--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İnsanlık vicdanı Halep’te öldürdü ve Türkiye...

Hasan Aksay
Hasan Aksay

İnsan, değerleriyle insandır. İnançsız insan neye yarar? Hayvan bile değildir. Zarar veren, tahrip eden, güç ve imkanını, kötülük ve çıkarından başka değer tanımadan kullanan insan olamaz. Asır doldu, İslam ülkelerinde vahşet ve sürgünler. Bu vahşeti canavarlar yapmaz. Hıyaneti, tarih de, insan da affetmez. 

Osmanlı’dan sonra ümmet, bütün değerleriyle saldırıya uğradı. 15 Asırlık vahdet, imamesini kaybetti. Ahlak-ı hamidiye, edep, haya, insanlık canavarca yağmalandı. 20. Asrın ortalarında, Milletler Cemiyeti’nin adını statüsüyle beraber yenileyip, “Birleşmiş Milletler” dediler. BM, “Beş, dünyadan büyüktür” diye başladı. Çarpık başlayış, cinayetlerle, insanlık vicdanını tahrip etti, ediyor. Filistin katliam ve sürgünü, evrensel boyutta vahşete yol açtı, insanlığın ölümü oldu.Uluslararası denizlerde dahi zulm ile abat olmaya çalışılıyor... 

Halep vahşetini de içine alan İslam düşmanlığı, anlamsız, akılsız, çıkmaz bir yola girdi. İslam’ı yalanla, fitneyle imhaya, yok etmeye kalkışıyor. Buna güçleri yetmez. Şu tek gerçek dahi, kör bakmayana yeter: 20. Yüzyıl ümmetin dağınık ve zulme uğradığı, İslam düşmanlarının azgınlaştığı bir asır oldu. Buna rağmen İslam düşmanlığı yapılan ülkeler dahil, nüfus olarak da, nispet olarak da Müslümanlar artıyor! Kaldı ki 21. Asır İslam’ın yükseliş asrı. Geçen asırda Müslümanların milli hasılası ifadeye değmezdi. Şimdi 3 trilyon 400 milyar dolar. İslam düşmanlığı, kimseye yarar sağlamaz. Özellikle çıkarcı için, tam aptallıktır. İslam’a saldıran şimdiden netice alamıyor. Rezil oluyor. 

Bugün dünyada Müslümansız kara parçası yok. İslam, propaganda türü dünyalık çıkar gayretleriyle yayılmıyor. Tam zıddı, Kâbe’de somutlaşan, ırk, mezhep, zengin, fakir, farklarını silen tüm insanlığı kucaklayan eşsiz kardeşliği, ahlak-ı hamidiyesinin insan fıtratındaki cazibesi, ölümsüz değerleriyle, tefekkürle, kendini bilmekle, hayatını anlamlandırmak gayretiyle Müslüman oluyorlar. İslam, fıtratın gereğidir. Evrensel davettir. Hukuk, hac, zekat, kurban, ezan ve cami gibi alemşumul saadet ve güven aktiviteleri geçerliğinden tek değer kaybetmeden, 15 asırdır anlaşıldıkça güç kazanarak devam etmektedir.  

İslam düşmanlığı sergileyen grupların, bir tefekkür kırıntısı ve ahlaki değer yaşantısına sahip olmaması bir yana, saldırılarının baştan sona yalan, iftira ve fitneden ibaret kalması da, akıl sahiplerini İslam’a çekmektedir. Onun için Üstad Necip Fazıl, “Ey düşmanım sen benim ifademsin hızımsın, // Gündüz geceye muhtaç, Sen de bana lazımsın” der. İslam, Hz. Adem’den beri devam eden “Ebedi Risalet’in sonuncusu, ölümsüzlük diyarıdır. Mehter marşı, “Gafil ne bilir neş’e-i pür, zevki ve gamı”der; Yunus bu tefekkür ufkunu, “Sen kendini bilmezsin // Bu nice okumaktır?” diye seslendirir.

Osmanlı’nın yıkılmasıyla başlayan 20. asırda, yönetimler, şu veya bu bahaneyle Müslüman mağduriyete uğratılmış, çoğu yerde insanlık dışı zulümlere maruz kalmışlardır. Bu vahşet, Afganistan’la, Irak’la, Yemen’le, Mısır’la, Libya’yla, Kırım’la, Afrika’yla, Filipinler’le sınırlı kalmadı. Suriye ve Haleb’de zirve yapan bu zulmün pis kokusu,zalim ve seyirci kesimlerde insanlığı ve vicdanı yok etti.

Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz, milletimiz başta olmak üzere, insanlık imtihanında elhamdülillah Türkiye, şerefli tarihimizde olduğu gibi, dostun da düşmanın da tasdikiyle mazluma yardımda ve Hakktan yana tavır koymakta tam not almıştır. Allah’a hamd ederiz!

Bu insanlık imtihanındaki Türkiye’nin büyük nasibi haklı olarak ifade edilirken iki nokta da, yanlışa kayılabiliyor: 1) Bu birinci kısım iki bölüm: A) “Türkiye yalnız kaldı” deniyor. Hiç yalnız değil. Allah’ın yardımı açık. İslam dünyası, mazlum dünya, Doğu ve Batı’da vicdan sahibi milyarla insan gönülden destek verdi, veriyor. Zalimler, Türkiye başarılı olamasın diye çok gayret etti, ediyor. Ama hepsi hain değil. Yorgunu var, dermansızı var. B) Türkiye’nin Demirkazık yıldızı gibi, insanlık cephesinde tek kalışı, belki de, “Allah, olacak işin, esbabını halkeder” hikmetinde saklıdır. Bunu anlamak için, Mısır halkı, “Mursi” demişti. Halkın kararı devam ettirilebilseydi, şimdi mazlumların yanında iki Cumhurbaşkanı ve iki devlet olacaktı. “Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler” 2) CHP liderinin, “Esat’la olup, Suriyelileri geri gönderelim” yanlışında ısrar etmek isteyenler, Kılıçdaroğlu’nun, inanmadan ektiği çürük tohumdan mahsul bekleme yanlışındalar.

Türkiye, dünya mazlumlarının gözyaşını silmek için Cumhurbaşkanıyla,  Devletiyle, milletiyle, STK’larıyla koşuyor, terliyor. Bu nasibinden memnundur.

Şimdi dünya, yeni bir bahar için hazırlanıyor...

Mazlumların laneti de, duası da arşa çıkıyor. 

Ümmetin vahdeti, “Kim bilir belki yarın; belki yarından da yakın.” 

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle