--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Meclis ve özentili terör

Hasan Aksay
Hasan Aksay

TBMM’ndeki burun kırmaya, konuşma kürsüsünü yerinden sökmeye varan terör estirme üzerinde milletçe durmak ve bu tür çirkinliklere, meydan vermemekle sorumluyuz. Millet ve seçmen olarak, Meclis ve milletvekillerimizi, kötü değil, iyi örnek olmaya zorlamalıyız. Bu ilkelliği tam tersine çevirerek, doğru göstermeye çalışan medyaya da tavır koymalıyız. Hakk mücadelesi bütün yönleriyle ele alınmadan kazanılmaz. “Milletler layık olduğu idareye kavuşurlar.”

Bazı ülkelerin meclislerinde kavga olduğu bilinen bir gerçektir. Biz Müslüman bir ülkeyiz, kötülüğü örnek alamayız. “Kötülük emsal olmaz”. Yüce meclis, her türlü tartışma ve fikrin, edebin, hayanın, saygının ve insani değerlere sembol olmak makamıdır. Kendi veya grubunun çıkarını kaba kuvvetle, yalan ve iftiralarla, algı operasyonlarıyla kabul ettirme yeri değildir, olmamakla sorumludur. Bu sorumluluk yerine gelmiyorsa, sorumluluk ve vebal seçmenin üzerinde kalır.

Kaba kuvvet gösterisiyle değil, fikir ve hizmet vadiyle seçilen milletvekilinin, mecliste öne çıkan tarafı kaba kuvvetse, halka karşı taktığı maske düşmüş, kaba kuvvetle çıkar peşindedir. “Ben milletin çıkarı için kavga ediyorum” sözü, düpedüz sahtekarlıktır. Millet için mücadelenin meşru yolları açıktır. Haklıysan, efendice tenkit edersen bu büyük millet takdirden aciz değildir. 

Bazı kimseler fıtratan sinirlidir. Bunların yanlışı, sistemli ve çıkara dönük değildir. Arkadaşları sakinleştirir. Önemli bir proplem doğurmazlar.

Kavgasını övünerek anlatan, hased ve terörist oyların ilavesiyle tekrar seçilenler var ya, seçim bölgesi ve millet için utançtır. İtibarını kaybetmelidir.

Nitelik, kaliteyi de ifade ettiği için, gayretle, emekle, algı teşkilatlarıyla inşa edilen çıkarcı teröre, “Özentili terör” diyorum. Kavgayı besleme dönemi oluyor. 1960’lı yıllarda, meclis başkanı, bu tip kavga doğurucu hareket yapanları, birkaç kez ihtar eder. Devam edeni celseden çıkarırdı. İnönü Başbakanlığında, usul uygulandı. Güzel oldu. CHP, muhalefete düşünce, bu usule karşı toptan eylem başlattılar. 

Nasıl mı? Kelimeler yetersiz kalır. İki örnek verelim: 1) Bülent Ecevit’in Başbakanlık döneminde, Milletvekili Merve Kavakçı’yı, tasavvuru zor bir zulümle milletvekilliğinden uzaklaştırmak için bir düzen kuruldu. CHP grubu bütünüyle ayağa kalkıyor, tempo tutarak “Dışarı! Dışarı!” diye bağırıyorlardı? Algıya göre CHP, kadın hakları savunucusuydu? Milletvekiline bu kadar açık bir zulüm. Halka ne yapmazdı? Merve Kavakçı işkencesine şahit olamamış gençler, lütfen sorup öğrensinler. Bu tarihi ibret kaçırılmaz.  2) Şimdiki burun kırma kavgası: İbret ve utanç için medyanın algı sahtekarlığı kafi. Hadiseyi ters çevirmek yönüyle,Merve Kavakçı zulmünden pek farklı değil. Ne diyorlar:

Önce hadisenin doğrusunu tespit edelim: Kavgayı çıkarış nedenini itiraf eden CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, “Başka çaremiz yoktu” diyor.

Şimdi, şu milletvekillerine, algı medyasına ve Twittercılara bakın, “Kavgayı CHP değil, iktidar çıkarmış.” Bu kadar açık bir gerçeği, yalanla, iftirayla paketleyip, millete sunmak, milleti ahmakyerine koyup,aklıyla alay etmektir.

Bu iddia, aklı inkardır. İktidar, “Kanun bir an önce çıksın” diye çırpınıyor. Kanunu, “İktidar sabote ediyor” demek olan bu iddia, akla zarardır. Buna inanacak kimse yok mudur? İnanmış kimse olamaz. İnanmış görünen sahtekar olur. Nitekim: 

Cumhuriyet Gazetesinin haber başlığı: “Milletvekilliğimden utandım.” CHP Grup Başkanvekili demiş. Yani, kavgayı iktidar çıkarmış. O da utanmış. Ne iyi(!).

Burnu kırılan kim? Ak Partili. CHP’nin üç katı milletvekilleri saldırıyor da, karşı tarafta bir şey yok? Hayret! Kaç gündür bağırıp çağıranlar kim?Sabreden kim?

Sözcü Gazetesinin Haber Başlığı: “CHP’li vekile, AKP saldırısı.”

Cumhuriyet Gazetesinin diğer bir haber başlığı: “AKP’liler, ‘Açık oy’u yumrukla savundu.”

Algı operasyonuyla, yalanla, iftirayla kurt, kuzu gösteriliyor. Fakat, “Güneş balçıkla sıvanmaz.” Bunu öğrenin. Çünkü sonra, kendi ihtiyacınız olur da sözünüze, inananı bulamazsınız. Keşke ücreti için yalan konuşmasaydık demek fırsatı geçer.

Devlet adamı, “Vitrin balıkları” gibi göz önündedir. “Algı operasyonu” denen yalan rüzgarı kesilir, sahte politikacı, sudan çıkan balığa döner. Akıl, faydası olmayan son pişmanlıktan önce Hakk’a dönmeyi gerektiren imkandır. 

“Bir halas imkanı var, ahlakımız yükselmeli!”

Hamd Allah’a!

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle