Hızla değişen dünyada gündem üzerine düşünceler
1920’de radyo keşfedildi. ABD’li yetkili, “Artık keşfedilecek önemli bir şey yok” dedi. Tam tersine, bütün önemli keşifler,“Artık önemli bir keşif yok” denilen yerde başladı. Keşiflerle şartlar, olaylar, diğer bir ifadeyle imkân ve maruz kalabileceğimiz tehlikeler değişiyor ve artıyor.
Demek ki, gündemimizin ilk sırasına oturan bir hedef, değişen şartlarla, kendinden daha önemli, farklı bir anlam daha yüklenebiliyor. Bu yeni durumun farkına varıp, tedbirli davranamazsak, sıkıntılar doğar.
Milletçe önümüzdeki en önemli gündemimiz, mahalli seçimlerdir. Normalde bunun üzerinde bir önem ve sorumluluk, düşünülemez. Fakat fevkalade haller, her sahada olduğu gibi, siyasi sahada da fevkalade öncelikler doğurur. Doğurmaktadır. Onun içindir ki, bütün ülkelerin anayasalarında, fevkalade şartların gereklerinin her türlü imkânlarla yerine getirilebilmesi için devlete fevkalade yetkiler verilmesine imkân verilmiştir.
Stratejik dostları dahi, sömürü iştahıyla düşman yapan Ortadoğu yangını, mahalli seçim dağınıklığından, ümitlenip, genel seçim ve istikrarımızı kaosa çevirmek için saldırı planlarının uçları, şarkta-garpte tüm düşmanlarda görülüyor. Demek oluyor ki, bu seçimlerde sandığa giderken, “Bu seçim, sadece mahalli seçim değil, asıl Türkiye’nin istikrarına; aynen genel seçimde olduğu gibi, Türkiye’yi Ortadoğu kaosuna çekmek isteyen düşmana fırsat vermemek zamanıdır” diye düşünüp adım atacağız.
Normal zamanda, başka ülke mahalli seçimleriyle kimse ilgilenmez. Düşmanlık tırmandırılınca, çekişen ülke halkı ümitleri için önemli göstergeler olur. Türkiye bugün fevkalade şartlar içindedir. Öyle ki asra yaklaşan dostlarımız, sınırımızda terörist eğitip, silahlandırıp saldırtıyor. İslam ülkelerinin kalkınıp, dayanışmasını önlemek isteyen düşmanlıklar, fikren, fiilen, içte, dışta her yerde?Hükümetimiz, onun için, “Fevkalade Hal Kanunu” çıkardı. Bu bahaneyle kalkınmamız, baltalanmak istenince, kaldırıldı ama şartlar devam ediyor.
Eğer heyelan, dağdan kayaları yuvarlamaya; deprem, duvarları çatlatmaya; düşman, sınırına silah yığmaya başlamışsa, başka her iş teferruattır. Demokraside, devlet nimetine liyakat sorumluluğu, yönetimi tepeden tırnağa seçen millettedir. Mahalli seçimden ibaret değildir. Devletin mülkün beka ve ikbali, bütün yönetimin, ahenk içinde oluşturulması gerekir. “İmame” dediğimiz, tesbih tanelerini tutan baş yoksa tesbih yoktur. Devlet kademelerinde gereken ahenk yoksa, “Ebet müddet” denecek devlet de olmaz. Görülen o ki düşman, ekonomiden, terörist yandaşlığına kadar gayretini artırıyor. Seçimi, imameyi, istikrarı yıkmaya basamak yapmak istiyor. Tedbir, Taksim Gezi darbesinde; 15 Temmuz’da olduğu gibi vahdettir.
“Sen, ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır.
Milletler için işte kıyamet o zamandır.”
16 senedir gayret ve fedakârlıklarla denizi geçen milletimiz, Allah’ın inayetiyle derede kalmadı, kalmayacaktır. Hüsran, batılın kaderidir.
Hamd Allah’a!






