--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cumhurbaşkanımızı cankulağıyla dinleyelim

Hasan Aksay
Hasan Aksay

İçte ve dışta duymak, anlamak istemeyen olsa bile, Cumhurbaşkanımızın sesi Allah’a şükür kısık değil. Mevlana, “Sen ne söylersen söyle, sözün, dinleyenin anlayabildiği kadardır” der. Dünyanın dinlediği ve önemli derecede anlaşıldığını gösteren işaretler de ortada:

Cumhurbaşkanımız, dinlenmesinde yarar olan söz söylüyor. 

Söylediği sözün doğruluğunu olaylar, ya gösteriyor veya gösterme yolunda gelişmeler devam ediyor.

Cumhurbaşkanı, söylediği sözü kendisi her bedeli ödeyerek takip ediyor. 

Cumhurbaşkanının çağrısına veya hareketlerine ters düşen ve düşünenler, genellikle bir süre sonra fikirlerinde değişiklik yapamasalar dahi gerçekleşen hizmetleri görmek ve yaşamakla kalmıyorlar, istemedikleri, reddettikleri bu hizmet üzerinden istekte dahi bulunabiliyorlar. Örnek:

Köprüye, yola itiraz için ne yapacağını şaşıran, miting dahi düzenleyenler, köprü bir iftihar abidesi gibi ortaya çıkınca, “Bari ismini biz koysaydık” türü garip hayallere dalıyor. Onu da saklayamayıp söylüyorlar. Bilhassa kıskançlıkla her şeye itiraz eden kimselerin, geri dönüşlerindeki davranışlarının farkına varabilseler, kendileri de şaşacaklardır.   

Davos toplantısında, o zaman Başbakan olan sayın Erdoğan’ın, “Siz çocukları öldürmesini iyi bilirsiniz” gibi sözlerini, “Sen sonra görürsün” tarzı öfkeli ve tehditli söylem ve yazılarla karşılayanlar, elhamdülillah, ümitlerine eremediler.

Sayın Erdoğan’ın konuşmak ihtiyacı duyduğu başkanla, gerekirse günde iki kere dahi randevu alıp konuşabilmesi, telefonla da uzun uzun konuşulabilmeleri, söylenen sözün, konuşulan konunun evrensel boyutta öneminin ispatı değil mi? 

Geçen asrın büyük kısmında Cumhurbaşkanlarımız, Amerika’ya taziye gibi protokol gereği olmazsa pek gitmezler, Başbakanlar giderdi. 1960 darbesi arkasından Başbakan, Cihan Harbinin barış müzakerecisi, senelerin başbakanı ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ABD Başkanıyla görüşmeye gitti de, görüşme kaç dakika sürmüştü?

Yaptığın hizmetlerle ortaya çıkar, dikkat çekersen; sevenlerini sevindirip, istemeyenleri, kıskançları, öfkelendirirsen; Hakkı söylemek için çırpınır ve söyleyebilir; söylemekle de kalmayıp, gereğini yapmak için bütün gücünle çalışırsan, Allah’tan ümidini kesmez yardım niyaz eder, ancak O’nun yardımıyla kemale ereceğini bilirsen, inşallah Allah Teâla da o iş için gerekli vesileleri de halkederek neticeye kavuşturuyor. Elbette kul kusursuz olmaz. Niyet hayır, akıbet hayır. Elhamdülillah senelerdir işler vaktinde, hatta gayretle, fedakârlıkla programlanan zamandan önce hizmetler başarıya ulaşıyor. 

İmtihan ne kadar çetin olursa, kazanılan zafer de o nispette büyük oluyor. Bugün Türkiye’nin içte-dışta önündeki engeller, çoğu kimsenin tahmin edemeyeceği kadar büyüktür. Bu demektir ki, bu engelleri aşmanın, diğer bir ifadeyle bu imtihanları başarmanın kazanımı da büyük olacaktır. Şükrümüzü artıralım. Allah, kulağını, gözünü, düşmana kiralayıp fitne ve terör üretenlerin şerrinden milletimizi, ümmetimizi ve bütün insanlığı korusun...

Doğu Batı yöneticileri birleşti, bombardıman uçaklarıyla terörist kuklalarını yönetiyor. İslam dünyasında insanlığı katlediyorlar. Terörist katiller, profesyonel eylemciler, bahşişe koşan palyaçolar, efendilerinin emrinde, mazlumlara karşı sömürge valilerinin zulmüyle, tenekeden bir haysiyetsizlik madalyası için yarış yapıyorlar. 

Terörün yalnız olamayacağını, olmadığını çok iyi bilen milletimize hitaben, “Teröre karşı milli seferberlik” çağrısı yapan Cumhurbaşkanımızın, duymakta geç kalmamamız dileğiyle üç cümleyle yazımızı noktalayalım:

“Ülkemizi viraneye çevirmek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Bunu Suriye’de, Irak’ta, Libya’da yaptılar. Bize yapamayacaklar.”

“Kucağımızda çocuklarımızın cansız bedenleriyle çaresizce ağlamamızı bekleyenlere, o günleri göstermeyeceğiz.”

“Yaşadığımız dönem en az İstiklal Harbi kadar önemlidir, kritiktir. Bundan sonrası yeni kurtuluş savaşımızı verme ve zafere ulaştırma dönemidir.”

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle