Kurban Bayramı İslam’la, ahlakla, bütün insanlıkla

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Zencisi, İngilizi, Fransızı, Almanı; Türkü, Arabı, Kürtü, Acemiyle;

Asyalı, Avrupalı; Afrikalı, Amerikalı, tüm dünya insanlığıyla;

Beyazı, sarısı, karasıyla; Bütün renkler, diller ve ırklarla; Kardeşiz fıtratta. İmanda. 

Ahlakta! Hayatta, mematta!

Yalnız değiliz. İnsanlıkla, insanla kaynaşmış;

Allah’ın lütfuyla, ermişiz vahdete!

İslam ahlakıyla kurtulmuşuz, sen-ben kavgasından,

Fani dünya dertlerinden soyunup, 

Yunusların gönül dünyasına yol bulmak imkânı var ufkumuzda...

Öyle bir ihvan-ı İslam’ız ki,  Digergamlık, yardım etmek, bize düştü zannedince, İzinsiz dalarız dost bahçesine...

Belki de, yanılmış, yanlışı doğru yapmak isteyen biziz!

Ama gücenmez kardeşimiz. Bilir ki biz iyi niyetle söylemişiz. Demek ki, kendi yanlışımızı düzeltmek fırsatını arıyoruz...

Dinleyelim, istiklal şairimiz, Mehmet Akif Ersoy’dan:

“Emr-i bil maruf imiş, ihvan-ı İslam’ın işi; 

Nehyedermiş, bir fenalık görse, kardeş, kardeşi!”

Kulluğun gereği, ümmet vahdetinin timsali, İslam ahlakının, ana caddesidir; 

Bayram, hac, zekât, oruç, hayâ, edep, adalet ve tüm insani değerler.

Şanı yüce Kur’an-ı Kerim, her insanın bilmesi gerektiği halde, Bilemediklerini öğretmekte ve düşünmemizi öğütlemektedir...

***

Hac ve bayram günlerindeyiz.

Haccımız, bayramımız, makbul, mübarek, iki cihan saadeti olsun.

Hac Kâbe’de, bütün ümmetle birlikte bayram heyecanı yaşamaktır.

Gözyaşını, ırmak eder sevinçten.

Bu birlik, bu vahdet, sanki Müslümanı, daha güzel öbür dünyasına yaklaştırır.

Ne ırk ayrımı kalır, ne dil, ne renk. 

Zenginlik fakirlik; makam ve mevkiler kaybolur.

Bütün ümmet ve tarih bir olup, Allah’a kul olur.

Buluşuruz insani yücelikte!

Bu misk-u amber kokulu dostlar ikliminde,

Nimeti görüp şükretme imkânı doğar.

Teşekkür etme ihtiyacı duymak, ne büyük nasiptir. 

İyi, güzel, hak ile amel edene, katkı yapmak heyecanıdır teşekkür. İyilik kapısından giriş ve yükseliş teşekkürle başlar.

En büyük bahtsızlık, iyiliğe körlük, nankörlüktür.

Onun için, “Her iyiliğe bir teşekkür vaciptir” diyen Şeyh Sadi, devam eder:  “O halde bir nefeste iki kere hayat veren Allah’a, nasıl teşekkür olur?

Nefes alamasan da ölürsün? Veremesen de?

Şükreder, Allah’ın, rahmet ve affına sığınırız”. Bizi de ikaz eder:

“Meğer şükredecek ne kadar çok nimete sahipmişiz?

İnsanlık ve özellikle Müslüman’ın, Kur’an-ı Kerim’e ve Kur’an ahlakına,

Muhatap olmasından önemli makam, daha büyük nimet mi olur?”

Üstat Necip Fazıl Kısakürek, Kur’an’ın izzetini anlatmak için:

“Birleşse insan ve cin, Kur’an’a denk söz için, 

En küçük parçasına misil getiremezler” der ve devam eder.  

“Tüm yaratılmışlardan, daha mükemmel ve şerefli yaratılan insan,

Sahip olduğu nimetleri görüp, şükrünü eda etmek için, daha ne bekler!” 

***

Yaratan Allah’a kul olmak. Ne demek!

Allah, kullarına lütfunu, ihsanını; rahmetini, cömertliğini, Rahmet ve merhametiyle sanki kendi isteği gibi sunmuş.

Denize düşen insana, sahildekinin, “Al elimi kurtul” der gibi? 

Allah, hiçbir şeye muhtaç değil! Allah’a kulluk, hizmete ihtiyaç duyanın ihtiyacı bir kulluk değil. 

Bu kulluk, ölümsüzlüğe, güzel bir dünyaya, insanını hazırlama davetidir. Allah’ın sadece sıfatlarını düşünmek dahi, Sonsuzluk ufkunda hikmet pazarına girmektir. Erişilmez bir nimettir.

*** 

Kâbe’de, Arafat’ta, Mina’da, koşanlar,  İhlaslarıyla orantılı, önemli bir vahdet ve gayret merhalesi yaşarlar.

Mekke’de her an görünen üç-beş milyon Müslümandan ibaret değil! 

Bugün fiilen bir milyar 800 milyon ümmetin temsilcileridir. Ümmettir! Kur’an-ı Kerim ahlakının, 15 asırlık bütününün salikleridir.

Bütün resullerin öğretileri haktır. Fakat ilahi hikmet gereği, Sağlıklı kayıtları yapılmamış, zamanla aslı kaybedilmiştir. Sağlıklı uygulamalarla sınırlı bir geçerlilik süresidir. Yalnız Kur’an-ı Kerim’dir ki, kıyamete kadar tek harfi değişmeden sürecektir.

15 asırlık tarihiyle, milyonlarca hafıza; milyarlarca, Doğruluğu, hafız kurullarınca onanmış kitaplarla açık bir gerçektir.   

Ebedi Risalet’in bütün salikleri, Allah’ın öğretisi üzeredir. 

Yani selamettedir. İslam’dır. Birdir, beraberdir. 

Hidayetle mutludur. Ebedi risalet ümmetleridir.

***

Yazımızı, Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu, Osmanlı Padişahlarından,

Üçüncü Murat Hanın bir şiirinin son iki kıtasıyla bağlayalım:

“Aynı duyguları hem o güzellikte başka türlü söyleme zorluğu,  

Hem de kendime söylemek için”.

Tarihten ve siz okuyucularımdan izin isteyerek,

Araya parantez içinde üç kelime yazmak istiyorum.  Murat Han, kendini muhatap alarak diyor ki:

“Bu dünya fanidir, sakın aldanma!

Mağrur olup, taç u tahta dayanma.

Yedi iklim, benim deyu güvenme!

Uyan ey gözlerim, gafletten uyan;

Uyan uykusu çok, gözlerim uyan.

Benim Murat kulun, (Benim Hasan kulun) suçumu affet.

Suçum bağışlayıp, günahım ref et,

Resulün sancağı dibinde haşret,

Uyan ey gözlerim, gafletten uyan, 

Uyan uykusu çok gözlerim uyan!” 

Hamd Allah’a!

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Ahmet e cvpAhmet e cvp6 gün önce
    Doğru değil Ahmet kardeş. İslam Bankası tarafından değerlendiriliyor..
  • AhmetAhmet6 gün önce
    Suudi arabistan da hacıların kestiği kurbanların çukurlara atılıp gömüldüğü doğru mudur?

Günün Özeti