--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Çin’den Londra’ya

Hasan Aksay
Hasan Aksay

Ulaştırma Bakanımız sayın Ahmet Aslan’ın, Birleşmiş Milletler Öncülüğünde Türkmenistan’da yapılan, “Küresel Sürdürülebilir Ulaştırma Konferansı”nda yaptığı konuşma bir kere daha gösteriyor ki, Türkiye’nin MEGA projeleri, yalnız Türkiye için değil, Şark’ın en uzak noktasından Garb’ın en uzak ucuna, geniş bir çevrenin ulaşımı, özellikle denizde sahili olmayan ecdat diyarları, Orta Asya ülkeleri başta olmak üzere, Doğu’nun Batı’nın, çoğu ülkesinin kalkınmasında önemli bir rol oynayacaktır. 

Görünen o ki Türkiye,bu büyük projenin gerçekleşmesinde önemli adımlar atmış,ülkelerin katılımlarını sağlamış en önemli aktördür. Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Bakü, Tiflis, Kars Hızlı tren demir yolu gibi hizmetler ve bunların anlatılarak teşvikindeki başarılar önemli bir geleceğe zemin hazırlamıştır. Bunları başaran siyasi kadrolarımızla sevinmek hakkımızdır. Yol ve köprüye üzülenlerin hali de, sevinmekte haklılığımızı göstermektedir. Bu ve bu gibi bizim ve komşularımızın kalkınma ve dayanışmasına hizmet eden, katkı sağlayan herkese teşekkür borçluyuz.      

Bu çağda güzel ve sevindirici haberler, malesef dünyanın birçok ülkesinde yaşanmıyor. Ama Allah’a hamdolsun, Türkiye’de güzel haber ve sevindirici hamlelerimize Menderes’ten beri arada bir, 15 yıldan beri de kesintisiz şahit oluyoruz. Kalkınmada ufkumuz, her gün biraz daha genişliyor. Yollar köprüler, havaalanları, yüksek hızlı trenler hep birbirini takip etti, ediyor. Kıtaları, deniz altından üstünden yol yaptık. Şehirlerimiz baştan başa yenileniyor. Bunların hepsinin önemli atılımlar olduğunda hiç şüphe yok. Haset çatlatması, düşman öfkesi de bundan! Ama istediğimiz noktaya gelebildik mi? 

Gelemedik. Gelsek de durmamak, “İki günümüzü denk kılmamak” gayretimizi sürdürmek, imanımızın gereğidir. Menderes, Özal ve Erbakan hamleleri sevindiriciydi. Doğarken boğdular. Engellediler ama bu gayretler, Anadolu insanının bütününü ifade eden, çok önemli dinamik, yolu tıkanmış, camisi satılmış bir insan kadrosunu sahaya sürdü. 

Bu halk zaten vardı, imanıyla, ahlakıyla, ölümsüz değerleriyle dimdik ayaktaydı. Hani Seyrani diyor ya, “Balık baştan kokar bunu bilmemek, // Seyrani, gafilin ahmaklığından”. İttihat Terakki fırkasından başlayan uzun süreçte Anadolu insanının önüne düşüp mikrofonu eline geçirenler hep, hakaret etmişler, “Önce Avrupalı kıyafetine, yaşayışına, viskisine, balosuna girecek, içecek sızacaksın. Ancak ondan sonra konuşabilirsiniz. Siz konuşamazsınız. Siz laf anlamaz mürteci, gericisiniz” diyorlardı. İslam’a bu hakaretler, Batının ezberlettiği idi. Batı aynı noktada. Ezbercileri? Meşhur hadisedir. Sivaslı halk şairi Aşık Veysel davet edilir, Ankara’ya gelir. Fakat, “Kıyafetin müsait değil der, şehre sokmazlar. Daha dün, iki şarkı söyleyip, Batı kıyafetiyle sosyeteye giren bir kadın, “Benim oyum çobanın ki ile bir mi olacak?” diye şaşkın, Anadolu halkının yüce imanına, insani ve ahlaki değerlerine şaşı bakan atmosfer halkının halinin ifadesi ve sesi değil midir?

Kısa bir kıyaslama, bugün projesi, planı ve yazılımlarıyla dünyanın en iyi tanklarından birini yapan Türkiye daha geçen asrın sonunda, parasını peşin ödeyip, kuyruğa girerek (Demek istediğim, mahsulünü yetiştirip satacak, ithal edeceği tank ve uçağın parasını siparişte önemli kısmını veriyor, ürünü seneler sonra alıyordu. Yanifakir, önce kazanacak, zengin, fakirin parasıyla iş yapıyordu. Borç faizle katlanıyordu. Savaş uçağını veriyor, kanadın altına yerleşecek bombasını senelerce vermiyordu. Tank, tamire İsrail’e kadar gidiyordu. “Yeni tank fiyatına tamir” denince de, çıkarcı, deliye dönüyor, ağzından çıkanı kulağı duymuyordu. 

Dün parasını ödeyip sıraya girdiğimiz helikopterin, insansız hava aracının,en iyisini yapıp satıyoruz. Milletimize kısa zamanda bu başarıları nasip eden Allah’a hamdolsun. Millete yolu açmak için gecesini gündüze katanlara teşekkürler. Bütün askeri gemi, uçak ve vasıtaların eskilerinin de yazılımlarını yeniledik. Bir milyon borç alabilmek için Lüksemburg gibi şehir devletlerine kadar yol ediniyorduk, şimdi IMF’ye borç verdik. Geçmişini unutan, geleceğini kuramaz. Geçmişin güç ve onur doğuran değerlerini olduğu gibi, acı ibretlerini de unutturmak isteyen tuzak kurucuların tuzağına düşmemek hayati önem taşır?

Allah’a şükür milletimiz kadir kıymet bilir. Nankör değildir. Allah hiçbir milleti, Hakkı ve hedefini yitirmiş, iyilikle kötülüğü ayıramaz körlüğe düşürmesin. İyiliğe körlük, nasipsizliğin başıdır. Nankörlük, insanı insanlıktan çıkaran vicdan körlüğüdür. Nimete kör olan, sadece ahiretini değil, dünyasını da kaybeder.

İnşallah, Türkiye’nin, dolayısıyla bütün İslam dünyasının yarınları, çok daha güzel olacak. Gelecek nesillerimiz, tüm dünya insanlarına karşı, çok daha ağır sorumluluklar yüklenmiş olacaklar. İnşallah sorumluluklarını taşıyacak ahlakı hamide, bilgi, beceri ve gayret sahibi olacaklar. Liyakatsız çıkılan makamlarda insanın, utanç doğuran taraflarından başka bir yanları görülmez. Şimdi Irak’da, Suriye’de kan dökmekten başka, tek insana hayrı dokunmayan, devlet makamlarını işgal etmiş kimselere, insan demek dahi, insana hakaret değil midir? 

Yarın daha büyük sorumluluklarımız olacak. Bir zenginlik akacak Türkiye’den. Her tür zenginlik, onu doğru yerde ve doğru şekilde kullanıp, geliştirme vebalini de yükler. Ulaştırma Bakanımız Sayın Ahmet Aslan açıklıyor, “Çin’den Londra’ya kesintisiz taşımacılık, 2020 yılında sadece AB ve Çin arasında 800 milyar doları aşması beklenen bir ticaret var.”

Şimdi bu hizmeti yapanlara, yarın için bu hizmetleri en iyi şekilde yürütmek ve geliştirmek üzere kendini hazırlayanlara teşekkürler. Hamd Allah’a!

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle