Dokunulmazlık ve suç ortağı parti
Paranın yazı turası gibi, birbirinden ayrı düşünülemez konulardan biri de, iyiliğe mükafat; suçla cezadır. Hayatın ayrılmaz ikizleridir. İyiliği temsil eden hizmet, “veren el”, alan elden üstündür. Suçsuza ceza, zulüm; cezasız kalan suç, herkese zulümdür. Zalim, zulmünü, başarı ve kahramanlık zannederek kendi zulmüne de uğrar. Suç olmasa da, adalet ölçüsü çalışmalı ki, iyinin ayrımı ve tedbiri yaşasın. Kötülüğe ceza, hastalığının ilacıdır. “Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın, hakkı kötektir”.
Adalet, mülkün esası, devletin temel taşıdır. Siyasi iradenin, etkin imkanı ve devamlılık şartıdır. Cezasız suç, kötülük cephesine imkan olur ve fitne üretir. “Ölme öldür, kazası mümkün” dedirtir. Anarşi, kısasın yokluğundandır.
Milletvekilliği dokunulmazlığının gerektiğinde kaldırılması, özellikle parlamenter sistemde mutlak zarurettir. Adil iktidar, çıkarcıların cinayet ve iftiralarına maruzdur. Adil devlet adamı, korunmasına mukabil iki dezavantajı vardır: a) Mazlumu korumak zorundadır. Bu ayrım, zor ve zaman alır. İftiraya karşı daha etkisiz kalır. b) Halk arasındadır, iftira ve suikast kolaylaşır.
Zalim diktatörün 5 koruma çemberi var: 1) Koruması var. 2) Korkutur. “Korku, dağları bekler”. 3) Suçlu-suçsuz demez. Putin, bebekleri bombalıyor. 4) Halkla teması yok. 5) Düşmanlar, zalimin şartsız destekçisidir. Mursi ile Sisi ve Esat’ı kıyaslayalım. Özgürlük büyük nimettir, bedeli de büyüktür.
Milletvekili dokunulmazlığı olmaması, suç ve hıyanetin meşrulaşması, parlamenter sistemde, iftira, tehdit ve kazalarla meclis dengesi değişir. 1961 döneminde, 111 parlamenter partisinden ayrıldı. Çoğu tehditle. Bu tehdit, 40 yıl, “Güneş Motel” türü farklı şekillerde hortladı. Milli iradede yapı değişmesi, milletten ters iktidar ve istikrarsızlıktır. Zalime hizmet, millete zulüm doğar. Milletvekili dokunulmazlığı mutlaka olmalı ve adaletle yürütülmeli. CHP’nin zaman zaman söylediği, dokunulmazlığı tamamen kaldırmak şöyle dursun, uygulanmaz hale getirmek dahi tehlikeye dönüşebilir.
Mecliste kavga çıkarmayı usul, hakareti tanıtım vasıtası haline getiren bir kısım kimselerin giderek, ahlaksızlık ve sarhoşluklarını, bir marifet gibi takdim etmeleri medeniyet yapımızı ve edeb iklimini kirletmektedir.
Yasa boşlukları ve propaganda imkanları, adil iktidarın korunmasını zorlaştırdığı gibi,milletimizin zayıftan yana olma erdeminin istismarı da, siyasi iradenin takdir hakkını kullanmasına ayrı bir dikkat gerektirmektedir.
Siyasi nitelikli bazı suçlarda siyasi iradenin, belli bir usul içinde, cezayı uygulama zamanını tayin hakkı vardır ve olmalıdır. Dokunulmazlık, parti kapatma, teşvik ve pozitif ayrımcılık bu sahanın 4 ana konusudur.
Partiler hakkında, hukukun yerine getirilmesi, siyasetin temel gereğidir. Kanun, “Parti ticaret yapamaz” derken, CHP’nin bankası sahibi olması; suça çağıran partiye dokunulmazsa, siyasi yarış seçim, adil yarış olmaktan çıkar.
Tecrübeden yararlanmak önemli bir erdemdir. Geçmişte partiler kapandı. Halkta tepki doğdu? İbret, tepki nedenini görmekte? Halk, adaletsizlik olmasın derken, “Parti kapansın” şeklinde anlamak ciddi yanlıştır. Suç işleyen parti kapatılmalı.
Salgın İslamofobi hastalığı ve devletimizin, tüm mazlumların derdini dert edinmesi, Türkiye sevgisini; özellikle de düşmanlığı değerlendirmede dikkat gerektiren iki özel husustur. Çıkar dünyasının sermaye medyası ve siyaseti, tümimkanlarıyla İslam’ı ve özelde Türkiye’yi düşman görmekte, terör ve katliamı teşvikle barış ve huzura imkan vermek istememektedirler.
Terörist, bu geçici desteğe satılmakta, bir esrarkeş hayaline kendini feda etmektedir. İnsanlığın, ahlak ve erdem değerleriyle, insani yüceliği inşa ve ihya etme gayret ve fedakarlığında vahdeti kaybedip zaafa düştüğü dönemlerde, millet ve ülke için, çıkarcılığın, terörün, fitne ve yıkım ticaretinin, sanki çatı uçuran, şehri sele veren şiddetli bir kışıdır. Şüphesiz her kış, görevlerimizin ikazı, baharın, yeniden dirilişin, yaz ile refahın müjdesidir.
Bu bakımdan Müslümanlar olarak, öncelikle kendimize ve insanlığa karşı görevlerimize bakmak, muhtaç olunan en büyük gücün, Allah’ın, haklı ve layık olana yardımında olduğunu unutmamaktır.
Hamd Allah’a!






