Gençlere sorumluluğumu düşünüyorum

24 Mart 2019 Pazar

Karanlık bir asırdan geçerek geliyoruz. Türkiye başta, İslam dünyası, gayretle çalışıyorsa da, İslam dünyası bütünlüğüne ermeden dengesini tamamlayamaz. Ayrı görüntülü ABD ve İsrail tek devleti başta, birçok ülkede sıkıntı ve dengesizlik hızla artıyor. İşin kötüsü, tedbir diye tehlike kamufle edilerek yakınlaştırılıyor.

Bir araya gelemeyecek farklı gruplar, darbeyle, teröristle, vahşetle, işgalle, İsrail’i de kullanarak, Müslümanları, derin bir karanlığa atmaya çalışıyorlar. Böyle bir felaketin, kendilerine faturasını hesaptan acizler. Böyle fevkalade bir zamanda gençliğimiz, şaşmayan, tereddüt kabul etmeyen hedefine, kararlılık ve fedakârlıklarla yürümek mecburiyetindedir. Onun için ben, bu gençliğe, bu millete, ümmete ve iyiliği arayan bütün insanlara ve böylece ne mücadelelerle İslam’ı seçen ve seçecek olan kardeşlerime duyduğum derin borçluluk durumumu elhamdülillah, Allah’ın lütfuyla sürdürüyor ve ölünceye kadar da bu gerçeği kaybettirmemesini niyazla son duamı, merhum Süleyman Nazif’in, o güzel ifadesiyle, neslime, bütün gençliğe ve fıtratta kardeş olduğum tüm insanlığı muhatap alarak:

“Ahfadımın en son doğacak ferdine benden;

Bir tuhfe-i iman götür, ey son nefesim sen!” diyerek duada bulunuyorum.

Müslümanlar, çıkar ve makam kaygısına düşmeden ümmet vahdetiyle, fedakârlıkla gayretle yola çıkmalı, ahlak; adalet ve güven içinde bir arada yaşamak isteyen insanlık, oyalanmadan, vahdetle, destek ve gayretini artırmalıdır!  

Gençliğimizde, bütün köylü, birbirine gider-gelir, misafir olur, küçük, büyük yaşlı camide buluşurdu. Şehirlerde bile bu imkânlar vardı. Onun için ikaz edenimiz öğüt verenimiz çoktu. Öğüt, nasihat ve ikaz demek, tanıdığın, bildiğin, güvendiğin insanların yaşadığı tecrübelerle hayat bilgisiyle, kendi bilgini zenginleştirmek demektir. Şimdi aynı apartmanın insanı birbirini tanıyamıyor. Tanısa da nezaket selamlamasından ibaret. İnternet, tanımadığın ve ne maksatla yazılmış şeyler?

Yahut onları bulup, dinliyorduk. Zaman, şartlar, imkânlar değişti. Şimdi ailenin bir kısmı okuldan, diğerleri işten dönüyor. Artık ailenin hepsi 3-5 kişi. Şimdi imkânlar çok. Telefon, televizyon yetiyor. Beraberlik, hatır gönül alma işi. Öğüt?

Önemli gördüğüm konuları torunlarımla tartışıp farkındalık doğurmak istiyorum. Çok beğendiler. “Kitap yap” diyorlar. Adı: “MÜNAZARALI DUA”

Her Müslüman’ın sorumluluklarını yerine getirebilmesi için en hayati meselesi, istikrarlı güçlü bir devlete sahip olmaktır. İslam düşmanlığının, cami baskınları, Golan Tepelerinin işgaliveümmet düşmanlığının İslam ülkesine sokma felaketine karşı, “Ekmel-i ve Eşref-i mahlûk” insanın, hayvan olmadığı, hayvanlık yapamayacağı, insani yücelik ve ümmet vahdetinin sorumluluğuna sahip olmalıdır. 

GİRİŞ: Dua, Allah’tan istekte bulunmaktır. İstekte bulunanın, o isteğini yerine getirmeye bizzat çalışması şart. Dua etmeden bunu taahhüt etmeliyiz. Ediyoruz!

Çok soru hazır. Her toplantı tartışması 3-4 soruyu geçmeyecek: 

Soru: 1) Öncelikli düşünce ve isteğiniz nedir? -Okulumu başarıyla bitirmek. Mesleğimde başarılı olmak. Dua edelim. -Yok! Güzel ama yeterli değil. Trump, okulunda, mesleğinde başarılı olmuş. Buna dua edilir mi? Bizim köyde böylesine, “Ne kendi eyledi rahat. Ne halka verdi huzur. Dayansın ehl-i gubur” derler. Firavunlar da başarılıydı. Belediye Başkanlığına aday, sahte senet çıkıyor.  

Allah’tan bir şey istiyorsak, öncelikle niçin istediğimizi bilecek, dikkatimizi, hedefe teksif edeceğiz. Gemin var, gideceğin yeri bilmiyorsun. Neye yarar? Trump olamasan, Kılıçdaroğlu olabilirsin, “Yol köprü istemem” der; emanet milletvekili satar, seçmene, millete ve insana saygısızlığını ilan edersin? Neye yarar? 

-Öyle olmayız dede? -Tartışıp, yönümüzde kayma ihtimali bırakmayacağız. 

 “Allah yaptığı işi, en iyi şekilde yapanı sever” hikmetli sözü ile Bilal-i Habeşi ezan okudu. Güzel işi, güzel yaptı. 15 asrı, sevgisiyle ısıttı. “Allah sonu gelen kimselerden etsin” diyoruz. Sohbet, her konudan faydalı bilgiler toplamaktır. Sohbet, bizi, Yunus’a götürdü. Koştuk. Diz çöküp oturduk. Sorduk. Yunus, “Bunlar iyi de, bataklığa saray yapılmaz” dedi, devam etti: “İlim, ilim bilmektir. // İlim kendin bilmektir. // Sen kendini bilmezsin, // Bu nice okumaktır.”

İnsanlığın, en öncelikli ve önemli meselesi, hiç şüphesiz kendini bilmektir. Bir eşyanın dahi değeri bilinmezse, doğru yerde kullanılamaz. Bir cep telefonu buldun, ne olduğunu bilemiyorsan atacaksın. İnsan neden, terörist, zalim, hain, dalkavuk oluyor? Kendi değerini, sorumluluğunu bilmiyor ondan. 

Şifreyiyapan öğretir. Yaratan, Peygamberiyle anlatmış, insanlar anlamış. 

Bu söyleyeceklerim, Müslüman olarak, mevcut bilgilerle düşündüklerimdir. 

Mantık kaidesi: “Fazla, noksan gibidir.” Allah’ın yarattığı, hiçbir mahlûkta, ne eksik, ne fazla var. Bu dünya için yarattığı insana verdiği ilk akıl, bilgi, bu dünya ile ilgili bütün ihtiyaçlarını göreceği, keşiflerini yapacağı bir bilgidir.

1920’de radyo keşfedilince, ABD teknoloji yetkilisi, “En önemli keşfi yaptık. Önemli bir keşif artık yok” diyor. Bu sınır, bu akılla konmaz. Allah, peygamberleri ve yaratıştakihikmetle, ayetler gösteriyor. 1) Akıl, bu dünya için çok şey biliyor, keşfediyor ve yapıyor. Fakat daha güzel dünya sınırına geçemiyor. Allah, Kur’an-ı Kerim’de, “Size ilimden çok az şey verildi” diye yeni bilgilerle aklımıza kademe atlatarak, ahlakımızı daha güzel dünyaya hazırlıyor. 

Tek başına gelen peygamberler, özellikle Hz. İsa ve İslam görülüp, biliniyor. Bu kadar kısa zamanda bu kadar geniş kabul nasıl doğuyor. Allah, akla, peygamberlerin tebliğ edeceği hak bilgileri, görevleri sezip anlayacak yardımcı, kalp, sezgi, rüya gibi öyle duygular vermiş ki, aklın birinci kademesindeki bilgilerle kıyas edilemeyecek güçte hayattan üstün bilgiler doğuyor. İnsanlık, edep, hayâ, dürüstlük, iyilik gibi yüce ahlaki değerlere kitleler halinde bağlanıyor. İlahi bilgilerleyükselen ahlak, Asr-ı Saadetler doğuruyor.

Soru 2) Nasıl bir insan olmak istiyorsunuz? Şu tiplerden beğendiğiniz ve beğenmediklerini gerekçeleriyle tartışalım: A) Aksiyon sahibi insan. B) Problem çözen insan. C) Problem olan insan. D) Problemde boğulan insan. E) Arkadan itmeden gidemeyen insan v.s. Yerim bitti.

Hamd Allah’a! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Gençlere sorumluluğumu düşünmüyorum:Gençlere sorumluluğumu düşünmüyorum:1 ay önce
    Gençlerimiz ileri alman teknolojisini çok iyi kullanıyorlar: audi a3, golf 1066, bmw fart gibi meselâ; (bu imkanata erişemeyen icabında intihar ediyor zaten) Nike ayakkabılar, montlar tişörtler hepsi gavur tarzı olacak.. Müslüman kesimimizin evlatlar hepten onların sadakatli köleleri ayrıca, maymunluklarını noksansız yerine getiriyorlar.
  • ziyaziya1 ay önce
    "Her Müslüman’ın sorumluluklarını yerine getirebilmesi için en hayati meselesi, istikrarlı güçlü bir devlete sahip olmaktır. "demek bu kadarı yeterliymiş,size hayırlı olsun.
  • avbavb1 ay önce
    ELHAMDÜLİLLAH diyerek aslıyla bitirseniz.

Günün Özeti