Bu defa milletimiz, kendi iradesinin anayasasını oylayacak
Kamuoyu araştırmaları ve tahminlerimi değil, aklen, mantıken, bu kanunun ve şartlarının gereği, seçmen olarak ne yapmamız lazım? Onu düşünüyorum.
Geçenlerde bu konuda yazdığım bir makalede eksiksiz sistem veya bazımızın, “Şu da olsaydı? Ya da, olmasaydı?” demediği bir sistem yoktur. Dünyanın kabul etmek zorunda kaldığı demokrasiye dahi, “En az kusurlusu” demiyor muyuz?
Anayasaların da zamanla değişmesi gerekir. Değişmez kurallar, yalnız Allah’ın nizamındadır. Anayasalar da değişir. Darbe ve diktatör anayasalarında, “Değiştirilmesi teklif edilemez” denen maddeler, her zaman değiştirilmiştir.
Türkiye’de milli iradenin, darbe anayasalarını değiştirmesi engellenmiş. Adeta darbelere yol açılmış. Anayasa, yeni bir darbeyle değiştirilmiştir.
Şimdi AK Parti güçlü bir dinamizm ve kalkınma hamleleriyle her seçimde oyunu ve güvenip, sevenlerini artırarak ve MHP’nin vatanperver destekleriyle ilk defa her hizmete itiraz eden tutuculara karşı büyük bir ekseriyetle, sabahlara kadar kaba kuvvete karşı direnerek, anayasayı, milletimizin önüne getirmiştir. Bu başarıyı, millet mührüyle kemale erdirmek, milli iradeyi, anayasasını yapamamak, anayasa değiştirmek için mutlaka dış irade ve himayeli bir darbeye ihtiyaç duyduğu gerçeğinden kurtarmak zarureti vardır.
Türkiye’de paranın pul olduğu, borç batağına batırıldığı, tankının tamirini dahi İsrail’e çok pahalı fiyatlarla tamir ettirebilmesiyle övünenlerin olduğu bir dönemden alıp, her yıl kalkınan ve kalkınma hızını, en ön sıralara ulaştıran, Avrupa’nın 6’ncı; dünyanın 17’nci büyük ekonomisi durumuna getiren, tankını, helikopterini kendi yapan; savunma sanayiini, 15 yılda % 60 yerli imalatla ve buluşlarla öne geçiren iktidarın, “Aziz milletim yolumu aç!” çağrısına milletimizin “Evet” diyeceğinde hiç şüphe yoktur.
Milletimizin, milliyetçiliği ile tanıdığı, köklü muhalefet partisi MHP, CHP’nin haksız, insafsız, tahakkümü altına almak isteyen vahşi saldırılarını da göğüsleyerek, “Dünyanın bu zor döneminde millete hizmette ben de varım” diye CHP oklarına göğüs gerdiği bir dönemde tereddüde yer kalmamıştır. Millet arabası tekerinin aşmak zorunda olduğu engeller içinde son önemli tepe olduğu istemezlerin telaşına yansımaktadır...
İlk defa millet iradesi olarak, özlemi duyulan bir anayasa milletin önüne getirilebilmiştir. “Güzel de şu da olsa; ya da olmasaydı” diye gördüğün bir nokta, bir leke varsa, ona takılıpyolda kalma. Sensiz kervan eksik kalır veya kaybedersin. Yeni bir kervan düzmek, başka bahar ister.Düşman kazanır. Son pişmanlık fayda vermez. Görüyorsun fitne, hıyanete madalya dağıtıyor.
Doktorun yazdığı hangi ilacın kâğıdını okursan oku, yan etkisi; kanunun itiraz edilecek noktası olur. İhtimallere takılıp kalan hasta ilaçsız, fert devletsiz kalır. Irak, Suriye ibrettir. Fırsat kaçar. Devletimiz, milli irademiz, muhalefet partimiz MHP, bu kanun bugünün gereğidir diyor. Fert, milletimin çoğunluğuyla olmayı esas alırsa, güç doğar. Vahdet, vatan sahibi olmanın ilk şartıdır.
Bugün bütün devletlerin en önemli sorunu istikrardır. Türkiye gibi ateş çemberi içinde ve potansiyel gücü dost devletlerde dahi kıskançlık doğuran ülkeler için istikrar, “Olmak veya olamamak” derecesinde hayati bir konudur. Seçim sistemi D’Hond ve baraj düşük olacaksa, başkanlık sistemi mutlak zarurettir.
Aynı zamanda iki köklü partinin, hizmettir diye dıştan-içten saldırılara karşı direnerek, milletimizin önüne getirdiği bu anayasa, “Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer” denecek önemli bir konudur. Bu kanunla mühür senin eline geçiyor. İtiraz ettiğin teferruatı, “Göç gide gide düzelir” der, her zaman düzeltirsin.
Fırsat, kullanılsın diye doğar.15 Temmuz’da çok büyük vatanperverlik destanı yazdık. Birlik ve beraberlikle bu notu devam ettirmeliyiz.
Milletimizin yıllardır beklediği bir konuya, milletine yabancı tavır ve kuruntular içinde kalmak insanımıza giran gelecek, bugün değilse yarın, pişmanlık doğuracak bir yanılgıdır. Geçenki AKMP’de Türkiye’nin itibarına saldırı teşkil eden önerge, Avrupalılar tarafından reddedilirken, bir kısım milletvekillerimizin, elini kaldıramamasının, seçmenine kadar uzanan utancı nasıl silinecek?
İnsanlığa gönlünü açmış, fedakârlık, kahramanlık, cömertlik, ahlak, iman ve edebiyle bu değerli milletin dışında, kendine yere arayan kimseden daha bedbaht kim vardır?
Fani bir dünyada değişmez şey mi olur? “Yanlış hesap, Bağdat’tan geri döner.” Yeterki yolda oyalanıp, anayasa için darbe bekleyen olmayalım!
Anayasamız, şimdiden milletimize hayırlı mübarek olsun. Siyasetin asıl gücü, ekmel-i ve eşref-i mahlûk olan insandadır. Teferruatı esas yerine koymayalım.






