• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hasan Aksay
Hasan Aksay
TÜM YAZILARI
25 Şubat 2019

Aklın, insani sorunları çözmekte yetersizliği ve TCE

Sorumluluk ve yücelik imkânı ve insanın övünç kaynağı akıldır. İnsan, bu dünya hayatındaki, bütün çıkar ve zararlarını akılla çözüp, yoluna koyuyor. Keşifler yapıyor, güç kazanıyor. Kazandığı güçle hükmediyor, gururlanıyor. 

Ne var ki, akıl, ilk haliyle bu dünya ile sınırlı. İnsan ise, bu dünyadaki bütün mahlûkattan üstün fıtratta. Manevi, ahlaki değerleri göremiyor. Kedi, köpekle oyalanıyor. Bir mazlumun acısına ortak olamıyor. Yani, mana ve ahlak öğretisinden bir nasip; ikinci dünya ikliminden bir nefes alamamışsa;

Heyhat ki hayatın sonunda, koşup yorulduğu dünyalık unvan, gurur ve zenginlik ve zulümlerin, yüceltilip anılması üç günü geçmiyor. Nasıl olsa geçinir. Bütün gayret, “Sonum, güzel olsun” içindi. Çıkar ve başarı için, dünya aklı yol gösterdi. Başarılı yaşadılar. Sonları? Heykelleri parçaladı. Firavunlar, Hitler, Napolyon, Mussolini, darbeciler. Bunca fedakârlıktan ne kaldı? Dünyayı karıştırmaya çalışan, terleyen Trump nereye koşuyor?

İnsani fıtrat yüceliği, böyle bir faniliğe razı olabilir mi? Neden olamaz? Çünkü insan, daha güzel bir dünya için yaratıldı. Mahlûkattan üstünlüğü de bundan. Bu dünya hayatı için yeterli olan akıl, öldükten sonraki ikinci hayatımız için yeterli değil. Bu hayatı, bir liyakat ve olgunlaşma imtihanı için. Bu seviyesi, Allah’ın, peygamberleri vasıtasıyla öğretisiyle başlıyor. 

Yaratan, ilk insan Hz. Adem’den başlayarak, peygamberler vasıtasıyla, insanın fıtrat yüceliğini kemale erdirmek. Onu, daha güzel bir dünyaya layık kılmak için iman ve ahlaki değerleri öğretmiş. Ve bu değerlerin üstünlüğünü kavrayacak idrak vermiştir. Hz. Âdem’denHz. Süleyman’a; Hz. İsa’dan Allah kelamının, peygamber sözü dâhil hiçbir sözle karıştırılmadan ve ilk defa kalemle tespit edildiği, hafızalara nakşedildiği, bütünüyle ezberlediği, Son Peygamber Hz. Muhammed’e kadar peygamberler gelmiş. Tek harfi değiştirilemeyen Kur’an-ı Kerim, ilahi öğretimin, yeni bir peygamberle devamına gerek kalmamıştır. Zira Kur’an-ı Azim-i Şan, bütün zaman ve mekânlar için için yeterlidir. 

Peygamberlerin getirdiği iman ve ahlak hayatını reddedenler arasındaki büyük fark, hayatta iken farklı boyutta, asırlar sonra fark büyüktür. İslam ahlakı şuuruyla kazanılan yücelik, fakir-zengin, kral-köle, insani yücelik bakımından hiç fark bırakmıyor. Zindanda olsalar da izzetle, tam bir güven ve kardeşlik ikliminde yaşıyorlar. Mesela; darbeci Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile aynı masada yemeğe oturmayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zindandaki Mursi’yi ziyaret mümkün olsa, zannederim şimdiye kadar özel ziyaret için kat ettiği yol, binlerce km’yi geçerdi. 

Müslüman’ın hizmete göre sevgi saygı farkı, şahsa tapınma değil; insanlığa, iyiliğe, millete saygı ve bu erdemleri, yolu, yolcularına tebrik ve teşviktir. 

Tarihteki Firavun; Nemru, Neron, Hitler nerede? Müslüman Bilal-i Habeşi, Mevlana, Yunus ve Akif’ler, ne kadar farklı bir sevgi ve saygı tahtındadır. Bu fark, ne tarihte kalmıştır ne bugünle bitecektir. Yeni dünyada da devam edecektir. 

Akla, insani yücelikle, edeple, haya ile yaşama imkanı sağlayan, ilahi vahye dayalı İslam ahlakıdır. Vicdan yolunu tıkayan, çıkarcılık, yalan, fitine türü bütün duvarlar, İslam ahlakıyla yok olur. Ahlaki yücelik, akıl için, sağlam bir zemindir.Bilgi kaynağıdır. Mevlana, “Gözünün gördüğünü verir, vicdanının gördüğünü alırsan eyvallah! Kalbinin gördüğünü verir, gözünün gördüğünü alırsan vah! vah!” diyor. Bergson, sezgi metodunu ortaya koyuyor. Yunus, “İlim, ilim bilmektir. // İlim kendin bilmektir. // Sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır” der. İslam ahlakı olmadan, öfke, sabır; hiddet, af; cömertlik, israf; sevgi ve saygı gibi eşsiz değerlerin ne kadrini bilmek; ne sınırlarını tayin edebilmek mümkün değildir.

İslam’la savaşarak Müslümanı baskı altında tutmak istiyorlar. Fitne üretiyorlar. Her gün yeni bir ahlaksızlık projesi. Hüsran olacak. Gerçekle savaşılamaz! Cinsiyet farklılığı eşitlenemez şekilde, canlıların hayatı ve bekasıdır. Sömürgeci, “Toplumsal cinsiyet eşitliği” deyip, ahlak dışı zehirpazarlamasın? Sistem üremiş, “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet eşitliği, (ETCEP)” doğmuş. Aynı ifadede kullanılması mantığı rencide eden ifadeler, insanı ürpertecek derecede samimiyetsizlik kokuyor.

Hıristiyanlığı tahrif edip ahlakı, ahlaksızlığa çevirmekte o hale geldiler ki, papazlarının heykeline kement atıp, merasimle yıktılar. Kur’an-ı Kerim’i tahrif edemediniz, edemeyeceksiniz. Kur’an-ı Kerim’e kadar, ilahi takdir gereği, yeni bir peygamberle devam edileceği için, İncil, Tevrat gibi ilahi kitapların sağlıklı bir kaydı yapılmadı. İlk günden kaydı ve muhafazası son derece dikkatle yapılan, son peygambere indirilen Kur’an-ı Kerim’dir. 15 asırdır, şeytanın bütün uşakları çalıştı. Tek harfini düşürmeyegüçleri yetmedi. Yetmiyor. ahlaksızlıkla Müslümanları yok edip nesli kesecekler. Olmuyor. Akılları da ermiyor. Parayla-pulla, dünyalıklarla üç münafığı avlayınca sevinip ümitleniyorlar. (Onlar İslam’a, sizden daha uzaktaydılar) 1) Müslüman, İslam’dan kopamaz! 2) İslam, ilk insandan kıyamete kadar, bütün insanlığın dinidir. Her gün binler katılıyor. Hollanda, İslam düşmanı parti Gn. Bşk.Yar. Müslüman olmuştu. Geçen hafta da, aynı parti milletvekili Müslüman oldu. 

İnsanı ahlak düşmanlığı derecesinde batağa sürükleyen başka bir illet yoktur. Onun için, İstiklal Marşı şairimiz:

“Kızımın iffeti batmakta rezilin gözüne,

Acırım tükrüğe billah; tükürürsem yüzüne!” der.

Hamd Allah’a! 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23