Seçim, millete hizmet fırsatıdır
Bir şirketin büyümesinden, milletin kalkınmasına kadar her işin başı insandır. Yani yetkinin ehil insanlara verilmesidir. “Oğlum akıllı malı neylesin, oğlum deli malı neylesin?” denir. Milletine en büyük iyiliği yapma fırsatı olan seçimi, hırsı, öfkesi, kıskançlığı veya herhangi bir çıkarı uğruna feda eden, yanlış kullanan, kimse, bu hıyanetin derin acısını mutlaka bir gün yaşayacaktır.
Seçim fırsatını kaçırmanın acısını ağırlaştıran sebeplerinden ikisi çok önemlidir. Öyle önemlidir ki, birini diğerine tercih edip sıralamakta dahi zorluk vardır. Seçimde yapıcı kimse yerine yıkıcı kimselerin gelmesine yol açıcı bir şekilde oy kullanmak, neticede bir Saddam’ın, bir Beşşar Esat’ın gelmesine yol açıyorsa, kaçan bu fırsatın telafisi yoktur. Oyları dağıtıp, istikrarı kaybettirip, ben yıkıcılara oy vermedim, “Ben Esat’a, Esat dostlarına, Esat gibilere oy vermedim” demenin, kimseye faydası yoktur. Bu tip mazeretlerle kimse, ne kendi vicdanını susturabilir ve ne de akıl sahibi bir kimseyi aldatabilir.
Diğer önemli konu, düşman çevremizi ateşe vermiş, yangını Türkiye’ye taşımak için bütün güçleriyle savaşıyorsa, Türkiye düşmanı terör örgütlerini destekliyorlarsa, bu kardeş ülkelerdeki insanlık yangını, vatan millet yangını, Türkiye’yi de manen ve maddeten çeşitli şekillerde rahatsız ediyorsa ve bu yangınlara karşı mukavemet kazanma ve yangından çıkış imkanının ilk şartının istıkrar olduğu açıkça görülüyor ve istikrarın iki partinin toplam oyundan fazla oy alan partide birleşmek olduğu gün kadar açık bir hakikat iken, sadece istikrar olmasın diye oy kullanmak, en hafif ifadesiyle, çok büyük hizmet fırsatını kaçırmaktan öte, hizmet fırsatını zarara, kötülüğe çevirmektir.
Değerli yazarlarımızdan Hacı Yakışıklı kardeşimiz, geçenlerde bir yazısının başlığını, anlamlı bir şekilde, “% 13 alıp sevinenler mi, %40’a üzülenler mi kazanacak?” diye koymuş ve güzel yorumlarla sonucu, “Kimi %13 alıp seviniyor, kimi % 40’a üzülüyor; davası büyük olanın derdi de büyük oluyor” demiş.
Aslında, %10 barajlı D’Hond seçim sistemiyle %41 oy alan her parti, çoğu ülkede, çoğu zaman tek başına iktidar olur. Fazla bile gelir. Fakat Türkiye’nin 12 senedir istikrar içinde kalkınmasından; 12 senelik ortalama kalkınma hızının, 185 devletin önüne geçmesinden ciddi surette rahatsız olanlar var. Batı’da duyulan her rahatsızlığın, Batı yandaşlığına adanmış toplum çevrelerinde, Batı rahatsızlıkların Batı’dan daha şiddetli görüldüğü öteden beri bilinen bir gerçektır.
Kalkınan, tankını topunu kendi yapan Türkiye’nin, tank tamiri için İsrail’e ihtiyacı kalmamasının, “Anadan doğma Yahudi düşmanlığı” ile itham edildiği günler, bu 12 yıllık istikrar günlerine dayanan günlerdi. Balık hafızası için dahi uzak değildir.
Allah’a şükür helikopterlerimizi, savaş gemilerimizi, yazılımlarını kendimiz yapıyor ve satıyoruz. Uçak ve gemilerimizin yazılımlarını da hep değiştirdik. Türkiye’ye karşı terörü besleyenler, etrafımızı kuşatmaya çalışanlar elbet bunlardan rahatsız olacaklardır. Garip olan bu rahatsızlığın içeriye yansımasıdır.
Marmaray’dan Yüksek Hızlı Tren, Nükleer enerji, Kanal İstanbul, 3. Hava Alanı, 3. Köprünün, büyük ölçüde kendi müteahit, mühendis ve işçilerimizle yapılmış olması gibi dev hamlelerin en kısa zamanda tamamlanması planlandığı halde daha da erken bitirilmesi dostta sevinç düşmanda kaygı uyandırmıştır. Sanki dost düşman ayrımında bir turnusol kağıdı haline gelmiştir.
Yakışıklı kardeşim, senin güzel yazını okurken, yan taraftan da İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif’in sesini duyar gibi oluyordum, Süleymaniye camisinin kubbesini, “İki kazmalı adam akşama indirir” ama heyhat ki yapmak için, “Bir Süleyman yine lazım; yeniden bir de Sinan” diyordu. 13’e büyük başarı deyip sevindiren, sizin de ifade ettiğiniz gibi, yıkımın basitliği, kolaylığıdır. 41’i yetersiz kılan yapmanın, hizmet üretme ihtiyacın büyüklüğü, yarış yolunun uzunluğu, sahanın genişliği, aciliyeti ve gerilerde kalmanın tehlikeleridir.
İnşallah 1 Kasım seçimi, milletimizi layık olduğu istikrara kavuşturacak ve 2023’te dünyanın en güçlü devletleri arasında yerimizi alacağız. Hamd Allah’a!






