Yeni anayasa, iktidar ve muhalefet
Milli iradeye dayalı anayasaya olan ihtiyacın, tartışmayı abes kılacak derecede geniş bir ittifaka sahip olduğu ortada. Milletçe bekleniyor. Bu yolda, senelerdir bir ilerleme yapılamaması da aynı derecede gerçekti. Şimdi yapmak için güçlü bir irade doğmasını önemsememek mümkün değildir. Milletimize ve bütün insanlığa hayırlı neticeler üretmesini Allah’tan niyaz ediyorum.
Komisyonlar kurulup senelerce çalışılmasına rağmen, yolu tıkayan sebep, iki noktada düğümlendi: 1) Ana muhalefetin, muhalefet anlayışı. Kılıçdaroğlu, iktidar, ne hizmet yaparsa yapsın, muhalefetin tek görevi, hizmete karşı çıkıp itham etmektir şeklindeki anlayış ve tatbikatıdır.
Ana muhalefetin, tek parti iktidarı dönemleriyle kazandığı bir huydur. Bütün millete ve kurumlara, üstten bakmak Kemalist, laik ve İş Bankası gibi kanunlar üstü imtiyazlarını, (Siyasi Partiler Kanunu, hiçbir partinin ticaret yapamayacağını amir olduğu halde, CHP on binlerce işçi, memur, avukat çalıştıran, on binlere kredi ve kredi ümidi veren, iş ümidi veren Türkiye’nin en büyük bir bankasının sahibidir. Bu kanun üstü imtiyazı nereden geliyor? Kemalizm ve laiklik imtiyazının sahibi tek parti iktidarı devam mı ediyor?) kullanarak yeni imtiyazlar doğurmaktadır. Kurumlara, partilere, iktidara, köprüye, baraja, her hizmete, oy hakkına dahi hakaret etme imtiyazı haline getirip saldırmaktadır.
CHP’nin anayasada yolu tıkamasıyla hadiseler öyle gelişti ki, bir rahmet doğdu. Sayın Devlet Bahçeli, CHP’den gelen, “Patlak teker istepnesi” şeklindeki çirkin saldırıyı sahiplerine iade edip, “Millete yapılacak her hizmette varız” demekle, muhalefet partilerinin, CHP saldırılarına aldırış etmemesini, CHP’nin, “Bütün muhalefeti, ben yönlendiriyorum” ifadesi taşıyan tehditlerini ters tepmesine yol açacak bir başlangıçtır.
Zaten CHP’nin, “İktidarın her hizmetine karşı, bütün muhalefet, CHP’nin tepkisi istikametinde tepki göstermeye mecburdur” görüntüsü vermesi, demokrasi için olduğu kadar milletimiz için de ayıp oluyordu.
Bu tavrın, CHP’yi de, haddini aşmakta, tehlikeli bir mecraya sürüklediğinde hiç kuşku yoktur. Milleti vereceği oydan dolayı, tehdit edecek, hıyanetle itham edecek derecede hat hudut tanımaz hale gelmek özellikle bir parti lideri için sadece utanç vermekle de kalmaz.
Ümit edilir ki, bu demokratik gelişmelerden Kılıçdaroğlu istifade eder de, 5 Ocak 2017 televizyonlara düşen, “Anayasaya oy vereceklerin çoğunluk olduğunu görerek ve bunun kendi çıkarına aykırı olduğunu düşünerek, oy vermeyi ve bütün milleti hıyanetle itham etme bahtsızlığına” düşmez.
Düşerse, ne olur? Bilir ki kardeşini partiden atmaya benzemez. Türkiye kanun devletidir. Ve Türkiye bugün ağır bölge ve terör şartları nedeniyle OHAL şartları içindedir. Özellikle bu şartlarda, vereceği oy nedeniyle milleti ihanetle tehdit ve itham, milleti düşmanlığa, anarşiye; yandaşlarını, teröre, isyana davete kanun ve savcılar izin vermez. Seçim hakkını tehdit konusu yapmak ve hıyanetle itham etmek, en tehlikeli hainliktir.
Partiler arası anayasa komisyonu iki sene; kamuoyu ve partiler senelerdir anayasa değişikliğini konuşuyor. Neticede hükümet detaylarıyla düşündü ve tasarısını hazırladı. MHP ve İktidar ittifak etti. TBMM Komisyonunda görüşüldü. Yalnız meclis genel kurulunda bir kere daha olgunlaşması kaldı.
Yani fazla söze gerek kalmadı. Sadece iki usul konusuna dikkat çekmek isterim:
1) Anayasadaki önsöz bir madde hükmü ifade etmediği halde, her güçlü tarafından keyfince yorumlanarak haksızlık ve zulüm imkânı haline getirilebilmektedir. Bu fazlalığın anayasada yer almaması önemlidir.
İkinci önemli husus, seçim sistemi, ekseriyet usulü olduğu takdirde, iktidarlar, zamanın gerisinde kalmış anayasa maddelerini 2/3 ekseriyetle de çağın gereklerine uydurarak hizmetleri aksatmamak imkânına sahip olabilirler. Fakat D’Hond sistemi ve özellikle düşük barajlı sistemlerde anayasa milletin yolunu tıkayan bir yasa haline gelebilmekte, hiçbir iktidar bu engeli ortadan kaldıramamakta ki hizmet edebilsin.
Anayasa milleti geçmiş siyasi iradelere bağımlı ve hareket kabiliyetini kaybetmiş bir hale getirmemeli, hizmete açık olmak için değişime de açık olmalıdır.






