Anayasaya yol açılsa da, açılmasa da…
Sivil, yeni bir anayasa ihtiyacı ertelenemez hale geldi. AK Parti ile doğmadı. Kalkınmanın, çağın, millete hizmetin gereği olan bu ihtiyaç Cumhuriyetle doğdu. Kesintisiz devam ediyor.
Kesintisiz, zira 1950’ye kadar CHP tek parti, rejim de cumhuriyet. İsmini dahi reddeden bir çelişki. Hizmet yarışına kimse çıkamıyorsa, seçimin anlamı ne? CHP, kendi çalıp, kendi oynuyor. Kendini beğenen de, öven de, kendi! “Tuvalete” devlet erkânıyla açış töreni! Hem de kalkınmış denen bölge Ege’de.
CHP’nin tek parti iktidarı bitti ama ülkenin kalkınma ve refahına karşıtlığı bitmedi. Baraj, yol, köprü... Ne tür hizmet olsa direniyor. Nükleer enerji, Marmaray, Yüksek Hızlı Tren... Hangisinde yüzü güldü? Menderes, Seyhan toprak barajını yapıyor. Propagandası, “Köstebekler delecek, Adana’yı sele verecekler”. Kılıçdaroğlu’nun Gezi darbesine destek buluşu(!) Kadıköy’de miting diye halkı topla. Yürü! Köprüden Taksim’e, Gezi’ye destek!..
Bunları niye söylüyorum? Böyle bir parti Türkiye gibi dinamik bir ülkede ana muhalefet olabilir mi? Cumhuriyet Başsavcısı, 2/3 ekseriyet olmadan TBMM toplanamaz” diyebilir mi? Millet oyalandı, ne sıkıntılar çekti.
Demokrasilerde en önemli kanun, milli irade temsilinde adaleti sağlayacak Siyasi Partiler Kanunu’dur. Bu kanun, “Parti simitçi büfesi dahi açamaz” diyor. Ama CHP binlerce, onbinlerce avukatı, mühendisi, memuru, binlerce işçiyi alıp çıkaran bankanın patronu. On binlere kredi veriyor.
Senatoya bile her kanun gitmez. CHP, neredeyse her kanunu Anayasa Mahkemesi’ne götürür. Diğer partilerin hepsinin Anayasa Mahkemesi’ne müracaatlarını toplasan, CHP’nin ellide biri etmez. Çünkü bu anayasa, tek parti dönemlerinde olduğu gibi, darbeler döneminde de CHP zihniyeti esas alınarak yapılmıştır. Milletin ihtiyaçlarını, hukuku, kalkınmayı esas alan bir anayasanın yapılması zaruri ve acil bir ihtiyaç halindedir.
Üstelik millete verdiği her sözü, dev yatırımları dahi, 15 senedir, eğer vaktinden önce hizmete sokmamışsa vaktinde hizmete sokan hükümet anayasa konusunda ciddi olarak engellenmiştir. Suriye ve Irak’ta güvenli bölge ihtiyacının da ciddi engeli vardı. Mazerete sığınmayan hükümetin, bir erken seçimle bu engeli de çok daha sağlıklı bir şekilde aşacağını muhalefet düşünmelidir.
Asıl maksadını halktan saklamaya yönelik anayasa dibacesi, CHP’nin isteyebileceği, iktidarlara engel konusu yapabileceği; hatta anayasanın tüm temel özgürlük maddelerini hükümsüz kılacak şekilde kullanabileceği bazı muğlak, afaki ifadeler, CHP mahallesine istediği zaman, “Tencere-tava kapağı çalarak” mahalleyi uykusuz bırakma hakkı doğurmaktadır.
Örneğin şimdi Ankara Valiliği, güvenlik için bazı kararlar aldı. Almayacak mı? Bu tedbir, özel istihbari bilgi nedeniyle de olabilir. Türkiye’de 50 tane parti var. Hiçbirisinin aklına “Yok Cumhuriyet Bayramı’nı; yok On Kasım’ı iptal edecekler” gibi huzursuzluk doğuracak, “Yalan söyle, iftira et, tutmasa da iz bırakır” diye bir telaş, kuşku, huzursuzluk tohumu ekilmesi gelmemeli.
Hükümet, “İddia saçma” dese, “Ben engelledim” türü; hiç dikkate almasa “cevap veremiyorlar” tavrıyla fitneyi gündem yapmaya devam ediyorlar. Milleti rahatsız eden fitnelerin sürekli gündem yapılması önemli bir felakettir.
Hükümet, “TBMM, anayasayı millete gitmeye gerek kalmayan çoğunlukla kabul edilse dahi millete gideceğiz” diye söz verdi. Yani, nasıl olsa seçim olacak.
Anayasanın yalnız aciliyeti değil, bütünlüğü, teferruata boğulmaması ve değişen seçim sistemleri dolayısıyla, gerektiği zaman millet iradesiyle değişebilir olması da çok önemlidir.
Anayasaların millet iradesiyle değiştirilemez duruma düşmesi, çağ gerisinde kalması, hizmetlerin aksayıp, çözümsüzlüklerin huzursuzluklar doğurması, darbelerin de görünen ve yaşanan davetçilerindendir.






