Gayesine ters çalışan şey, kendine ve topluma zarardır
İnsan, güzel ahlak, edep ve irfanıyla insandır. Ahlakın tohumu iman; iklimi vicdan hürriyeti, bahçıvanı ise düşünce ve bilgidir. Vicdan hürriyeti, özgürlüğün ruhudur, gerisi kuru bedendir. İslam ülkesinde, İslami hayata düşmanlık, tedaviye muhtaç vicdan hastalığıdır. Milletin huzur ve istikbalini tahriptir.
Milletimiz, evladının ahlaklı, edebli, bilgili yetişmesi, Hakkı-batılı bilmesi, Hakk’tan yana tavır koyması için, devlet bütçesinde, yani alınterinin büyük kısmını, okullara vermiştir. En geniş kadro okullarda. Aile bütçesinin en önemli kısmını da, yine çocuklarının öğretim ve eğitimine harcamaktadır.
O halde okulların istenen neticeyi verememesi, istisna dahi olsa, milletin istikbal yatırımı kara bulutlar demektir. Müsamaha olmamalıdır.
Öğrencilerimizin çok büyük bölümünün Ahlak-ı Hamidiyye sahibi olduğunda hiç şüphe yoktur. Gidilecek yerin, yolu güzel ama köprü tahrip ediliyorsa, önemli bir sorun var demektir. Üniversitelerde kavga; kampüslerde içkili kutlamaların geride bıraktığı mezbele, manevi yıkıntının faturasını göstermektedir. Ortadoğu Teknik Üniversitesi, İslam düşmanlığı ve terör imajı veren olayların merkezi görüntüsünden kurtarılmalıdır.
Son olayı, mescit düzenlenmesini durduran zorbalıktır. Bir de utanç levhası koymuşlar. Nimetleriyle yaşadığı bir milletin inancına karşı böyle bir saldırganlığı, terörü, insanlıkla bağdaştırmak ve okulun bütün faaliyet ve hizmet sahalarının işgal durumuna geldiğini düşünmek mümkün değildir. Bazı semtlerde okul civarlarının uyuşturucu pazarı haline gelmesine çare olarak güvenlik güçleri isteniyor. Elbette devlet ve güvenlik de sorumludur. Ama baş sorumlu okuldur, öğretmendir, ailedir. Okul ve aile, gençliği, ahlak, edeb ve erdemlerle güçlendirmekle sorumludur. Birey, manen kendini güçlendiremez, koruyamazsa, polisle, aile de, millet de ayakta kalamaz.
Yakın hedefe atış yapılıyorsa, açı biraz sapsa, fazla önemi yok. Ama aya gönderilen füzede milimetrik sapma, hedefi kaybetmektir. Okullar uzun menzilli hedeflerdir. Bu bakımdan, her okul üzerinde, ayrı-ayrı, önemle durmak ve tedbirleri mümkün olduğunca süratle oluşturmak gerekmektedir.
Siyasi tedbirlerin zamanlaması, hadisenin önemiyle eş değerde olmakla beraber, usul bakımından ciddi bir önceliği vardır. Ve bu zamanı tayin, yalnız siyasi iradenin görevi, hakkı ve sorumluluğudur. Hudeybiye Anlaşması, hadisenin gerçek çözümünü, önemli bir şekilde ileri bir tarihe bırakmıştır. Uhud savaşında ise şartlar, ertesi gün tekrar savaş alanına çıkmayı gerektirmiştir. Sonradan, bu iki zıt tavrın de ne kadar isabetli olduğu görülmüştür.
Şimdi, “Çözüm Süreci terörü yapılandırdı. Zararlı oldu” diyen var. Her geçen gün açıkça gösteriyor ki, bu olumsuzluğa mukabil, yararı çok daha büyük olmuştur. Akıl, vicdan ve hiç bir insani değer tanımayan terör ve destekçilerinin nasıl bir felaket istediği, görülüp yaşanmıştır. Bu yaşanmasa, dış düşmanların da desteğiyle üretilen yalan, yoğunluğu fitne, propaganda ve provokatörlerin kitleleri, “Devlet aşırı güç kullanıyor” şeklinde yanılgıya düşürme tehlikesi vardı. Bu tehlike, terör kanserinin tamamen temizlenmesine engel teşkil edebilecekti.
İthal sistemlere yerleştirilmiş fıtrata ters mafsallar, tedavi beklerken tehlike doğurur. İman ve hikmetle kendimizi bilmeye, tehlikeyi görmeye mecburuz. Dün kadar yakın, “Başörtülü öğretmen olamaz. Yüzlerce erkekle kaldığını kitaplaştıranın ahlakı güzeldir. O öğretmen olur” denip, resmen ahlak yok sayılmadı mı?
Demokratik sistem mafsalları, ithal yapıdan kurtarılıp milli gereklere göre hızlı işleyen bir yapıya kavuşturulmalıdır. Kötü örnekler, yanlış üretir. Güzel örnek inşası teşvik görmelidir. Casusun, düşmana sattığı haber hiç olmazsa gerçektir. Milletvekili Eren’in, düşman için iftira ürettiği yazılıyor. Partisinde ses yok. Cezanın en önemli yararı caydırıcılığında. O da, adaletin süratle işlemesindedir.
Dünya ekonomik sarsıntıda. Sıkıntılı seçimlere rağmen Türkiye, Allah’a şükür, kalkınma hızına hız katıyor. Son çeyrekte üçü, dörde çıkardı.
Siyasi hizmet ve kararlılığımız, gayretle yoluna devam ederken, arada bir, bu tür “akla ziyan” hadiselerden bahsetmemizin sebeplerinden ilk üçünü sıralayalım: 1) Allah’a hamdimizi artırıp, birliğimizi, dayanışmamızı güçlendirelim. 2) Halli gereken çok şey var. Gayretimizi artıralım. 3) Devlet ve milletine yanlışlık hainliktir. Çıkmaz sokaktır. Bir an önce ayılmalı. Fırsat varken kullanır. Fırsat geçer. Pişmanlık fayda vermez.






