Sudan darbesi ibret; Türkiye’de darbecinin hali dünyaya örnek

10 Haziran 2019 Pazartesi

Devletine sahip olmak, fert ve toplumun hayatı için hava gibi, su gibi, olmazsa olmaz, bir değerdir. Düşman saldırı ve zulümlerinden korunmaktan, güç ve gelişme sağlayarak, hak ve hukukla, milletini istikbale hazırlayan devletine güç olmak, her insanın en önemli görevlerden biridir. Bu görev, şehadete kadar varır.

Sudan darbesinin sokak destekçileri şikâyete döndü bile: İbret Yok mu?

Askeri darbeden, Guaido tipi muhalefet darbesine; Gezi gibi, maskelisinden; FETO gibi kırk yılda hazırlanan uluslararası felakete ve organize oy hırsızlığıyla yapılan iktidarı çalma veya engelleme darbesine kadar, alet olanlardan vicdanı olanların, kısa zamanda pişman olmamasına imkân ve ihtimal yoktur.

Tarih boyunca eskimeyen öğüt, nimete nankör olmamaktır. Hastalanmadan sağlığın; ihtiyarlamadan gençliğin; kaybetmeden sahip olunan nimetin kıymetini bilmeyi öğütleyen sözlerdir. Ömer El Beşir’in, hizmetlerinde elbette noksan vardı. Ama eksiklerin çoğu, imkânsızlıklardan kaynaklanıyordu. Önce ümmetin, dünya dengesindeki yeri. Dağılmış, kayıp bir güç. Sonra,işini en iyi yapan, işçimizden tüccara; memurdan amire; cahilden okumuşa; iktidarından muhalefetine kadar durum ne? Milletçe, iktidara ne kadar yardımcıyız? Mısır’da Muhammed Mursi, imkân ve zorluklara rağmen güzel hizmetler etti. Düşman, sokakları hareketlendirdi. Her şey bitti. Tedbir, fırsat elde iken ve oy sandığa düşmeden dikkat gerekiyor.   

Düşman, terörist besliyor, darbe yangınını başlatıyor. Guaido’ya “Daha üst makam” diyor. Hainler, birçok ülkede hareketleniyor. İki ağaç yer değiştirse, darbe gerekçesi yapabiliyorlar. Dış kaynaklı ekonomik kriz hazır silah. Oy satın alarakhükümet kuruldu; yani darbe oldu. Sandıkta oy hırsızlığı ile darbe. “Su uyur, düşman uyumaz!” Hain, hıyanete, her zaman aç ve hazırdır. Biz, küsüp, darılmadan, kırgınlığa düşmeden, istikrar ve iyiliği desteğe ne kadar sabırlı ve hazırız.

Hiçbir millet, darbe gibi ucuz bir yolla, devlet gibi büyük bir nimete eremez. Darbeler, tarih boyu devlet yıkmış, düşman iştahını kabartmıştır.İlkokul emeği ve sualiyle kazanılan doktorluk, adam öldürür. Sokakta, “İstemeyiz” narası atanlar,  istediğini tanıyor, biliyor mu ki, devlet kursun. Mısır halkı, Muhammed Mursi’yi; Sudan El Beşir’i arıyor. Bunu, nimete nankör bakmadan, kaybetmeden önce düşünmeliydi! “Yiğit bin yaşar. Fırsat bir düşer.” “Kaçan fırsat yakalanmaz.”

Neyzen, “Reyini verdiğin şahsın kim olduğunu bilmezsen? // Kendi düşmanını, kendin seçmektir” der. Ülke istikrarını yıkmak için, tanıdığı bildiği, denenmiş insanı bırakıp, karanlıkta adam arayanın bulacağı, viranelerin bekçisi baykuştur.

En büyük değer insandır. Demokrasilerde devlet yapısı, seçmenin oyu üzerine oturur. Milletin öfkesi, kızgınlığı, kırgınlığı, hizmet üretip devlete güç katmaz. Tenkit, güç doğurmaz. Gücün kaynağı, vahdet, yardımlaşma ve istişaredir. Hakikat ve güç, insanların çatışmasından değil; yapıcı fikirlerin samimiyetle istişaresinden doğar. Vicdani kanaat, oy olduğuna göre siyaset, iyilik isteyenlerin, bir ve beraber hareket etmelerini gerektirir. İstikrarı, gücü ve kalkınmayı doğuran bu birliktir.

Yönetim sanatı, tecrübelerden yararlanıp, ahenkli bir bütünlük sağlayan yardımlaşma sanatıdır. Siyaset, milletle beraber, iç ve dış dengelerle, düşmanlık ve yanılgıları adalet ve vahdetle aşmanın zor ve nadir başarılan sanatıdır. Her zaman çok değerli bir başkan bulmak, hiçbir toplum için mümkün olmamıştır. İstikrar doğuran, imkân üreten devlet adamlarının kadri bilinmelidir. Devlet nimetinden habersiz kimseler, propaganda ile takdim edilse de tarih yıkıntılarını yazar.

Devletyönetimlerinde, iki dönem var ki, liderde isabet, bal arısı kovanının “Arı Beyini” bulması gibidir. Bu iki dönem, 1) Diriliş; 2) Dünya siyasetinde sıkıntılı zamanlardır. Bu ikidönemde liderde yanılgı, nimeti külfete çevirir. “Denenmiş yanlışı, tekrar denemekten pişmanlık doğar.” Çünkü bu iki dönemde de, en tehlikeli virajların hızla ve başarıyla aşılması gerekir. Büyük dirilişler, genellikle böyle zor imtihanlarla hak edişin ödülüdür. Dünya güçleri, geçen sömürü ve zulmünün faturası olarak bunalımda. Yeni bir dirilişbekleniyor. Türkiye, Allah’ın lütfuyla kalkınması; haksızlığa direnişi; hakka riayeti; mazluma yardımıyla, tüm insanlık için eşsiz ahlak ve medeniyet mirasını dirilterek, insanlık için rahmet vesilesi olma yolundadır.

Bir yönüyle sömürü, diğer yönüyle maddi başarıya yol açan,keşifler asrı, 20. asır, yönetilen milletler için keşifler ve kalkınma asrı oldu. Türkiye,asrın ilk çeyreğini,savaşla; ikinci çeyreğini, tek parti iktidarıyla, 3. ve 4. çeyreğini darbeler ve yıkıcı muhalefetle doğan istikrarsızlık, imkânsızlıklarla geçirdi. Önemli fırsatlar kaybetti. Genç ve dinamik bir neslini, yurt dışına, iş gücü olarak ihraç etti. Tankını tamir hakkı edinemedi.Motelde pazarlıkla iktidar olundu. HDP’ye oy transferi istikrar ve hamle gücüne zarar verdi. Partiler arası 16 milletvekili ödünç transferi, demokratik devlet nizamının temelini tahripti? Millettin oyu ile ticaret, siyasetinruhuna yöneltilen bir darbe ve gayr-ı ahlaki bir yol ve metot inşasıydı. 

Hudutlarında savaş, içeride terör ve darbelerle mücadeleyi kesintiye uğratmadan, 17 senedir Türkiye, istikrar içinde kalkındı.Tankını, helikopterini, insansız hava araçlarını yapan bir Türkiye doğdu. Yüksek Hızlı Trenden Hava Limanına; kıtaları buluşturan Marmaray’a; deniz altı yol, köprü, kalkınmalara kadar, diriliş gayretleri hız kesmeden devam ediyor. 

Bu 17 yıl, aynı zamanda, ilk defa, darbelerin her çeşidini, Allah’ın lütfuyla ters çevirdiğimiz yıllardır. Kaçınılmaz bir kader gibi gösterilmek istenen darbeler,Türkiye’de ters yüz edildi. Devlet millet el ele, karşı koyarsa, demek ki darbe, felaket olmaktan çıkmakla kalmıyor; kukla için felakete; kuklacı için Vietnam türü bir yenilgi ve itibar kaybına sebep oluyor.İşte ilk güzel meyvesi: Venezuela halkı, Maduro liderliğinde, sömürge olmaya, “Hayır!” diyor!

Sömürgeciler, Türkiye’de, oy hırsızlığıyla, yeni bir darbe modeli denedi. Normal olan, mahalli seçimle, “Darbe olmaz” diye düşünmektir. Fakat görüldü ki, dış desteği güçlü olunca, mahalliyönetim de, icraat ve hizmetleri kilitleyebilecek? Zaten hiçbir darbe, hizmet üretmek için değil, istikrar ve kalkınmayı engelleyip, ülkeyi, kuklacının arzularına amade ve gerekirse 2. bir darbeye müsait tutmaktır. 

Ak Parti, oy hırsızlığını, itiraz süresi bitmeden yakaladı. 1. Etabı kaybettiler.Ümit edilir ki milletimiz, ikinci etabı, büyük farkla, destansı bir ifadesiyle kaybettirecek; kuklacının da, kuklaların da ders almalarını sağlayacaktır. 

Hamd Allah’a!

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • MusabMusab4 ay önce
    Bismillahirrahmanirrahim deyerli hocam üncelikle sizin ve akit camianızın geçmiş Ramazan bayramını kutlarım bizim burada mela muhameddin dediği gibi zoruma giden şudur ki bir kısım namazında niyazında olan insanların chp nin kardeşi olan hdp pkk ye oy verenler destek leyenler dir Vallahi aynı şekilde benimde zoruma gidiyor diyorumki ey müslümanlar kavminiz ne olursa olsun bunların derdi siz değilsiniz yani hdp pkk chp onlar gibi düşünen vesaire partiler bunların işi gucu yıkmaktır inkardır gavurların hesabına çalışmaktır bunların iyilik namına hiç bir eseri yok güya o hayin lerin dayatma larıyla ak partiyi cezalandır maya çalışıyorsunuz bı akıl lar kafasız lar kendi ellerinizle kendinizi cezalan dırıyorsunuz ne tez unutunuz sultan Aptul hamid hanı Menderesi Özalı Erbakan hocayı 28 şubatı 15 temuzu aynı delik ten daha nezamana kadar sokulacak sınız ey saadet partisine oy verenler 28 şubatı unutunuz mu ey hdp pkk oy veren müslümanım diyen kizlarınızı dağlara kaldıranları unu tunuzmu hani namus içinin islam için ölüyordunuz islam dini ve namus sizi bıraktı yoksa sizmi bıraktınız islam dinini ve namusu aynı sorumu chp ye oy atan müslüman dindarlara soruyorum aklınızmı perdelenmiş daha ne zamana kadar münafıklar sizi kandıracak .Allahım müslümanlara aklı rahmani ver amin.

Günün Özeti