• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hasan Aksay
Hasan Aksay
TÜM YAZILARI
18 Mart 2019

Yeni Zelanda vahşeti ve Kılıçdaroğlu iftirası (1)

İbadetteki insanlara, makinalı tüfeklerle saldırmak, kahramanlık değil, bir kahpelik, bir alçaklıktı. Öyle oldu. Öyle oluyor ve öyle devam edecek.

İslam’a, yani ahlaka düşmanlık, ezeli bir hastalıktır. Ahlak düşmanlığı, Hıristiyanlık ve İslamiyet’in doğuşunda olduğu gibi, her fetret döneminde saldırganlık doğar ve vahşetlerini çeşitlendirir. Bu azgınlık ve yıkımdan sonra ahlakın zaferi asırlar sürer. Bu zamanda fitneci, gün ışığına çıkamadan fitnesine ininde devam eder. 

Fitne ve terörün başı, ahlaksızlık ve darbelerdir. Fitne geniş bir zemin, darbe kısa bir hıyanet, yıkım anlaşmasıdır. 28 Şubat ve FETO darbesi başladı. Kuklacısının aynı merkez olduğunu tahminde güçlük yok. Özellikle FETÖ, adlandırılan darbeler, ilk defa, 40 yıl, yani uzun zaman hazırlandı. Çünkü geniş İslam ve mazlum coğrafyasında, sosyal, siyasi ve ekonomik olarak yapılanıp, uzun ömürlü darbeler doğurmak istiyorlardı. Kısa ömürlü darbeler, sömürü ömrünü kısaltacak yönde gelişiyordu. Sömürü için yapılan darbelerin, sömürüyü imkânsızlaştıracak bir yönde toplumları uyandırması kabul edilemezdi.

 Bu kararlılığı ifade için, FETÖ’nün öncü darbesi olan 28 Şubat darbesi, gece yarısı sessizce yapılan bir iktidar değişimi, tarzından çıkarıldı. Millete ve hukuka tam bir meydan okuma şekline dönüştürülerek. Kanunsuzluğunu, silahlı bir işgal olduğunu ispat edercesine, yüksek yargı mensuplarına, kendilerini ayakta alkışlattılar.

FETÖ darbesinde ise, tam bir düşman ordusu gibi, uçaklardan bomba atarak, tanklardan ateş ederek ilerlediler. Çocuk, kadın, yaşlı demeden, işgal ordusundan beter kendi insanlarını şehit eden, robotik bir hainlik sergilediler. İman dolu sineler karşısında kaçarak korkaklığını; Millet Meclisini bombalayacak alçaklığını gösterdiler.

Allah’ın lütfuyla, ilk hamlede, Cumhurbaşkanımız, milletimiz, ordumuz, şehitlik ve gazilik rütbesi kuşanarak yeni bir destanlar yazdılar. 

Yeni Zelanda vahşeti de, FETÖ vahşeti gibi, büyük hayallerle hazırlanan, küçük bir terörist topluluğunun da ötesinde, üzerinde çok çalışılmış, kendi ülkelerini idareden aciz zavallıların ortaklaşa yürüttükleri, bir plan olduğu, manifestosundan, icra tarzına kadar ortadadır. Detayları da ortaya çıkacaktır. Artık bu zulüm sahipsiz kalmayacaktır. Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu zulmü, vahşeti bitirmeye kararlıdır. İnşallah insanlık vicdanıyla tam bir bütün olarak, bu gibi bütün zulüm ve vahşetler tarihin çöplüğüne atılacaktır.

Allah’ın lütfu, Cumhurbaşkanımızın gayreti; millet olarak, ümmet olarak, mazlum dünya fertleri ve tüm insanlık vicdanı olarak Cumhurbaşkanımızla birlikte,globalleşen çağının vetarihin, en önemli destanlarından birini yazacağız. 

Dünyayı ve Müslümanları felakete sürüklemek için hazırlanan bu fitne, inşallah Müslümanların,  insanlığın en büyük başarılarından biri olacaktır. “Kolaylık, zorlukla beraber veya zorluktan sonradır”.Ümitle, Allah’tan niyaz ediyoruz.

Huntington’un, “Medeniyetler çatışması” kurgusundan beri devam eden, Trump’ların, Juan Guido’ların ihtiraslarına sınır olmadığını gösteren bu zihinsel tozu-gubar, Kosova’nın tozu-gubarı gibi iyiliğe hizmet eder duruma dönecektir. 

Trump, dünyanın gözleri önünde Venezuela’nın, petrol kaynaklarına el koyup sömürmek için darbe yapıyor. Türkiye gibi, darbeye karşı göğsünü siper etmiş, zafer kazanmış bir ülkede, utanmadan Nasreddin Hocanın, hırsız için kullandığı, “Hırsızın hiç suçu yok mu?” şeklindeki, “Eve hırsız girmiş, mesele bu? Ev sahibini ithamdan utanmıyor musunuz” anlamındaki hikmetli sözünü, bazı vicdansızlar, darbeci yandaşlığı için ters çevirip, ev sahibi Maduro için, “Maduro’nun hiç mi suçu yok” dediler. Venezuela’nın ahlaksız muhalefet lideri, düşman desteğiyle iktidar koltuğu için, ülkesini, milletini ateşe atıyor. Türkiye gibi bir ülkede dahi, bazı hainler çıkıp, hain muhalefet liderini kınayacağına; vatan ve milletine sahip çıkmakla sorumlu devlet başkanı Madura’ya, “Onun hiç suçu yok mu” diye saldırmak istiyor?

ABD, darbeyle Venezuela zenginliklerine el koyacak. Ülke elden gidiyor. Münafık, “Hırsıza yönelmiş olan dikkati” dağıtarak Nasreddin Hocayla oyalamak istiyor. Bütün darbeler, sömürgecinin vasıtalı işgalidir. İşte Mısır darbesi? Sisi, 7 Müslüman genci idam edince, idama karşı olduklarını söyleyip, tehdide kalkışan AB’nin bütün ileri gelenleri, Sisi’yi tebrike koştular. Yani,“Sömürge valisinin yetkisi sınırsızdır” diyorlar. Beşşar Esat da, Rusya ve İran’ın sınırsız yetkilisi. 

Bütün bu örneklerin en acı tecellisi olarak, Kılıçdaroğlu’nun, Müslümanlara iftirasını şiddetle ve nefretle reddediyorum. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23