Cahiliye gecesini, gündüze döndüren hicret
Hicret, “Sıla-i rahim”in tersi. Vatandan, dosttan, yarenden ayrılmak. En azından bir süre de olsa, gariplik ve yalnızlık. Zor bir gidiş. Kopuş...
Stalin’in, Kazan Türkleri sürgünü; Balkanlar’da yaşananlar; Doğu Türkistan, Keşmir; Filipinler; Filistin katliamı ve hicreti; BAAS darbecisi Esat’ın zulmü yetmedi. Bilad-ı Şam önemli. Zulme varis oğlu Beşşar Esat, Putin ve İran’la Suriye’de yaptığı soykırım insanlığın kanayan yaralarından birkaçı.
Bireysel ve toplumsal bütün hicretler, sebep, süreç ve neticeleriyle önemli farklar taşır. Cahiliye, materyalist, çıkarcı dünya, her bölgede hicret mecburiyeti doğuruyor. Acı ve gözyaşı sele dönüyor.
Bu manzara, dünyamızın, insani değerler bakımından, geceye, zifiri karanlığa; yazı, sonbaharı geçip kışa girdiğini gösteriyor. Her geceden sonra bir sabah; her kıştan sonra bir bahar; her zorluktan sonra bir kolaylık vardır. Bu vahşetin baharı nerde? Bu sualin cevabı, bu yangının sebebindedir.
Sorumluluğumuzu ifaya nereden başlayacağız? Önce ferd mi? Değil. Önce aile? İnsan sosyal bir canlı. Cemiyetin çekirdeği, birey değil aile. Çekirdek kurtlanır, toprağını bulamazsa, mahsul bekleme.
Ebedi Risalet, peygamberler zinciriyle çıkarcılığı değil, adaleti, fedakarlığı örnekleyip öğütlemiştir. Gücü, zulme yönlendiren çıkarcılıktır. Bereket İslam’la, imanla doğan fedakarlıktadır.
İran, Esat, Putin Suriye’de terör üretiyor? AB, stratejik ortağımız, Türkiye’ye karşı terör besliyor. Çünkü çıkar, gözü kör ediyor.
Birde bireyselleşme körlüğü vardır. Bu da ego denilen nefsin çıkarcılığıdır. Hastalıklı bir özgürlük hayaliyle buluşunca ürüyor, tehlike saçıyor.
Allah (c.c.) dertle beraber dermanını da yaratmıştır. Zulüm ve çıkarcılık gibi belaların önleyici ilacı, “Haya” iksirdir. İman ve ahlak-ı hamideyenin meyvesidir.
Bireyin sağlığı, ailenin sağlığına dayandığı gibi, milletlerin sağlığı, huzur ve saadeti de devletlerin sağlığıyla olur. Global dünyanın devlet hastalıkları bulaşıcıdır. Bu bakımdan çok önemdir. Çıkar körlüğü yanlış hesap yaptırıyor. Bu da yetmiyor, şaşılık doğuruyor, dostu düşmanı karıştırıyor.
Çıkarcılara karşı iyiler anlaşmaz, zayıf kalınca, sömürü zincirini kırıyor.
Çıkarcı anlaşması, çıkarla sınırlıdır. Yani küçük, kolay, çürük, geçici ve değişkendir. İyilerin anlaşıp birleşmesi, devamlı ve sağlamdır. Onun için zorlukları vardır. Bu bakımdan fetret devirleri, bir darbe ile kolay gelir; zor gider. Denge doğuracak büyük güç, uzun ömür için Hakk cephesinde vahdet gerekir. Bugün söz konusu ettiğimiz, kıyamete kadar yaşayacak, insanlığa, hayaya, edebe, ahlakı hamidiyeye giden Hicret, makaleye sığmaz. Dünya durdukça yaşayacak nizamın, devlet oluşu demek olan bir hicrettir. İlk gününden itibaren çok özel başarı ve ibretlerle donanmıştır. 1438’inci Hicri yıla doğru bakış için bu yazımızla sadece bir platform kurmaya çalışıyorum.
Bize gelince, siyaseten yönümüz kıştan bahara döndü. Ama, kıştan beter “Koca Karı Soğukları” kapıda. Fırtınalı günler ne kadar sürecek? Vahdet onun davetiyesi.
Dünya savaşı, Osmanlı’nın yenilmesi, Müslümanların siyasi hakimiyetinde bir yer bırakmadı. Fetret doğdu. Bugün İslam toplulukları 65 devlet oldu. 20. Asrın başında sömürgeci Batı, siyasi olarak dünyanın % 48,7’sini yönetiyordu. Şimdi İslam ülkeleri %21,1’ini; Batı, %24,2’sini yönetiyor.
Dünyadaki dört kişiden biri Müslüman. 365 günde umre ve Hac’da buluşanlar, yüz milyonlar. Bu nüfusta devlet yok. Ve mahlukatın en üstünü insan olan insandır. Dünyanın beşten büyük olduğunu inşallah ispatlayacağız.
Sorun dağınıklıkta; çözüm vahdette. İnsan, yapmaya çalışıyor; hain, yıkmaya... Ufukta parıldıyan insanlıktır. İnanıyorsanız üstünsünüz!..
1438’inci Hicri yılın, ümmete, insanlığa hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz ediyorum.






