--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Referandumda netice görünen köy

Hasan Aksay
Hasan Aksay

Öncelikle Referandum konusundaki, kafamızdaki şu temel soruyu da, cevabını da netleştirelim: “A” köyünü arayan bir kimseye, “Görünen köy” dedikten sonra, artık yolun sonu görülmüş, aramaya da gerek kalmamıştır. Referandumun görülür derecede “Evet” olarak netlik kazandığı halde, “Evetçiler” niçin çalışıyor? “Hayırcılardan” dışardaki açık İslam düşmanlığı, devlet, millet ve ahlakımıza; hatta istikrarla kalkınmamıza karşı bu kadar öfke gelmesi başlı başına bir ucube oldu. Bu ucube tavır bin yıldan beri görünenin ötesinde, Türkiye’nin olmazsa olmaz değerlerine ve istikrarına karşı açık bir düşmanlık ilanı halini aldığı halde, “İçteki ve dıştaki Hayırcıların aynı bantta çalışır görünmekten sıkıntı duymak şöyle dursun; bu paralelliğin güçlerine güç kattığı görüntüsünden memnuniyet duyar hallerinin şevk ve gayretlerini artırdığı şeklindeki görüntünün yorumu da dahil, “Görünen neticeyi” nasıl böyle heyecanla bekler görünüyorlar? 

Siyaset, aksiyon, hizmet ve müspet işler demektir. Biz insan aklına ve vicdanına hitap eden konunun müspet cephesine, şöyle kısaca bir bakarsak, menfi cephede kalanların, bu derece haklı ve gerekli bir konuda, millete ters istikamette karar aldırabilecek bir ekseriyet teşkil edebileceklerini kabul etmek imkanın olmadığını, akıl, vicdan tarihi izzet ve ikbalimizin kabul etmeyeceği gibi, bugün İslamofobik ülkeler, bütün öfkeleriyle beraber, “Hayırcılar cephesinde” yer aldıkları gibi, İslam, Türk dünyası ve tüm dünya mazlumları dualarıyla; tarafsızca hakkı tutan, vicdanıyla hareket eden devlet ve şahısların açıktan, Referandumda da milletimizin, kendi seçtiği hükümet ve TBMM kararına ters çıkmadan istikrar içinde yoluna devam edeceğinde şüphe yoktur. Darbe anayasalarında dahi, kaos doğurarak ülkeye zarar vermemeye dikkat eden bu aziz milletin ilk defa eline geçmiş, kendi seçtiği hükümet ve TBMM ve Meclisteki üç köklü partiden iktidar (Ak Parti) ve muhalefetin (MHP), ülke yararına birleşerek yaptığı bir yasayı, aynı milletin reddetmesi tarihte görülmüş bir sorun değildir. Düşünebilmek dahi abes bir ihtimaldir. 

Zaten taraflara dikkat edilecek olursa bu netice kesin ve net bir şekilde görülmektedir. “Hayır” cephesinde, aralarında dağlar bulunan, kendi aralarında dahi yıkıcılıktan başka, anlaşıp uzlaşarak bir iş yapmaları, özellikle millete iyilik getirecek bir işe yönelmeleri imkan ve ihtimali bulunmayan üç grup var: 1) Yol, köprü, Yüksek Hızlı Tren, Marmaray, Havaalanı türü ülke ve millete yapılan her hizmete itiraz etmeyi adet edinmiş, serbest seçimli millet oyuyla, yüz yıla merdiven dayayan ömründe bir kere olsun milletin gönül rızası üzerinde taht kurup iktidar olamamış, hem imkanlı, imtiyazlı, büyük banka sahibi ve de nasıl oluyorsa sosyalist olan, hem de Türkiye’nin siyasi partiler kanunundaki, hiçbir parti ticaretle uğraşamaz denmesine, yani kanuna rağmen parti olduğunu iddia eden CHP, bu kanunda da adetini bozmayarak red cephesinde yerini almıştır. Ama CHP içinde Referanduma, “Evet” diyeceklerin olmadığını iddia etmek haksızlık olur. Nitekim CHP’li ünlülerden Kılıçdaroğlu’na, gazetelerde soru var: “Evet kazanmazsa istifa eder misin?”diyorlar.Anlaşılan o ki, “Hayır kazanmazsa ben istifa ederim” dedirebilseler, şimdiden bayram edecekler. 2) İkinci grup: Darbe ve terör gibi takibatta olanlar? 3) Dışardaki, İslamofobi hastalığı nedeniyle Türkiye düşmanlığı? Düşman ameline hizmet eden yok olur. Millet olmak, birlik ve fedakarlıkla olur. Millet ve devletimizin varlığının ve var olarak kalacağının delili şehitlik rütbesidir.

“Evet” diyenler, niçin çalışıyor: 

Milletimizin bu referandumda kazanacağı başarının açacağı yolu ve milletimize ve mazlum dünyaya ne imkanlar getireceğini anlatmak hem zevkli, hem de Allah’ın bu nasibine şükür yüklü, güzel ve heyecan veren bir görevdir... 

Parlamenter sistemde milletvekili seçim sisteminin zamanla nisbi sisteme kilitlenmesi, oyları parçalıyor, koalisyonu zaruri kılıyor. Koalisyon teşkili zaman alıyor. İşi zor, ömrü kısa. Hizmet için imkanı, gücü ve zamanı yok. Dünyanın koşar adım kalkındığı bir zamanda, Türkiye, yüksek potansiyeline rağmen, darbelerle bozulan düzenekte inşa edilen laf ve koalisyonlarla vakit kaybediyor, geri kalıyor. Basit, göstermelik seçim yatırımlarıyla, yadellere trenlerle işçi sevk etmek, IMF’ye borçlanıp; tanklarımızı İsrail’de tamir ettirmeye mecbur kalıyoruz. Bu zilleti devam ettirmek isteyenler, “Tankımızı kendimiz tamir edelim” diyene nasıl saldırdıklarını dün yaşadık. Bugün tül gibi bir maskeyle aynı kulvara düşe kalka kalka koşmaya çalışanları da dikkatle bakınca seçmek mümkün.

Bu oylama 18 Madde değil, tam bir anayasa olmalıydı. Komisyon kuruldu ama iki sene boşa çalıştı. İşte bu referandumla, inşallah çarkları boşa döndürmeme yolunda büyük mesafe alınacak. 

Büyük Selçuklu ve Osmanlı Cihan İmparatorluğu varisi, 13 sene gibi istikrarlı kısa bir dönemle, IMF’ye borçlarını ödeyip, borç veren; 20 Kalkınmış Devletler arasına girip, başa doğru ilerleyen, tankını, helikopterini, silahını yapmaya başlayan, fakir ülkelere bütçesine göre dünyanın en fazla yardım eden ülkesi olma nasibini kazanan Türkiye, inşallah, darbeler ve istikrarsız dönemler nedeniyle kaybettiği zaman ve imkanları kısa zamanda telafi edecektir. 

Allah, Müslümana yardım etmez diyenler kafirlerdir. Şöyle bir düşünelim? Şikayet için değil, bir vakıayı tespit için bakalım: İki sene TBMM’de partiler Anayasa komisyonu kuruldu, engelli bir koşu parkurunda koşan atlet gibi ter döktü. Çalıştı. Netice? Millet ne kazandı? Milletin kazancı yok. Zaman kaybeden, imkan kaybeden millet. Çünkü bu iki sene çalışan, terleyen komisyon bir koalisyondu. Hep birbirinin enerjisini yiyip tükettiler. Şimdi aylardan beri, “Meclis kürsüsünü sökmeye” varan engellemelerden, AB’deki insanlık tarihine utanç derecesinde çirkin dış engelleme türlerine varıncaya kadar bir ibretler dizisi yaşıyoruz. Aslında her şey açıkça ortada. Bütün bunlara rağmen yine tahminlerin üzerinde kalkındık ve kalkınma hızında AB’yi ikiye katladık. Referandum neticemiz, şimdiden milletimize, İslam dünyası, mazlumlara ve tüm insanlığa hayırlı olsun. 

Hamd Allah’a! 

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle