TRT World, Hakk’ın ve haklının sesini dünyaya duyurmak
Yunus güzel söyler, “Sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır”. Ekmel-i ve eşref-i mahlûk olan insanoğlu, kendinin bir ebediyet yolcusu olduğunun farkına varamaz, imana eremezse, ölümlü bedeniyle, ölümlü dünyayı aşamaz.
Aletler keşfedip, onları yöneten ve böylece çok şeye hakim olan insanoğlu, hayvandan üstün farkını gördüğü halde, farkını fark edemezse, kendini bilemez. Israr eder maymunlukta. Oysa maymun, imandan, ahlaktan, ölümsüz değerlerden, ebediyet kaygısından mahrum, fani çıkarlarına mahkûm bir tutsaktır.
Çıkarcı insan, kötülük yapıyor. Çünkü yapmak zor, yıkmak kolay. İyilik zor, kötülük kolay. Kötüler, saldırgan. Onlara yandaşlık, saldırıyı azaltır. Kötülük için, yalan, iftira, fitne yetiyor. İyilik yapmak için bilgi, gayret ve ter değişmez ilk şartları.
Kötülük cephesi, çıkarlarında hemen birleşirler. İyilerin birlik için şartları çoktur. İlk şartları, “O, benim dediğime gelsin?” Veya “Ne gerek var?” En aşılmaz hendek de, “Ben yönetilen olacağım” takıntısıdır. Geriye kalan parçalanıp dağılmaktır ki bu, yıkıcılığın ta kendisidir.
Neticede çıkarda birleşenler güç ve yetki kazanır, Beşşar Esat, Sisi olabilir. O kadar hain olmasa millet imkânlarını ne yapabilir? Yola, köprüye, sanayiye yönlendiremez; tank tamirini dahi İsrail’e ihale eder, bu gibi harcamalarla övünür, karşı çıkanlara, “Bunlar anadan doğma Yahudi düşmanı” diye saldırmaktan dahi utanmazlar. Mehmet Akif’imiz, “Mezara heykele ait bütün bu velveleler” diyor.
TRT World’dan bahsetmem gerekirken, konu dışı gibi görünen bunları niçin söylüyorum? Medya, doğru haber mesleği, siyasetten sonra toplum ve insanlığa en etkin hizmet ve imkân makamı olduğuna inanıyorum da ondan. Yani bir insan, ne kadar çok insanı etkileyici bir yer ve imkâna sahipse o derece adalete, tarafsızlığa ve dürüstlüğe ve sorumluluğa sahib olması gerektir. Olmazsa ne olur? Olmazsa ne olur? Layık olmadığı makam ve imkâna sahip olan insanın, utanılacak yanından başka bir yanı görünmez olur.
Yakın atışta bir derecelik sapma ile hedef 12 yerine 10’dan vurulur. Ama aya atılan füzede yarım derecelik sapma Ay’a gönderilen füze, Merih’e gidebilir. Devlet adamı ve medya mensubunun küçük görülen bir işi büyük neticelere varabilir. Bu konuda iyi niyetten doğabilecek bir hataya özellikle dikkat çekmek istiyorum:
Hakk cephesini savunan bir siyasi veya gazetecinin, uzlaştırma hakemi gibi örneğin Suriye vahşetinde Esat ve Putin cephesine, adil davranacağım diye kendi yönünden haklı nazarıyla bakma gayreti ciddi bir zulme dönüşebilir. Çünkü,zalim bütünüyle zulmüne sahip çıkarken, Hakk’tan yana tavır koyan kimsenin gücünü, iki tarafa bölmesi, örneğin % 50; % 50 olan zulüm taraftarı dengesini adalet adına % 75’e çıkarmak gibi son derece tehlikeli bir yanlış olacaktır. Bu yanlışın doğurduğu hoşgörü, Gezi isimli darbe desteği için gece yarısına kadar mahallelerde tencere tava kapağı çalmayı dahi mümkün hale getirmiştir.
Elhamdülillah bugün Türkiye, medya noktasında da önemli bir hedefe yönelmiştir. Hakkı hak, batılı batıl bilen medyanın, hakkı tutmakta net ve kararlı olma imkânının doğduğu bir zamandır. Bu nimet kaybedilmemelidir.
Türkiye siyasetindeki sağlıklı istikrar, medyada da ümit verici gelişmelere başlangıç oldu. TRT kanalının 16’ya çıkması, radyo ve dijital sayısının 40’ı aşması ve kalite kazanması, TRT WORLD’la dünyaya sesleniş, özel medyada canlanış, yalnız Türkiye değil, insanlık için inşallah hayırlı olacaktır.
Cumhurbaşkanımızın, TRT WORLD’u insanlık için, “Aslan avcısı hikâyesi değil, aslanların destanı” olarak nitelendirmesi, resmi iradenin bu konudaki sağlığını ifade bakımından son derece önemlidir.
TRT World’un gerek takdim ve tanıtım bölümünden, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcımız Sayın Numan Kurtulmuş, TRT Genel Müdürümüz Sayın Şenol Göka ve TRT Genel Müdür Yardımcımız Sayın İbrahim Eren’in açılışta sunduğu bilgiler ve ilerisi için ortaya koydukları iradeler son derece memnuniyet vericidir.
Medyanın olmazsa olmazı olan güçlü kadronun, zaman ve imkâna ihtiyacı vardır. Çoğu meslekte çıraklık kadrosu, her türlü seçime imkân doğuracak kadar geniştir. Medya konusunda ise çıraklık safhası, ayrı bir dönem olarak görülüp, buradan seçim yapma imkânı doğuran bir zaman dilimi yok denecek kadar kısıtlıdır. Oysa çıraklık ve stajyerlik denilen yetişme ve yetişenler arasından seçme imkânı, mesleklerin gelişmesini sağlayan imkânlarının başında yer alan insan kaynağıdır.
TRT VORLD’un milletimiz, İslam dünyası ve tüm insanlık için hayırlı hizmetler ifa etmekte üstün başarılar elde etmesini Allah’tan niyaz ediyorum.






