--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Korkut Özal

Hasan Aksay
Hasan Aksay

Mekânı cennet olsun. Korkut Bey, iyi bir insandı. Güzel yaşadı. Güzel hizmetlerde bulundu. Hizmette yalnız değildi. Bütün aileye, güzel hizmetler nasip oldu. Rahmetli anneleriyle de kaç defa hacda aynı kafilede olduk. Hizmete nasip, anneden başladı, yakından tanıdığım evlatları Turgut, Korkut, Yusuf Bozkurt Özal da liyakatla devam etti. Hepsi de hayatlarındaki samimiyet ve sadelikte, bir değişiklik yapmadan devlet ve millete önemli hizmetler verdiler. 

İnşallah, nesillerinden de milletine, ümmetine, devletine güzel hizmetler veren insanlar yetişir. Yeri gelmişken, özellikle gençlerimizin, insani değer zenginliğinde ne kadar nasipli olduğumuzu bilip gözetmelerine dikkat çekmek istiyorum:

Fikri, siyasi, ekonomik büyük başarılar gösteren insanlar var tarihlerde. Bu hizmet nasibi, son geçmişimiz Osmanlı Cihan İmparatorluğu’nda 6 asır en yüksek düzeyde devam etmiştir. Bu imkânın ana kaynağıİslam inancı, ahlakı ve hayatıdır. Bu imkânın varisiyiz. Bu eşsiz servete körlük ve ehliyetsizlik, hizmete dönüşecek güç ve imkânı, zulümde, israfta, ölümlü hayatın batağında kaybettirir. 

İkinci önemli nokta: Atalarımız, “Büyüklük, büyüklerin yolunda yürüyerek elde edilir” buyurmuşlar. Hayattan üstün değeri olmayan, imanla ölümsüzlüğe açılamayan insanın, hayatı fanidir. Ondan ölümsüz değer ve hizmet beklemek abestir. Yunus’ta ölümsüz söz, iş çok; Firavun’da teki bile yok. İslam, iman, ahlak ve aksiyon nimetinin kaynağıdır. Bu nimetin sahibi Müslüman, aynı derecede sorumlusudur. Bu konuda rahmetli Nureddin Topçu, ne güzel söyler: 

“Geçmişinde büyükler ve büyüklükler olmayan milletler, ister istemez, küçük doğar, küçük ölürler. Geçmişinde büyükler ve büyüklükler olan milletler, bu imkândan gafilseler, nasipsizdirler. Yüce geçmişlerine düşmansalar, iki elleri kanlı katiller, canilerdir” der. 

Bir Müslüman olarak, sonra da büyük insanlar yetiştirmiş bir ümmet, millet ve aileler olarak ne kadar sorumluyuz! Elhamdülillah ümmetimiz, gençliği ve yetişkini ile, şükrümüzü artıracak yolda ilerlemektedir. Hamd Allah’a!

Özal kardeşler, İslami gayretinde, hiç geri kalmadılar. Allah’ın rahmeti, aziz milletimizin gayretleriyle Türkiye’nin siyasi iklimindeki iki büyük değişim, bütün nesil için olduğu gibi Özal kardeşler için de hizmeti siyasetle zirveye taşımanın ana kapısı oldu. Bu, “Ana kapı” sözüyle şunu ifade etmek istiyorum:

Hiç şüphesiz ihlas, bilgi ve gayretle millet ve insanlık için yapılan her hizmet önemlidir. Bunlar arasında bir derecelenme yapmak da yanlıştır. Ancak milletlerin hayatında da ihtiyaçların farklılaştığı zamanlar olur. Susamışa yemek; aç insana su ikramı da, ihtiyaç farklılığının önemine körlüktür.

Demek istediğim şu ki: On sene önce gelselerdi Özal kardeşler, bu hayat tarzı ile o günkü siyasi atmosferde nefes alamaz, teknik hizmetlerde iyi yerlerde olurdu. Çünkü Batı’nın İslam ve yaşam tarzına karşı tavrı açıktı, bu tavır siyasi kadrolarca kopyalanırken, ihtimaller de hesap edilerek, içte düşmanlık abartılmıştı.

Demokrat Parti’nin, “Yeter Söz Milletindir” sloganıyla hareketlenen Anadolu, bu çıkmaz sokakta kapı açıyordu ki, 1960 darbesiyle önü kesildi. Binbir iftira, zulümle, CHP’nin “Düşük, kuyruk” gibi saldırılarıyla halkın sesi yeniden kısıldı. Kazanımları kayboldu. Darbeyle gelen CHP zulmüne tepki eklenince halk, Adalet Partisi ile meclise önemli bir kadro soktu. AP’de Sadettin Bilgiç ve Demirel gurupları farklılaştı. 1965 seçimlerinden sonra yeniden toplantılar, politika tayini gayretleri başladı. Bu çalışmalardan, siyasette mevcut politikadan ayrılan iki yeni parti doğdu: 1) Demokratik Parti. 2) Milli Nizam Partisi.

Milli Nizam Partisi’nin, “Önce Ahlak ve Maneviyat” bayrağı, DP’nin “Yeter söz milletindir” hamlesinden sonra Anadolu’nun siyasi iklimde en büyük dalgalanmayı yaptı. Bin yıllık köke, değerlere dönüş heyecanı doğurdu.

O zamana kadar Batı yadırgadığı için, İslami hayat tarzına ancak sembolik yer açan siyasette, ihtiyaç ve mesleğe davet doğdu. Politikayı hiç düşünmemiş birçok kimse, “Görevden kaçmak olmaz” diye siyasete girdi. Siyasete girenlerin bir kısmı, yine dışardan çalışmayı tercih etti, bir kısmı da sevdiler.

Milli Nizam Partisi, seçime girebilecek kadar bir ömre bile sahip olamadı ama insanlık tarihi boyunca meyveler vermiş bu ahlak, edeb ve sorumluluk tohumları, meyve vermeye devam ediyor. Özal’ların siyasi hayatlarını, bu iklimi ve onun doğurduğu ihtiyacı görmeden izah noksan kalır.

Evet, milletlerin iyiliğe liyakat kesbeden gayretleri, kahramanını doğurur.

Ailesine, dostlarına, sevenlerine, milletimize, ümmetimize baş sağlığı, merhume ve merhumlara, bütün ölmüşlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. 

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle