--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hasan Karakaya ve Mustafa Asaf Karahasanoğlu

Hasan Aksay
Hasan Aksay

Akit medya ailesi, biri hizmet ve şahsiyetiyle milletinin gönlünde yer edinmiş, biri taze fidanlığı ile yarının ümidi iki evladını, ebedi hayata uğurladı. 40 yıl hizmet hayatıyla milletimizin tanıdığı Hasan Karakaya ve Ahmet Can Karahasanoğlu’nun oğlu, Mustafa Karahasanoğlu ve Fatih Uğurlu’nun torunu. Mustafa Asaf Karahasanoğlu’na Allah’tan rahmet niyaz diliyoruz.Mekanları cennet olsun. Ailelerine, yakınlarına, sevenlerine sabr-ı cemil ve baş sağlığı diliyorum. 

40 yıl sürüp giden, bir yol arkadaşlığımız var Hasan Karakaya ile. Doğru yerde bulunmak, millete, Hakk’a hizmeti meslek edinmek en güzel nasiblerdendir. Millete doğru haber ulaştırmak gibi güzel bir meslekle geçti hayatı. “Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim” denir. İslami, değerlerin yaşandığı müstesna iş muhitlerini seçebilmenin, zor ve önemli bir nasip olduğu dönemdeydik. 

Her gün yeni bir heyecanla, doğrularını yanlışlardan ayıklayıp, yanlışa karşı, doğrudan yana tavır koymak için medyada uykularını kaybetmek, gerçek gazetecilik bu. Hasan Bey, bu heyecanı duyan, gayret eden, yaşayan bir kardeşimizdi. Ekmel-i mahluk, eşref-i mahluk olan fert, her işin merkezindedir. Ama tek taş duvar olmaz. İnsan, toplum halinde yaşar. Toplum, insanlıkla kaimdir. İnsan, birey kalırsa, çöl fırtınasında savrulan kum tanesi olur. İnsanı, insan yapan, insanı da, toplumu da yoğuran iman ve ahlakıdır. İnsan, ölümsüz değerleriyle kıldan ince, kılıçtan keskin bir geçittedir. Geçidin bir tarafı ebediyet; öbür tarafı, öyle bir uçurum ki, aşağıların aşağısı, hayvandan da aşağıda zulüm ve gaflet çukuru?

İnsanlık, bütünüyle ele alınınca, Fatih Sultan Mehmet, şiirle, yani hem akıl, hem gönülle düşünülsün diye, “Kimsesiz kimse yok, herkesin var kimsesi; // Kimsesiz kaldım meded ey, kimsesizler kimsesi” der. İnsanın, her şeyden önce, “Kimsesizlerin kimsesi”nin sahip çıkıp koruyacağı bir iman ve ahlaka sahip olması gerekir. Bu konuda Merhum Nureddin Topcu da, insanın, büyüklüğe, erdemlere dayanan bir geçmişe sahip olması gereğine işaret ederek, “Tarihinde büyükler ve büyüklükler olmayan milletler, ister istemez küçük doğar, küçük ölürler. Tarihinde büyükler ve büyüklükler olduğu halde ondan gafil olan nesiller, bahtsızdırlar. Tarihinde büyükler ve büyüklükler olduğu halde onlara düşman olan nesiller, iki elleri kanlı canilerdir” der.  

Askerlikte önemli bir kural öğretilir: “Yığınakta yapılan hata sonuna kadar devam eder.” Doğru yolda başlamak, doğru arkadaşlarla yola çıkmak çok önemlidir. Yanlış yola sapan, ne kadar zaman ve emek verse kaybetmiştir. Doğru yol, reklam ve görüntüde değil, ölümsüz değerlerde, ahlaktadır. Yol ayrımında doğru seçim yapan Karakaya, sapmadan, dostlarından kopmadan, gayretle koştu.

 Samimiyetine mükafat olarak, hizmet zincirinin son halkasını, çok güzel bir yerde, alemlere rahmet son nebinin köyünde, bütün dünya Müslümanlarının güven ve samimiyet içinde, ırk, dil, renk ve yer farkının kalktığı, insanlık ve kardeşliğin hakim olduğu, ayrılık ve düşmanlığın son bulduğu, Harem-i şerif diyarında, bir ölümsüzlük ikliminde tamamladı. 

Merhum ile yolumuzun ilk kesiştiği noktayı, kendinin anlatıkları ile de tamamlayarak ifade etmem gerekirse: Milli Gazete ve Yeni Devir’in Ankara bürosuna gelir, “Askerlik bitti. Artık iş arama zamanı” der. Yeni Devir genel yayın müdürü Mehmet Durlu, “Devlet Bakanı Hasan Aksay’a git” der. Ceketsiz geldiği için, Durlu, kendi ceketini giydirir. Konuştuk, memnun oldum. Abdulbaki ağabeyime telefon edip, “Size genç, iyi bir gazeteci gönderiyorum. İnşallah memnun olacaksınız” dedim. Karakaya ile başlayan bu yolculuk, kırkıncı yılına giriyor. On-on beş gün önce Yeni Akit yayın kurulunda yine beraberdik. 

O zamanın şartları düşünülünce Milli Gazete, çok değerli gençler kazandırdı medyaya. O devir, aynı durumdaki hiçbir gazete, bu derece geniş, başarılı bir kadro yetiştirmedi. Bu verimliliğin temel kaynağı, hiç şüphesiz İslam inancı ve fedakarlığıdır. 1) Başlangıçta, fahri yazar ve ilgilenenleri, kadrolu çalışanlardan fazla olmuştur. Bunlardan, makaleleriyle Prof. Dr. Osman Turan’ı; Aruz üstadı Dr. Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu’nu rahmetle analım. 2) Gazetede denenmiş başarılı arkadaşlarımız başka görevlere aktarıldı. Bu önemli bir fedakarlıktı. Yenilere yer açıldı. Yine iki örnek: Mustafa Karahasanoğlu’nu gazeteden, MSP Teşkilatı için Ankara’ya rica ettim. Evini barkını toplayıp, “Hizmet” diye geldi. (46 yıl) Genel Yayın müdürü Ali Aslan, “Görev” diye, Avrupa Milli Görüş Başkan Yardımcısı oldu. 3) Samimiyet, imkan darlığını, rahmete çevirdi. Yetişen elemanlarımıza iki katı maaş teklifi oluyordu. “Yeni gençler alırız. Gidin. Yeterki çürümeyin” derdim.    

Karakaya ile yolculuğumuz, 40 yıla ayak bastı. Okul ve asker arkadaşlığı gibi güzel yolculuklar vardır. Siyaset ve basın arkadaşlığında, dostluğun ters dönüşü çabuk netleşiyor. Yol ayrımının görünür hale gelmesi, şartlar değişince hemen ortaya çıkıyor. Çıkar ölçüsü, her zaman yolu değiştirir de, siyaset ve medya gibi netleştirmez. İslam’ın solmayan, pörsümeyen değerleri, yolu da, dostluğu da devam ettirerek, insan karakterinin güzelliğini zamana ve mekana hakkeder.

Bu fark, her konuda yaşanır. İslam’ın ölümsüz değerlerini kavrayıp yaşayan Müslümanın ruhu, ölümlü dünyada da ebediyete bakar ve ölümsüzlüğü yaşar. Materyalist, çıkarına göre yön değişir. Örnek çoktur. En çarpıcıları siyasettedir: HDP Eş Başkanı Demirtaş, Putin, Türkiye düşmanlığına soyununca, hemen koşup eteğine yapıştı. Oysa hep işi, AB ve ABD ile idi. “Arap Müslüman” diye Arap düşmanı olanların, birden bire Esat ve Sisi dostu olması gibi bir bukalemunluk?

Yol da, yolculuk da devam ediyor. Gidenlere selam olsun. Biz de geleceğiz. Ölüm, herkesin önünde. Erkeni ile geci arasındaki fark tek adım. Allah, döneklerden etmesin. Kıbleyi şaşırmayan imandan, Hakk’dan, insanlıktan mahrum kılmasın!..

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle