İrade parçalanamaz, algı ile devlet iradesini tahrip hainliktir (2)
Senelerin partisinin genel başkanı ne diyor? Devletten önce ve partili belediye başkanlarını, bölünmüş ayrı bir devletin belediyeleri gibi düşünerek, T.C. devletinin, asgari ücretinden farklı bir asgari ücret tayin ediyor. Asgari ücret, üstü kimseye mecburi değil. Kılıçdaroğlu’nun yaptığı ücret yükseltmek değil. Devlet yerine geçip, farklı bir düzen kurmaktır. Bu, devlet iradesini tahriptir. “Başımdan bir kıl çektim, kel miyim? Değil... 2, 3, 4...değil. 10, 100, 1000....çektim. Kelsin! “Ne zaman kel oldum?”
Kılıçdaroğlu, asgari ücretin ne demek olduğunu, nasıl hesaplandığını bilmez mi? Kanunda yeri var bilmemesi mazeret değil. Demirtaş, devlet iradesini tahrip için, “Kayyımları tanımayın” dedi. Hesabını veriyor.
Asgari ücret kararı için, hükumet, işçi, işveren temsilcileri, günlerce hesabını yaparlar. Artsa, hükümete de yarar. Alacağı vergi artar. Ama devlet iradesinin ortadan kalkması, bugünkü Irak, Suriye, Yemen, Libya durumudur. Özellikle bütün yanlışlar, yıkımlar ve felaketler ilk yanlışla başlar.
İnsanın, kendini bilmesi temeldir. Haddini bilemeyince, bu yanlış, devamlı yeni yanlışlar doğuruyor. Sonunda başı belaya giriyor.
Yunus, ne güzel söyler:
“İlim, ilim demektir.
ilim, kendin bilmektir.
Sen, kendini bilmezin?
Bu nice okumaktır?”
Türkiye sınırına dayanan yangın, dünyanın öbür ucu ABD’den, Fransa’dan gelen askerlerle söndürülmesi engelleniyor. Diğer taraftan İslam coğrafyası tamamen yangın yerine çevrilmek isteniyor. İslam düşmanlığı, Mısır’da demokrasi başarısı bir yönetimi, darbeyle vahşete, sömürüye çevirmek yetmedi. Selman’la Suudi Arabistan gurubuna da pençesini taktı yutmak istiyor. İçerideki millet iradesini parçalamaya dönük her fitnenin, diğer bir ifadeyle her algı operasyonunun İslam düşmanlarıyla aynı safa düşmek olduğu izaha gerek bırakmayacak derecede açık bir hakikattir.
“Asgari ücrette üç kuruş farkla, milleti arkamdan sürüklerim” zannetmek, bu aziz millete hakarettir; bir. Bugün zaten iş bilen çok kimse bu rakamın üstünde maaş alıyor; iki. Herkes maaşlı sınıfa geçerse, serbest meslek sahipleri, çiftçisi, kendi beceri ve emeğiyle yükselmek isteyenlerle denge nasıl sağlanacak?
Hemen ifade edelim ki, Allah’ın lütfuyla Türkiye, bu darboğazı başarıyla geçecek. Tankını İsrail’e tamir ettirmekle övünen günlerden MEGA projelere, üstün teknolojiye geçme gayretlerinin, sınırlarımızda ve terörle savaştan dolar savaşlarına kadar fevkaladeden masrafların ve bunlarla doğan kriz ve sıkıntılara rağmen ilerliyoruz. İstikrarla kalkınmaya devam ederek, inşallah bütün sıkıntıları geride bırakacağız. Devlet gemisi batmadıkça, denize düşen bütün tayfalarını da kurtarır.
Öncelikle düşünmemiz gerekenlerden biri de, Türkiye’ye karşı yıllardan beri sürdürülen periyodik darbeler nedeniyle, devlet ve milletin vahdet ve istikrarına, bilerek veya bilmeyerek karşı tavırlardır. Özellikle nadir de olsa bazı partilerin, daha doğrusu, bu gibi partilerdeki bazı kimselerin, söylem ve eylemleri, devlet ve millet iradesini yıpratan algı operasyonlarına dönüşmektedir. Bana göre, hükumetlerimiz de, acil hizmetlerden bu önemli sahaya yeterince zaman ayıramamıştır.
Kemal beyin, maaşları değil de, asgari ücreti yükseltmesi gibi, grup sözcüsü de, Konya YHT hattındaki kazayı, anında hızlı kalkınmaya yüklemiş. Bir belediye başkan adayı da, seçmenlere mesaj atmış, “Hep birlikte hakkımızı savunmak için ilginizi bekliyorum” diyor. Nasıl bir hak müdafaası? Kemal, Kadıköy’de miting var diye halkı toplamış, “Miting yok” deyip, Gezi için Taksim’e yürütmüştü. O aldatmanın başka bir versiyonu olmasın?
Bana göre, hükumetlerimizin de en büyük eksiği, dünyada özel kanunla korunan bir kahraman yok. Atatürk’ün de korunmak için özel kanuna ihtiyacı yok. Millet büyüklerini genel olarak koruyan kanun, ahlak, edep ve irfanımız vardır. Celal Bayar’ın Atatürk’ün eski başbakanı hüviyetiyle, CHP ile mücadele için çıkardığı özel kanunu şimdi, tek parti dönemi gibi, millete karşı, kanunlar üstü bir otorite olarak kullanıyor. Anayasa ve Siyasi Partiler kanunlarımız, “Hiçbir parti, ticaret yapamaz” yani ekonomik imkânlarla çalışanlarının fikrine müdahale veya iş kaygısıyla yönlendirmesin dediği halde, CHP; bu kanunlar üstü pozisyonuyla on binlerce insana iş imkânı; yüz binlerce insana kredi dağıtan bir bankanın başındadır.
Mesele burada da kalmıyor. İstismar, bulaşıcı bir hastalıktır. CHP’ye Celal Bayar’dan bulaştı. Şimdi de, CHP’dençok kimseye bulaşıyor. Devlet iradesini parçalamak, bölüşmek isteyenler ortaya çıkıyor. İnşallah bütün bunlar hallolacak. Devletimiz 7/24 taahhüdüyle koşturuyor. Milletçe ve sabırla istikrarımızı koruyalım. Görüyoruz devlet adamlarımızın boş zamanı kalmadı. Allah, azmi de mükâfatlandırıp, darlıkları da genişletir inşallah.
Hamd Allah’a.






