CHP’nin, kalkınmadandert üretme sanatı

19 Ağustos 2019 Pazartesi

Ülke kalkınması ve vergide adalet imkânı olan, milli sermayeyle “Yap, işlet, devret” modeliyle paralı İzmir yolu da, CHP’ye dert oldu. Oysa bu yol, kullanan, kullanmayan herkes için imkândır. Nasıl dert olur? 

CHP, ülke kalkınmasını dert edinip, ağlaya, ağlaya ağlatıyor. Rahmetli Menderes, “Gidemediğin yer senin değildir” dedi. Kalkınma hamlesine, “Yol” ile başladı. İstanbul’un, Asya yakasında Bağdat Caddesini; Avrupa yakasından Londra Caddesini başlattı. 

CHP’nin, kalkınma derdi, Menderes ve bu yollarla başladı.“Milletin parası boşa harcanıyor” dedi. “Yol diye yaptı. Uçak indirecek” diye mizah yaptılar. Köprü, nükleer enerji, baraj gibi her türkalkınma hamlesine karşı mizah, moda oldu. Menderes, Seyhan Barajı’nı halk ortaklığına açtı. Baraj toprak diye “Köstebekler delsin de Adana sele gitsin istiyorlar” propagandası, 1960 darbesindeki, “Kars’ı, Ardahan’ı satıyordu” iftirasından daha uzun sürdü. 

CHP’nin, ülke kalkınmasına karşı sloganları ve mücadele aşırılığı, İslam düşmanı sömürgeci devletlerin isteklerine,paralel ve uygundu. CHP, bu durumdan hiç sıkıntı duymadı. Hatta dikkatle yaptığı intibaına önem verdi.

Demirel zamanı, Boğaziçi Köprüsünün ilkine de itiraz ettiler. Erbakan’ın attığı temelden parça söküp, arabasının arkasında TBMM’ye getirme görevi, üyelere bırakılmadı. CHP milletvekiline verildi.Dünyada ilk defa, iki kıta, deniz altından Y.H. Tren Hattı MARMARAY ile birleştiren açılışa dünyadan birçok siyasi katılırken, CHP Genel Başkanı protokoldeki yerine gelmeyip, bu milli heyecanı yaşayamadı. Ankara’da miting tertipledi. Milletin, kalkınma hamlesinden duyduğu coşkuya karşı, öfkesini paylaştı. Hatta CHP Bolu Belediye Başkanı adayı iken, “İşçi çıkarmayacağım” diye noter senedi yazdırıp da, başkanlığa 93 işçiyi işten çıkararak işe başlayan başkan gibi, aynı metotla, “Marmaray’ı kullanmayacağız” garabetini ant haline getiren oldu.  

Ulaşımın önemine dünyada devlet çapında ilk defa Büyük Selçuklu Devleti Başkanı Alaeddin Keykubad, güvenli yolcu misafirhanesi zincirinin ilkini, 1229’da, “Sultan Han” adıyla; sonra “Kervansaray” dendi.Önemli kervan yollarında, “Deve Yürüyüşüile 9 saat, 40 km.’de bir yapıldı. Kervansaraylar, sur içinde yaşayan küçük bir köy gibiydi. 3 gün üç gece, yemek (sabah, aksam), yatak, berber ve nalbant, hamam, hayvanların bakımına kadar hiçbir ırk, din, dil farkı gözetmeksizin kimseden para alınmadı.

“Ulaşım Çağı” diyebileceğimiz, dünya devletlerini adeta komşu haline getiren, çağın dev ulaşım hamlesi de, yine Anadolu’dan, Cumhurbaşkanımız Erdoğan tarafından tarihi İpek Yolunu, dörde katlayarak başlatıldı.1) Çağın İpek Yolu, yeniden ülkeleri Çin’den İngiltere’ye kadar kesintisiz otobanlarla Türkiye’den geçerek bağlanacak. 2) Demir yolu ile. 3) Petrol boru hattı ile. 4) Dünyanın en büyük,“İSTANBUL HAVAALANI” olarak, hava ulaşım ağının, şemsiyenin açılış noktası İstanbul. Bütün dünyaya ulaşım imkânı olacak inşallah.

 CHP, bu dev hizmetlerin hangisini, Batı ile birlikte dert edinmedi? 

Demokraside partiler,iktidara iki yoldan ulaşır: 1) Materyalist metot: İktidarı yıkmak için ne lazımsa yapar. “Yalan söyle, iftira et. Tutmazsa da iz bırakır” metoduyla çalışır. 2) Ahlaki yol: İyilikte yarış yaparak iktidar kazanılır. Menderes, Gümüşpala, Özal, Erbakan, Erdoğan, iyilik yarışıyla iktidar oldular. Zaten İslam ülkelerinde, baskı, hile, zulüm ve Müslümanları parçalayan fitne yoksa, serbest ve adil seçimlerde Türkiye’de olduğu gibi bir iyilik yarışçısı kazanır. Mısır’da Mursi’nin; Tunus’ta Nahda zaferi de bunu gösterir. 

Mevcut imtiyazlarını terk edemeyen CHP, kendini yıkıcı muhalefete mahkûm etti: 1) Banka sahibi ve bürokrasiye hâkimiyet gibi imtiyazlarını bırakıp, kanunlara uygun, normal bir partiolamadı. 

CHP’nin üzerine titrediği ve dayandığı iki ana noktadanbiri banka, diğeri bürokrasidir. Bankayı başka bir yazıya bırakıp, bürokrasiye kısaca, bakalım: Bürokrasi, insan kaynakları konusunda CHP dört dalda çalışıyor: 1) Belediyelerde bunet görülüyor. Gelir gelmez, işçi kıyımına kadar büyük bir değişimle militanlarını dolduruyor. Tek taşla iki kuş vuruyor: A) “Adamımı korurum” diyor ve gösteriyor. B) Karşısındakilere, “Sizi kimse koruyamaz!” diyor. 2) İyilik cephesinin insanlarına, binbir türlü kara çalınıyor. İstikrarda istikrarsızlık doğuyor. 3) İyilik cephesinin nefret etmesi gereken dedikodu ve ihtilafları, toplum meselesi haline geliyor. CHP, gazete ve TV netleşiyor. 4) İyilik cephesinin adamlarını, makam gibi zaaflarından yakalayıp, kullanıyor. Demirel’in akrabasını dahi demirbaş elemanı yaptı. O, akıllı. Yerinde, ekonomi de duruyor. Çoğunu, iyilik cephesine karşı, “Bütün milletle senin peşindeyiz” gibi, kendi arkadaşlarıyla, davasıyla savaştırıyor. 

Hiçbir nimet kendiliğinden doğmaz. Gayret ve emek ister.“Yap işlet devret” modeliyle kalkınmayı, özellikle milli kuruluşlarla başarmak, önemli bir nimettir. Çünkü: “Yap, işlet, devret”modeli ön imkânlar gerektirir. Kısaca, 1) ülkenin güven veren ekonomik seviyesi. 2) Siyasi kadronun güvenilirliği. 3) İktidarın siyasi istikrarı. 4) Milletin siyasi istikrara verdiği değer. 5) Devletin ve kalkınmanın istikrarı. Genel güven olmadan, önemli ve verimli bir, “Yap-İşlet-Devret” modeli, milli sermaye ile imkânsız denebilir. 

Milli sermayeyle yap-işlet-devret modelini, büyük yatırımlarda imkan seviyesi kazanmak, önemli bir rahmettir.Allah’a hamdolsun; emeği geçen siyasi liderlere, kadrolara ve halka e kadarteşekkür etsek azdır. 

Yap-işlet-devret modeliyle yapılan yol ve köprü fiyatı ne olursa olsun, (Heykel gibi bir sanat eseri değil ki değeri takdirle olsun) tek vatandaşa, turiste zararı yoktur. Tam tersine, istisnasız herkes için yararlıdır.

İstanbul-İzmir paralı yolu pahalıymış? Parasız devlet yolu var. Bu yol olmasa mecburuz. Şimdi trafik ağırlığı da azalmış olarak tercih ediyoruz!

Daha ucuzolur. Devlete teslim süresi uzar. Ücret düşer. Milletin yarını da düşünülüp hesaplanmış. 50 kişilik bir otobüs, gidiş için bir gün harcayacağı yolda, gidiş- dönüş yapacak duruma geliyorsa,  300 değil 500 lira verse yine kârlı. Fitneciler bilmediklerinden değil. 

CHP, tohum ekiyor. Neredeyse, dağdaki çoban dahi, paralı yoldandertli. “Devlet, paraharcamamış.”İyi ya! Siyasi itibar ve beceriyle kazanılmış imkân demektir. Yolun parasını, kullanan ödedi. Ülke de, millet de, yolu kullanan da, kullanmayan da imkân sahibi oldu diye, dost olan dertlenir mi? 

Allah’a şükür, imanlı bir milletiz. Akıl ve vicdana ters propaganda rüzgârlarıyla savrulmadık. İnşallah, bundan sonra, hiç savrulmayız!

Hamd Allah’a! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AhmetAhmet1 ay önce
    Dedem sen sıkıldıkça hatta her güno yoldan git-gel yap, sıkıntın biter, ferahlarsın, partinle gurur duyarsın.
  • sema emine aydınellisema emine aydınelli1 ay önce
    Yol çok güzel ama çok pahalı, neden bu kadar pahalı, kaça maloldu, daha ucuza yapılamaz mıydı, parası olan geçsin, ne güzel, ama geçemeyen de ödemesin bari, yanigeçecek araç garantisi verilmesin, bizim söylediğimiz bu...Yol çok güzel, bunun aksini söylemek mümkün değil...

Günün Özeti