Kıvırmalı dost(!)
Her şeyin taklidi, sahtesi değersizdir. Kalitesizliği, ihtiyacı karşılamadığı herkes tarafından bilinir. Ama nasıl bir yanılgı ise, sahtekarlığa talip insan vardır, hatta zaman olur ki artar. Halbuki neyin taklidi olursa olsun, hiçbirinin gerçeği ile taklidi arasındaki zıtlık ve değersizlik, adam ile adam taklidi arasındaki fark kadar büyük olmuyor. Olamaz. Çünkü insan, “Ekmel-i ve eşref-i mahluktur.” Maddi ve manevi bakımdan ekmel ve eşret olanın taklidi, sahtesi öylesine zıt ve aşağılık oluyor ki buna, “Belhum adal” deniyor.
Teröristin maskeli aşağılığı, insan zannedilen görüntü zıtlığındadır. Terörist, çeşit çeşittir. Münafık bombası fitne, zihinleri tahrip eder. Tahribatı yüksek, münafığa dönecek maddi riski düşüktür. Manevi tahribatı ise, zaten onun insanlığını öldürüp yok etmiştir. Silahlı teröristin kullandığı kaba kuvvet; münafığın kullandığı bomba esnektir. Lavrens türü kendisini dost ve kurtarıcı gösteren teşkilatlı terörist, teröristin en hainidir.Şimdilerde bir de, arkasına devletleri alan, hıyanetini, düşmandan aldığı madalyayla haysiyetsizlikzirvesi olarak ilan eden terörist türü ürüyor. Çağımızda galiba bu tür, Selman Rüştü ile başlamıştı.
Madalya alan teröristin yeni durumu açık. Peki aşağılık bir eylemi, yükseklik nişanı zannedilen bir madalya ile onurlandıranların durumunun gerçek seviyesini gösteren yeni bir kavram gerekmiyor mu?.
Bugün bazı devletler, stratejik anlaşma yapıp dostluk kurduğu devlete, terörist besleyip, eğitip, silahlandırıp savaş açıyor da, hâlâ, “Biz dostuz” demeye de devam edebiliyor. Bu durum, alçaklığın çukuru değil midir? Allahım, “Bir utanmak hissi ver gaip hazinenden bize!”
Daha kötüsü, taklit edilen bu materyalist hastalıklar, özentiye, taklide çalışmaya gerek bırakmayacak kadar bulaşıcıdır. Şahıslara, sosyal ve siyasi kurumlara bulaşır. Kötü tiryakilikler doğuran, tedavisi genellikle uzun süren, “Huy canın altındadır” tabiriyle ifade edilebilen, ahlakı, tüm ölümsüz değerleri tahrip eden, tedavisi zor hastalıklardır.
Post modern terör birlikleriyle saldırı düzenleyen, darbe yaptıran, “Üst aklın” savaşları, hudutlarımıza dayandı. Asıl hedefin Türkiye olduğu anlaşıldı? Arada bir füze atarak da yoklamaya da başladılar.
Türkiye hududu aştı. Terör, cevabını alıyor. Aynı zamanda, Başbakan’ımız, teröre karşı,partileri toplantıya çağırdı. Toplandılar, “Teröre karşı tek yürek” kararı aldılar. MHP, sözü üzerinde yürüyor. Öbürü? Toplantıda, “Tek yürek.” Dışarda, terör cephesinden ateş açıyor: “Terör oluyor. Hükümetten istifa yok” diyor? Tek yürek olduğu hükümet, kendi kendini mi çökertsin istiyor?
Hükümet, deniz altından otobanlarla kıtaları birleştirmeye, kalkınmayı hızlandırmaya, 2023 hedeflerini gerçekleştirmeye, terörü yok etmeye devam ediyor. “Teröre karşı tek yürektin!” Bu hal ne? Bu nasıl kıvırma?
Materyalist vicdan, çıkarına göre şekillenir. Hiç utanmaz. Beşşar Esat gibi kendi milletine soykırım uygulayan bir haine yandaş çıkar. “Esat istifa etsin” diyemez de, “Suriye’den kaçan masumları geri hududun dışına atalım da Esat bombalarla öldürsün. Varsın insanlık, vicdanı ölsün” der. Elhamdülillah ki, halkımız yönetimiyle bir ve bütün de bu söz, hiç söylenmemiş gibi yok hükmünde kaldı.
Devlet, vahdetle, güven ve dayanışmayla olur. Siyaset, devlet adamlığı mesleğidir. Münafıklıkla, kıvırmakla, bukalemunlukla siyaset ve devlet adamlığı olmaz. Materyalist çıkarcılık ve çok partili hayat, çok yüzlü, çok renkli, kıvıran ve muhite göre şekillenen kimseleri çoğalttı. En tehlikeli münafık, siyasette kıvıran güvenilmez, dost maskeli düşmanlardır. Şahsın güvenilmezliği, muhiti için tehlikelidir. Muhiti, onu tanıdığı için, tehlike sınırlanır. Devlet adamının güvenilmezliği, kıvırmaları, bütün toplum ve insanlığa dönüktür.
Yine Allah, kimseyi çaresiz bırakmamıştır. “Siyasiler, akvaryum balığı gibi herkesin gözü önündedir” bakan, görür. Genellikle aldanan, çıkarcıdan uzak duran değil, kıvıran ve çıkarını kıvıranla beraber olmakta görendir. “Herkesi kör, alemi sersem yerine koyan” kimse kördür.
Kıvırmalı dost, dost değil, düşmanın da beteridir. Güveni de öldürür.
“İhtiyar amcanı dinler misin oğlum? // Ne büyük söyle, ne çok söyle. Yiğit öyle gerek. // Sözü sağlam, özü sağlam. Adam ol. Irkına çek!..”
Dualarımızdandır: “Ya Rab, bizi, kötülerden ırak, iyilerle beraber kıl!”






