Bize hayatı zehir ettiniz!.. Bırakın hendek kazmayı!”

PKK’lı teröristler cevap veriyormuş;

“Bize niye kızıyorsunuz?.. Bize emri veren Kandil ve Öcalan’dır!.. Gidin, şikâyetinizi onlara yapın!”

Yalan!.. Hem de kuyruklu yalan!.. “Paralel PKK” kurulduğundan beri, Apo’yu dinleyen kim?.. Hem, son aylarda Apo ile görüşen olmadı ki, “talimat” versin!..

Yalan söylüyorlar... Hepsi yalan söylüyor!.. Bir olay olduğunda “Katil devlet” diye böğüren PKK yandaşı siyasiler, “Katil PKK”ya niye bir çift lâf söylemiyor?..

Çünkü, hem “yalancı”lar, hem “sahtekâr”lar!

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23