Erdoğan-Trump görüşmesi önemliydi, yerine oturdu
Başpehlivanların güreşi, peşrevinden belli olur.
Diğer önemli husus: Bir savaşta daha üst komutan varken, takım ve bölük komutanları, taarruz emri aldıkları zaman, “Ric’at hattını” ne düşünme görevleri, ne de hakları vardır. Harekâtın başkomutanı ise, taarruz emrini verirken, önemli bir aksilik halinde askeri, orduyu geriye çekecek ve durması gereken gerideki bir hattı belirlemesi zarureti vardır. Hâlbuki emri veren en üst komutan, düşünüp ric’at hattını belirlememişse, o başkomutan, başkomutan şöyle dursun, komutan da değildir. Kop dağlarında orduyu geri çekmeyip 90.000 kahramanımızı donduran komutanımız? İki kere aynı hatayı işleyen Napolyon? Hitler?..
Devlet adamı, konuşacağı meselelerin kendi ülkesinin geçici de olsa önemini önceden peşrevde ifadelendirmeleri,karşısındaki devlet adamına düşünmek için fırsat ve zaman vermeleri, konuşacakları ve görüşmede şimdilik istemeyerek de olsa durmak zorunda oldukları sınırın ipuçlarını vermeleri bir anlayış ve sabır imkânı doğurmak bakımından yarar vardır. Çünkü bugün, Amerika AB Devlet adamlarının sırtında, çeşitli yumurta küfeleri vardır ee devlet adamı sorumluluğu bu yumurtaları kırmadan taşımak zorunluğu doğurmaktadır.
İsrail yanlışını doğurmakla yüklendikleri, tam çıkmaz sokağa dönen, çok ağır bir yumurta küfesi vardır. Bürokrasinin, hatta ayrıca çeşitlendirdikleri gizli örgütlerin karmaşık bir şekilde ördükleri yumurta küfeleri vardır. Bunların zaman ve fırsat gerektiren ağırlığını, taç giyen devlet adamı bilir. Taç, ayrı bir akıl kazandırır.Devlet adamı sorumluluğu taşımayan kimse, boşanmayı kolay zanneden bekâr gibidir.
Demokrasilerde milletvekili olan herkese, millet oylarıyla, “Taç giyme sorumluluğu” yüklemiştir. Ne var ki çoğu ülkenin muhalefet partilerinden önemli bir kısmı, sadece kendine yol açmak için, bu imkânı tam tersine, millete hizmeti engelleme yönünde kullanıyor. “Devlet adamı olarak” vatana, millete hizmet düşüncesine geçemiyor. Doğruyu yanlışa, iyiyi kötüye karıştırıp tenkit etme hastalığına yakalanıyor ve yola, köprüye, her himmete engel olmaya çalışıyor.
Zor meslekler, tek başına istediğin gibi yapabileceğin işler değildir. Toplum olarak yapılan işler, “Bir emir vermek kadar kolay görmek” sadece siyaset gibi son derece zor ve veballi yönetimlere uzak kalmak değil, yönetim gerektiren küçük işleri dahi anlamaktan uzak kalmaktır. Yönetim, öncelikle zamanı ve şartları uygun hale getirmeyi, yanlış anlamalara, istismara, fitneye, münafığa fırsat vermemenin tedbirlerini almayı zaruri kılar.
Dışarıdan görülmeyen, devlet adamının bu zorlukları anlatmak için, “Devlet adamını sırtında, çok çeşitli yumurta küfeleri ve züccaciye kutuları vardır” kırmama sabrını göstermek, bu çekingenliği evham ve korku haline getirmeme dikkatini kaybetmeden tenkide razı olmak, yani bedelini ödemek lazımdır. Bu konuda devlet adamı sorumluluğunun en başarılı örneği, “Hudeybiye anlaşmasıdır”.
Liyakat, makam ve unvana ait bir değer değil, insana ait bir erdemdir. Hatta, “Layık olmadığı makam ve unvana sahip olan insanın, kısa zamanda utanılacak tarafından başka bir tarafı görünmez olur” denir. Yola, köprüye, millete yapılan her hizmete itiraz etmeyi; Beşşar Esat gibi bir haini ziyaret etmeyi; Çin’e gidip, Sosyalist Grupta bulunmayan Çin’e, “Biz Sosyalist Grupta sizi destekliyoruz” diye yalan söylemeyi, politika zanneden kimse, nasıl bir makama oturursa otursun elbette devlet adamı olamaz.
Bu bakış ışığında, “Erdoğan Trump görüşmesine” baktığımız zaman, görüşme son derece müspettir. İş ve eser haline gelmesi zamana muhtaçtır. Türkiye, İslam dünyası, fiilen ve potansiyel olarak önemli. Trump bunun farkında. Ama Trump’ın oturduğu zemin, Obama’da olduğu gibi ters durumdadır.
Dün ile günü kıyaslarsak, İsmet İnönü, 1960 başlarında: Washinton’da görüşme, beş dakika sürmüştü. Bugün: Kapıda karşılama. Uzun, detaylı ve ABD’nin yönüne aykırı konuşmayı, son derece dikkatle, önem vererek dinleme ve neticede kapıya kadar uğurlama! Bana öyle geldi ki, yardımcı olunur, Trump’ı gücü yeterse, Amerika’yı, derin devletinin tutsaklığından kurtarmaya ve bu meseleleri çözmeye çalışacak. Gerçi Obama da, başlangıçta, “Guantanamo’yu boşaltacağım; İsrail 1967 sınırlarına çekilmeli ve Netanyahu’ya tavrıyla derin devlet çemberini kırmak istemişti. Yenildi. Yapabileceği, fakir fukaraya ve kırtasiye işlerine dönmüş Merkel’e karşı takındığı tavrı hatırlatan, bakanlarımız oradayken teröre silah temini kararnamesi imzasını, bu karşılama ve görüşme karşısında, derin devlet baskısının sırtına yüklediğiyumurta küfelerinin ağırlığı ve vicdanına verdiği acının feryadı olarak kabullenip, ölçülü bir sabırla karşılamakta yarar vardır. FETÖ’ye verdikleri 40 yıllık emek ve bağladıkları ümitlerini de, Siyonist desteklere rağmen bir anda çöplüğe atmakta zorlukları elbette vardır. Biz, akla vicdana sığmaz bu zorlukları asır boyu yaşamadık mı? Başörtüsü yasağının hangi gerekçesi vardı? CHP milletvekilleri ayağa kalkıp el çırparak, “Dışarı! Dışarı!” deyince istedikleri milletvekilinin, milletvekilliğini düşürür öyle mi? Bu hangi vicdana sığar?
Allah’a şükür, bizdeki bu zulümler, tarihte kaldı. Hamd Allah’a!
Yardım edelim ABD’de, AB’de ve tüm dünyada, geride kalsın!






