“Türkiye ittifakı” çağrısını farklı, hatta ters anlamak

06 Mayıs 2019 Pazartesi

“Türkiyeittifakı” çağrısını farklı, hatta ters yorumlayanlar var. Kendi kendilerini yanıltıyorlar. Bir kere bu çağrı, 107 ülkeden 164 Konfederasyon ve 13 Uluslararası Emek Örgütünün ve yaklaşık 300 Sendika liderinin katılımıyla, Memur Sen Genel Merkezinde gerçekleştirilen, “İşin Geleceği: Tehditler ve Fırsatlar” temasıyla uluslararası bir konferansta yapılmıştır. Tehditlere karşı birlik ve dayanışma için, ülke, millet ve insanlığın çıkarlarını öne alan son derece kapsamlı, Türkiye’yi de içine alan evrensel bir çağrıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız, teröristlere ödenen ABD maaş artışını da içeren dünya gidişatının ortaya koyduğu tehditlere karşı koymak ve fırsatları en iyi şekilde değerlendirmenin genel formülünü seslendirmiştir. Fırsat elde iken yapılacak öncelikli iş budur. Geç kalan pişmanlığın bedeli ağırdır. Irak, Suriye, Mısır, kısacası mazlum dünyanın hali bu acıyı seslendirmektedir.  

Korunmalı ve destekli terörist maşalarıyla savaş tehdidinin 20. asırdaki ilki, İsrail’in Filistin’e yerleştirilmesiyle başladı. Rusya, Babrak Karmal ile Afganistan’a girdi. Sonra yine Ortadoğu’ya dönüldü.Irak, Suriye, Mısır, Libya, Sudan ve Körfez ülkeleriyle yangın, Türkiye’nin sınırlarına dayandı.

Venezuela, şaşırma oyunu değilse, insanlığı ikaz eden bir şaşkınlıktır. Bu yangını, durdurmanın son hattı Türkiye’dir. Cumhurbaşkanımızın, “Türkiye İttifakı” çağrısı, dünya dengeleri için de son derece hayati bir çağrıdır. AK Parti’nin zayıfladığı yok. Hakka ve milli değerlerine dayalı ve alternatifsiz parti zayıflamaz. Güçlenen içli dışlı düşmanlık ittifakı, fedakârlığı ve propagandasıdır.

Sayın Erdoğan, benzer bir çağrıyı, daha önce, TBMM’de grubu bulunan 4 partiye yapmıştı. O çağrıda da sandalye kaygısı yoktu: “GELİNİZ İTTİFAKLA, SAĞLIKLI BİR ANAYASA YAPALIM” demişti. TBMM’de komisyonlar, partilerin sandalye sayısına göre teşekkül eder. Ama hakkı olan sandalyeyi istemedi. “4 parti eşit oylarla katılsın. Partilere değil, akla, vicdana, hukuka, ülke ve millet ihtiyacına göre ittifaklabir anayasa yapalım” dedi. Komisyon kuruldu. İki sene çalıştı, yarı yolu geçti. Hatırlanacağı gibi kendi kabul ettikleri maddelerin kanunlaşmasına izin vermediler. Böyle bir fırsatı, bir daha bulamayacaklarını bildikleri halde.

Hiç faydası yok mu? İbret alanlara çok. Ülke ve millet yararına bir iş olmasın mı deniyor? Konuyu aydınlığa taşıyacak bir hatıra:

1975 Koalisyon hükümeti, Demirel başkanlığında kurulacak. AP, MSP anlaştı. Sayı yeterli. Ama Demirel, “Bir de, MHP ile Feyzioğlu olsun” dedi. Gerek yok. Hizmet ağırlaşır. Koalisyonun ömrü kısalır. Necmeddin Bey, “Sen, kendileriyle konuş” dedi. Türkeş’e gittim, “Biz girelim demedik. Başbakan istiyor” dedi. Feyzioğlu’na, gitmeye gerek yok. Demirel’in bahane zayıflığı gösteriyordu ki, Demirel, Erbakan ile ikili değil; AP ve yanında üç ufaklık görüntülü bir hükumet” istiyordu.

Sayın Erdoğan, “Anayasa” çağrısında olduğu gibi, bu ittifak çağrısında da, sandalyesini, biraz daha yükseğe koymak gibi bir meselesi yoktur. Tersine ülkesi, milleti ve insanlık için yapmak zorunda olduğunu gördüğü görevlere sahiplenip, her tür fedakârlığı göğüslemeye hazır olarak sorumluluklar yüklenmektedir. Bir de vaktini, suya sabuna dokunmadan, lafla, fitneyle, zulümle geçirenler var. 

Cumhurbaşkanımızın, “Türkiye ittifakı” çağrısı, ülke ve millet yararına olduğu açıkça görülen işlerde ittifaktır. Yola köprüye itirazla, seçim neticelenmeden, ağlayıp sızlayarak vakit kaybedilmesin! Huzur bozulmasın! Sınırımızı silah deposuna çeviren, bölgemizde ve dünyadaki yangınlara dikkat edelim! Çağrısıdır. Mevlana da, bu çağrıya katılarak, asırlar ötesinden bize insanlığasesleniyor: “Dinle neyden, // Çünkü hikaye etmede; // Ayrılıklardan şikayet etmede!”

Mahalli seçimlerin son derece özel şartlarına; “Yıkıp paylaşma” ittifakının kolaylığına; 18 yıl istikrarlı iktidarıyla dünyadaki İslam düşmanlığının, ekonomik, siyasi, askeri hedefi ve propaganda kuşatmalarına rağmen, % 53 oy! Vatan, millet dışında; iktidarın, ödünç milletvekili gibi şeylere de ihtiyacı yoktur.

Muhalefet giderek hırçınlaşıyor. Hırçınlaştıkça, düşmanla aynı safa düşüyor. Partiler için düşmanla paralel söylem ve eylem ortaklığı,darbeyle suni nefes imkânı sağlasa da, intihardır. Komünistlik moda olduğunda, darbe imkândı. Bugün Amerika ve uydusu devletlerin, desteklediği darbeciler, Maduro’yu halledemiyor. 

Türkiye’nin FETO başarısından sonra,Venezuela direnişi, bütün insanlık için gerçekleşme yolundaki ikinci büyük kazanım olacaktır. 

Devlet ve milletlerin kendi bünyelerinde doğacak ittifakın gücünden herkes yararlanacaktır. Kayıp, herkes içinkayıptır. Siyaset, çıkarcılık değil; fedakârlıktır. “Sen-ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır. // Milletler için, işte kıyamet, o zamandır.” İttifak çağrısı, birey kalmaktan, tozlaşmaktan kurtulup, dayanışıp güç olma yoludur.

İttifak insanlık vicdanının tabii ihtiyacıdır. Fakatboş hayaller için çar-çur edilmemesi yanlış yerlerde kullanılmaması için, sorumluluk taşıyan, güven veren bir sesin çağrısı şarttır. 15 Temmuz darbesinde Erdoğan, susturulamayan gür bir sesle ortaya çıkmasa, her kafadan farklı bir ses ortaya çıksaydı ne olacağı belliydi. Padişah öldürülür, sancak düşerse; yani sancak düşmeden yakalayıp haykıracak gür ses çıkmazsa, ordu ne kadar kahraman olsa sesler karışır. İş biter.

 Bugün tüm dünya için, insanlık vicdanında yankı doğuracak güçlü bir sese ihtiyaç vardır. Toplumların, dayanışarak iyiliğe sahiplenen, yayan, kötülüğe karşı koyan bir güç olabilmesi için beklenen bu gür sestir. Bu sesi kaybeden toplumlar, mazlumlaşmaya mahkûm oldular. Çünkü bu sesin yokluğu, sorumlu bir başın yokluğudur. Tespih tanelerinin imamesini kaybetmesidir.

Elbette, ilkokul sualiyle, üniversite diploması olmaz. Zor imtihanları gayretle, sabırla, ter dökerek aşmak gerekiyor. Şimdi söylemek istediğim söz, henüz zamanı gelmemiş bir söz olabilir. Zamanı gelmeyen sözü söylemek de yanlıştır. Bilerek söyleyip, bir an önce Allah’ın nasip etmesini diliyorum. 

Türkiye İttifakı çağrısı başlı-başına diriliş sesidir. Gelmeyen kendi bilir.

İki çağrıya daha ihtiyaç vardır: Bugün BM’den sonra en büyük devletler topluluğu olan İİT’ye, “İttifak Edelim” çağrısıgerekiyor

Bir de tüm insanlık vicdanına, “İttifak Edelim” sesi netleşmeli.

“Görelim Mevla neyler. // Neylerse güzel eyler.”

Hamd Allah’a!

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • hacı beyhacı bey1 ay önce
    ne ittifakı ya? benlemi yediniz parayı? hazineyi berabermi yagmaladık? benim akraba,talukatımmı müdür,müşavir olup beleş koltuklara oturdu..! yok öyle kürt memet nöbete..karavanayı kim yediyse onlarla kur ittifakını.
  • KaniKani1 ay önce
    sen önce sayın bahçeliyi ikna et, sonra topluma seslen!

Günün Özeti