Millet, devlet, müteşebbis, mühendislik zaferi: Avrasya
Evrensel boyutta köprüler, yollar, havaalanlarını kendi imkan ve insanlarımızla başarmaya başlayınca bereketlendi. Dev başarılar birbirine eklendi. Dışarda düşmanın içerde istemeyenlerin ittifakla haset ve fitnelerini hızlandırdı. Bunlar, Allah’ın nimetine, milletçe ve devletçe kör bakmadığımızı görüp şükrümüzü artırmamız gerektiğine bir kez daha dikkat çeken önemli hadiselerdir.
Benim çocukluğum ve gençliğim bugün ilçe olan nahiyemden vilayetim olan Adana’ya gitmek için Ceyhan üzerinde bir tek tarihi Misis Taş Köprüsü, Seyhan üzerinde de bir tek Adana Taş Köprüsü vardı. Bugünkü yollara göre yol denebilirse, bu köprülere giden toprak yollar, dolaşa dolaşa giderdi. Diğer yerlerde Ceyhan ve Seyhan ırmaklarını geçmek için ancak sallar kullanılırdı. Merhum Menderes’in yaptırdığı Seyhan baraj seddi üzerinde arabayla geçilirdi. Yani ikinci bir köprü gibiydi ama yol olarak kullanılmazdı.
Şimdi, o günlerden bugüne kıtalar arasını deniz altından kendi insanımız ve imkanlarımızla deniz altından ve üstünden kıtaları birleştiren köprülerin dünyada ilk olan son derece önemli özellikleri var. CHP sevinmek söyle dursun ağlamaklı. Seçim kazansa, Yavuz Sultan Selim köprüsünü iptal edecekti. Sonra ismini ben koysam dedi. Kılıçdaroğlu, Marmaray açılışına katılmayıp Ankara, Tandoğan’da miting düzenleyip Hükümete ateş püskürdü. Avrasya açılışında, TBMM Grubuna, “Hükümet yok” diye nutuk çekiyordu. Hem de zorda kaldığı yerde, “Teröre karşı hükümetle beraberiz” derken. “Yok” beraber çalışan, “Sen de, yoksun”.
Allah’a şükür, dünya şartlarındaki krizlere rağmen, Türkiye’ye yönelik özel ve güçlü düşmanlıklara, darbe teşebbüslerine, çevre kuşatmalarına rağmen, borçlarımızı ödedik, önemli engelleri aştık, kesintisiz bir kalkınmayı başardık. Bu hizmetlere birlik ve beraberlikle, istikrarla destek veren Milletimize, başarıyla hizmetleri yürüten siyasi kadrolarımıza, bu hizmelerde emeği, fikri, desteği, duası olan herkese teşekkürler, bizleri başarılı kılan, nasip eden Allah’a hamd ediyoruz.
Dün toplu iğne yapamayan, Başbakan ifadesiyle 70 Cent’e muhtaç; IMF’ye borçlu Türkiye’de gerçekleşen bu dev projeler, şükür olarak olsun anılması ve tanıtılması gereken projeler.
Sömürgeci Batı, dünyayı sömürüp kaç asır önce sanayi devrimine girdi. 1. Dünya Savaşının, zaferi Batı’ya; yükü bize düştü. Buna rağmen, böyle önemli başarılarda onların övünmesi ve güç baskısı dünyayı etkiliyor. Fransa İngiltere arasında Manş denizi altından tünelle tren geçecek diye öyle bir propaganda yapılmıştı ki; biz burada heyecandan duramaz olmuştuk. “O çeyrek asrı aştı?” denebilir. Ama Cihan Savaşını kaybettik. Bize bir şey yaptırmadınız? Sadece, “On yılda 15 milyon genç yarattık” şarkısı söyleme müsadesi vardı. Dün bir, bugün iki? Yapmaya yeni başladık.
Tantanayı, övünmeyi sevmemek inancımızda var, sevmiyoruz. Avrupa’da bir terör oluyor. Ne kadar devlet varsa davet ediliyor. Bizde Avrupa’da olanın 3-5 büyüklüğünde darbeler, Ermeni terörü, arkadan 30 senedir PKK devam ediyor da, yaralarımızı, ağlamadan, sızlanmadan sarıyoruz.
Gerçi bu iş, Osmanlı’da da böyleydi. İngiliz sefiri hatıratında anlatıyor:: “Barbaros, Afrika’nın Akdeniz sahillerini, Osmanlı topraklarına katmış. Zaferi, Padişah’a arz etmek için geliyor. “Ben bir hafta önceden, nasıl bir karşılama, nasıl merasimler olacak diye heyecanlandım durdum. Aaa... Ne göreyim? Birkaç vezir ve bir kalabalık, iskelede karşıladı. Alıp getirdiler saraya. Ne merasim, ne bayram, ne dikkat çeken bir şenlik oldu. İki saat sonra, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa Saray’dan çıkıp gitti. Bu kere niye böyle? diye rahatsız oldum. Düşündüm durdum. Sonra çözdüm. Kendi kendime dedim. Büyük devlet olmak böyle bir şey. Her şey gözlerinde küçük kalıyor, dedim” diyor.
Materyalist, ateist, “Öldüm, her şey bitti” diyor. Müslüman, “Ölüm, yeni bir diriliştir” diyor. İyiliği üstün kılmak; kötülüğü ortadan kaldırmak, din, devlet için samimi gayretle ebedi hayatı kazanmayı istiyor. Ahiretle kıyaslayınca, tüm dünyanın değeri ne ki?
BUGÜN, FARKLI BİR DÜŞMAN, FARKLI BİR SORUMLULUK VAR:
Dışarıdan başlayıp içeride paralellerini oluşturan, “Soğuk Savaş”tanda öte, Profesyonel Propaganda Eylemcileri, üst akıldan, localar, bazı sermaye, siyasi ve basın çevreleriyle, çalmadan oynayan amatörlerden ciddi destek almaktadırlar. Yalan ve fitne üreten bu mikrop savaşınınyayılma hızı ve tahribatı, her kimyasalı aşar. Derin destekli bu savaşla karşı karşıyız. Bunların, darbe, canlı bomba ve terör silahı; fitne, atom bombasıdır. Şüphesiz, “Fitne katilden eşettir.”
Hükümetimiz, toplu ve güzel açılışlar yapmaktadır. Şartlar ağır, yeterli değil. Bir kısım kurumlarda, bazı okul ve üniversitelerde, kuytu köşelerde bu mikrop üretimi dış teşviklerin açıklık kazanmasıyla, fabrikasyona geçme çabasında. Sermayesinde, yalan, fitnecehalet ve utanmazlık baş değerler. Haya sahibi insana, milyon versen gece yarılarına kadar mahallede teneke çalar mı? Gezi darbesinde, bunu, canlı bomba gibi, kahramanlık sanarak yapmadılar mı?
Bu mikrop savaşına karşı ilk ilaç, devlet hizmetleriyle halk bilgilendirip, muafiyet kazandırarak müfteriye haddini bildirecek donanıma sahip kılmaktır.
Devletimizin programlamasıyla, devlet, millet ve partilerimizin bu mikrop savaşını verem hastalığı gibi kısa zamanda kökünden kurutacağına inanıyorum.
Ülkemize yönelik sıcak savaş, sınırlarımıza dayandı, kalkınma ve ekonomi savaşımızın kesintisiz devamı şart, terör cephesine dış destek açıklık kazandı. Bir cephe daha mı açalım? Evet!.. Bu cephe, bütün cepheler için acil. Organizeyi devlet yapacak. Askeri, benim gibi ihtiyarlardan. Böylece, inşallah biz de, fiilen bu cephe askeri oluruz.
İlkokul imtihanıyla, üniversite olmaz. Saldırı büyük demek, Allah’ın nasip edeceği başarı da büyük olacak demektir inşallah. Hamd Allah’a!






