Mahalli seçim ve yeni parti(1)

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Türkiye büyük bir ülkedir. Manevi, ölümsüz insani değerleriyle, tarihi ve gönül dünyasıyla da büyüktür. Mahalli idareler, siyasi iradeve karar mercii değil, hizmet birimleridir. Aynı mahalli seçimin, Belediye Meclisi realitesine kör bakıp, Başkan seçimi üzerinde kara tablolar çizmek ayrı bir mantıksızlıktır.

İmamoğlu seçmen grubunda, koalisyon veya halk önünde bir taahhütle, başarı ve başarısızlıklarından sorumlu siyasi bir irade yoktur. Sadece “Ak Parti kazanmasın” diyen, dünyadaki İslam düşmanı ülkelere paralel bir yıkım iradesidir. Siyaset, yıkım değil, sorumluluk yüklü yapma sanatıdır.

Sorumluluk kabullenmeyen oylar, siyasi karar mercii olamaz. CHP’nin motel pazarlığı ile hükümet olması; HDP’ye ödünç oy vermekle başlayıp, bu ödünçleme işini, 16 milletvekiline çıkararak, “Ödünç oy hakkı” alma hakkı kazanması demokrasiyi yozlaştıran yanlıştır. Ahlaken engellenemiyorsa, kanun gerekir. 

Milletsiz, devlet olunmaz.Çünkü millet, ülke ve devleti için, hayatını vermeye varıncaya kadar sorumluluklar yüklenmiş, yapıcı bir toplumdur. Yüzer gezer, her biri başka hedefe dönük olduğu halde, yıkım için birleşen oylarla siyaset yapılamaz. 1) Darbeler, bu derece farklı düşünceler üzerine oturmadığı halde, hizmet üreten meşru bir siyaset imkânı ve sistemi olamaz. 2) Oysa darbeler, fiilen BM beşlisinin en az birinden görev almıştır. 3)Kendi maddi gücüyle gelmiştir. 4) Seni, “Ben getirdim” diyen kimseye muhtaç olmadan iktidardır. 5) Meclis gibi demokratik kuruluşlara tabi değildir. 6) Yetkisi sınırsızdır. 7) “Kurucu Meclis” diye istediği zaman, istediği şekilde meclis kurar. 8) Giderken de, istediği gibi anayasayapar. 9) Kendine hiçbir işinden hesap sorulamayacağını anayasaya koyar. 10) Bu anayasayı da halk oylamasıyla sağlama bağlamadan gitmez. Bütün bu yetkilerine rağmen, dünyanın hiçbir ülkesinde darbeler, sivil idareler kadar hizmet üretememiştir. Kaldı ki, çoğu birbirine ters partilerin, nasıl olsa bizim kazanmaimkânımız yok, iktidarı yıkarsak buradan bir pay çıkarabiliriz hesabıyla yaptıkları yıkım, demokratik sistemin sonunu getirecek bir yozlaşmadır.

Siyaset, Türkiye’de 90 milyon insanla yapılan bir sanattır. Kul kusursuz olmaz.

Siyasi hata, baştan tırnağa, her kademe için mümkündür. Ama detaya doğru gittikçe, hatanın tamiri zorlaşmaktadır. Çünkü yalan ve iftiralar, çoğu zaman dürüstleri perişan etmektedir. 

Dünya devletleri arasındaki dengeleri gözetip, komşu ilişkilerini devam ettirme zarureti açıktır. İç dengeler önemlidir. Milletin o hatanın kaldırılmasına ihtiyaç duyması da, kıymetini bilip savunması için önemlidir. Sigarayı, pakete, “Öldürür” yazdığın, “Doğru” dediği ve vitaminin hangisinin kendisi için faydalı olduğunu hesap edip koşturduğu halde, zehri görerek, bilerek yudumluyor. 

Bir de tamamen mecburiyetten, şahıs için olduğu gibi devlet için de,yapmak zorunda kalınan hatalar vardır.Örneğin, Türkiye, savunma sanayisinde bu hamleleri yapmadan, yani, tankını tamir edemeden, terörle, böyle bir mücadele yapabilir, Suriye’de güvenli bölge düşünülebilir mi idi? En önemlisi, devletin gücü,çok şeye yeter ama rahatsızlık doğurmadan her şeye yeter mi? Geçen hafta,  Bosna’daki soykırım münasebetiyle yapılan yürüyüşten sonra, bir düşünür, “Türkiye bugünkü kalkınmışlığına ve gücüne ulaşsaydı, bu vahşet önlenebilirdi” diyor. Çünkü siyaset şart ve imkânlara ve bu imkanları zorlayarak yapılan bir sanattır. Nitekim “Hudeybiye barışının” metni o zamanın şartlarına göre olduğu gibi; Hz. Ömer’in Kudüs beyannamesinin şartları da, o zamanın imkânlarını yansıtır.

Ak Partiden doğacak yeni bir parti, Ak Partinindeğerlerini devam ettirecekse, niçin bölünsün? Ümmetin Vahdeti, İslam’ın önemle üzerinde durduğu bir konudur. Onun için milletimiz, bölünmekten ve taraf değiştirmekten pek hoşlanmaz. Değişikliğin bünye içinde başarılmasını ister. Lider değişikliği zor bir iştir. Çünkü lider ne kadar devamlı ve tanınmış olursa, ülkenin dünyadaki itibarı artar. İçeride de ayrı bir denge unsuru haline gelir. Avrupa devletlerinden Japonya’ya kadar sembol olarak olsun krallarını muhafaza etmeleri elbette önemli bir ayrıcalık ve güçtür. Zararı yok, zararı çok. 

Siyaset tek kademe bir makam değil, bütün milleti ve fertleri içine alan çok katmanlı bir görevdir. Ve bu görevlerin, asıl değeri bu dünyadan daha güzel olan öbür dünya içindir. Bu dünyada bıraktıkları, bu geçici şan, şeref dahi, makamların, makam olarak sağladığı itibar ve tanınmışlığı çok daha aşabilir. Sadece makamının önemi dolayısıyla hatırlanamayan kaç padişah ve Cumhurbaşkanından fazla UlubatlıHasan hem tanınır hem istisnasız sevilir. (Tabii makamları dışında hizmetleriyle de anılırlar). 

Devam edecek...

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • FeritFerit2 ay önce
    Suriye'de 500.000 kişinin ölümünü engelleyebildik mi de Bosnayı engelleyebilicez.
  • MemetMemet2 ay önce
    Seçmenin tokadından uslanmayanlar ikinci seferde yok olurlar, sizinkisi kedinin erişemediği ciğere mundar demesi gibidir, bu kafa kafa değil
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer2 ay önce
    Kaleminize..sağlık..Hürmetler..selamlar.

Günün Özeti