Referandumun son yazısı
Kılıçdaroğlu, ana muhalefet ve İş Bankası imkanlarıyla, en açık ve net konularda dahi zihinleri karıştırmak için, konuyla ilgili-ilgisiz; yanlış-doğru; evham veya iftira olduğuna bakmaksızın, adının yalancı çıkmasına da aldırmadan durmadan konuşunca, Hakkı tutup, millete hizmeti esas alanlar da 7’den, 70’e Hakkı anlatmak için seferber oldular. Ecdat tabiri diye, “7’den, 70’e” dedik ama, ülkeye, devlete, millete ters bu yalan ve yanlışlara karşı elbette 70 yaş üzerindekiler duramazdı? Durmadılar.
Örneğin 70 yaşı çoktan gerilerde bırakan ben, Yeni Akit gazetesinde her hafta, pazartesi günleri yazıyordum. Haftada pazar-pazartesi olarak iki güne çıkardık ve yazı boyutunu da uzatarak adeta üçe katladık.
CHP muhalefetinin, kendisine katılmayan her muhalefet partisine, şiddetle saldırmaadetine rağmen, TBMM’nde iktidar ve MHP ittifakıyla kabul edilen koalisyon türü birlikler dışında Türkiye’de pek rastlanmaya bir birlik ve hizmet gerçekleşmiştir. Meclisimizin üç köklü partisinden iktidar ve muhalefet birlikteliği, bu referandumun milletimiz için önemini bir kere daha teyit etmektedir. Milletimiz, “Zaman kaybetmeyelim, ülke kaosa girmesin” diye, darbe anayasalarını dahi kabul ettiği halde, kendi iktidarı ve muhalefetinin gerekli gördüğü bir kanunu niçin kabul etmesin? Hem de böyle önemli ve kritik bir zaman ve coğrafyada?
Şimdi bir kısım güçlü gözüken devletlerin dahi geçirmekte oldukları yönetim sıkıntılarının temellerinde sarsıntı doğurduğu veciddi kayıplar meydana geldiği bir dönemde, Menderes, Özal ve Erbakan’la başlatılmak istenen kalkınma hareketleri filizlenirken önleri kesilmiştir. Allah’a şükür dava, milletçe özümsenmiş, kadrolaşmış, kökleşmiş, Ak Parti adını alarak Erdoğan’la yoluna devam etmektedir. Türkiye, kalkınma hızında birçok ülkeyi geride bırakıp, AB’yi ikiye katlamıştır. Milletimize, referandumdayanlış istikamet göstererek kendi oyuyla kendini engelletmek isteyenler, inşallah yarın, ne büyük yanlışa saplandıklarını anlayacaklardır.
Darbeci ve teröristler, sömürgeci devletlerdeki destekçilerini, “Türkiye’nin istikrarını bozarak, kalkınmasını durdurma kampanyasına” çağırarak teşvik ve fiilen dahil ettiler. Bu büyük bir son ve büyük bir yanılgıdır. Çünkü, bu kadar önemli ve açık bir konuda milletimizi yanıltabileceklerini zannetmek tanımadan hüküm verme aceleciliği değilse, daha da kötü ihtimallerdir.
Uluslararası hukuku da çiğneyerek teröristlerle ittifaklarını dünyaya ilan eden AB, devletimize ve dinimize saldırdı. Yarın, seçim sandıklarında, nasıl bir farkla yenildiklerini görecekler. Bu kadar boş bir ümide kapılan sömürgeciler, Türkiye’ye, İslam dünyasına karşı terörist üretme çiftliklerini kendilerinin kurup, ürettiklerini; terörist ve darbecilerin kendi askerleri olduğunu dünyaya ilan etmeselerdi, görünürde pişman olmayacaklardı ama o zaman da “Biz de müdahil olsak kazanırdık” zannederek, pişman olacak derece yanlış başladıkları görülüyor.
Şimdi bu referandumdaki zafer, Allah’ın lütfuyla millet ve ümmetimizin, dünyadaki İslam düşmanlığına karşı, bütün dünya çapında bir zaferi haline gelmiştir. İstikrar ve kalkınma hızımıza hız katacağı gibi, bilinç ve vahdetimizi de evrensel boyutta güçlendirecektir.
Milletimizin bu referanduma “EVET” demesi, milletimiz, “Ali Fuat Başgil, Cumhurbaşkanı olsun!” derken, Cumhurbaşkanı olmasının engellenmesi şöyle dursun, millet vekaletinin dahi, kanunsuz olarak, kaba kuvvetle hükümsüz kılınıp yurtdışına sürülmesi ve o seçim döneminde yurduna dahi sokulmaması dış destekli darbelerin nasıl bir zulüm makinesi olduğunun ilanıdır!
CHP, her zaman, milletin kalkınmasına ve Batı’nın karşı olduğu değerlere, kendi de karşı olmuştur. Milletimiz, önemli yatırımları yaparak, tamamlanmasına imkan bırakmayan, CHP’lilerin temeli söküp, şenlik yapmasına, sanayi ile dalga geçmesine yol açan karşı çıkışlarında bu kararlılığının izlerini okumak mümkündür.
Motellerde milletvekili transferleri yapmaktan başlarsak; başörtülü milletvekili kabul etmeyerek, bütün CHP milletvekillerinin ayakta tempo tutarak, bir milletvekilinin, milletvekilliğini düşürme çabası bundandır. Belki de, diye, “Köprü, yol, Marmaray, Yüksek Hızlı Tren, Havaalanı gibi millete yapılması zaruri her hizmete” karşı çıkmasından, şimdi referandum karşıtlığıyla, koalisyonlar devri kapanmasına karşıtlığı da, sadece, “Ben bir daha iktidar olamam”diye değil, bu Batıcılık da dahildir.
CHP’nin bu mazeretini bilen milletimiz, iktidarını, sağlıklı oylarıyla tayin etmeye başladığı günden beri, Hakkı CHP’nin yönünün tersinde aramıştır. CHP de devlet ve milletinin, “EVET”inin tersine gitmiştir. Milletimiz Suriye halkına, “Ensar” olmuş, Kılıçdaroğlu, Beşşar Esat’ın köşkünde huzur bulmuştur.
Milletimiz, önemli bir farkla, %60-62’nin üzerinde bir nispetle, “Evet” diyecektir.
Referandumumuzun, milletimize, İslam dünyasına, tüm mazlumlara ve insanlığa hayırlı kılmasını Allah’tan niyaz ediyoruz!..
Pazartesi’nden itibaren, bu kere olduğu gibi sıradan bir oylamayı, sun’i olarak uluslararası, “Dış destekli bir kampanya” haline getirmek veya bizzat olayın kendisinin fevkalade önemli olması gibi bir durum bulunmadığı sürece, inşallah yine eskiden olduğu gibi haftada bir, pazartesi günleri okuyucularımızla buluşmaya devam edeceğiz.






