Ahmet Ferruh Bozbeyli

05 Ağustos 2019 Pazartesi

“Tekrar mülaki oluruz BEZM-i ezelde;

Evvel giden ihvana selam olsun erenler”

Yahya Kemal Beyatlı

Rahmetli Ferruh Bozbeyli, Maraşlı idi. Önemli görevler için, aranan kimselerdendi. Genç yaşta ve ilk milletvekilliğinde Meclis Başkanlığına getirildi. Dikkat çekecek derecede başarılı bir görev yaptı. AP Grubunun en aktif milletvekilleri tarafından kurulan Demokratik Partinin Genel Başkanı oldu. Burada emeklerine dikkat çekerek Sadettin Bilgiç’i de rahmetle analım.

Ferruh Bey, dikkatli ve mantıklı bir kimseydi. Dikkat etmeyen için teferruat olarak dahi gözükmeyen şeylerin farkında olur ve onları, farkındalık doğuracak zaman ve mekân içinde, çarpıcı bir şekilde ifade erdi. Burada teferruat gibi gözükebilecek iki anekdotu, teberrüken ifade edelim:

Dr. Hasan Fehmi Boztepe ile benim yakın arkadaşlığım üniversiteden, Ferruh Beyle, 1961 seçimleriyle başlar. Geçen sene Boztepe düşmüş kalça kemiği kırılmış. Manavgat’a yoklamaya gittim. Bozbeyli’ye telefon edip telefonu Boztepe’ye verdim. Sohbette dikkat etmediğimiz bir noktayı öne çekerek, “Ben de, hesap ediyor, TBMM ilk arkadaş halkamızdan, üç kişi kaldık, diyordum. Ne iyi oldu” diye, sohbeti son derece duygusallaştırdı. 

İki sene kadar önce, bir rahatsızlık dolayısıyla Ferruh Bey, beni aradı. “Ben de sizi özlerim de, neden daha sık görüşemeyiz diye düşünüyorum” dedim. Ferruh Bey, “Bazı kavramları yanlış uyguluyoruz galiba?” demiş ve “Bahanesiz dost köyüne uğranmazmış” atasözünü, sadece, “Rahatsız edici aşırılık” için anlamak gerekirken, tembellik ve vefasızlık haline getirmemizin yanlışlığına karar vermiştik. Ondan beri, fırsat buldukça arkadaşlardan arıyorum. Bu yanlışa, alan açan darbımesel çok var: Rahmetli Osman Bölükbaşı, “Bayram değil seyran değil. Eniştem beni niye öptü” der, o işin, davranışın, “Gereksiz, mantık dışı bir eylem olduğu intibaı” verip ilk raundu kazanarak konuya girerdi. Realitede de, yalnız işi düşenlerin araması.

Söz buraya gelmişken, ibretli olay da, rahmetli Erbakan’dan; “Akşam, Zahit Kotku Hazretleri bir evde sohbet yaptı. Gece çıktık. Yağmur hafif devam ediyor. Yollar çamur. Bir sarhoş bir elinde şişe. Öbür eliyle elektrik direğine tutunmuş. “Yakarım, yıkarım ulan!” diye bağırırken, el kol hareketi için, direği bırakınca, düşüyor. Direğe tutunup, güç bela kalkıyor. Bağırıp düşüyor. Gülmekten kendimizi alamadık. Geriledik. Geri gelince, Hoca efendi, “Sarhoşun utanacak bir hali vardı? Nefsime baktım on eksik gördüm. Sarhoşa değil, kendine bak dedim!” dedi.

1960 darbesinin bütün yetkilerini ele geçirmiş, darbecileri, şekilde bırakmış CHP’ye ve CHP hükumetine karşı, Başkanlığı kazanmak kolay değildi. Makamında tebrik ettik. Hızımızı alamadık, “Eve geleceğiz” deyip 10-15 arkadaş gittik.Ayrılırken doğurdu farkındalığı zannedersem,15’imiz de uygulamaya çalışıyoruz. Paltoları tutmak istedi. Direndik. “Aziz efendi Rahmetullah tutar” ve Müslümanlarkaynaşıp,muhabbetlerini artırmak için, vesile icat edip, birbirine iltifat etmesi lazım. Bu vesilelerden kolayı: Paltoyu ele geçirip tutacaksın! Ve tuttu!

Merhum, mantıkve hukuk dikkatiyle fark doğuran ve fark edilen TBMM Başkanı oldu. Başkanlığa gelişi de, sıradan bir geliş değildi. Yönetim, özellikle siyasi yönetim riskli, zor bir sanattır. Bilgi ve kabiliyet de yetmeyebilir. Onun için siyasi tecrübeye, hayat tecrübesine ve milletçe denenmesine önem verilir. Nitekim geçici başkan için dahi tek şart, en yaşlı üye olmasıdır. 

AP çoğunluktu. Hükümet kurmasıengellendi. Meclis Başkanı için de aynı durum kullanabilir mi idi? 1960 Darbecileri, “Yetki CHP’de, sorumluluk bizde kalmasın” diye aceleyle iktidarı da devretmek istedi? Ama millet oy vermedi. Bana göre Ali Fuat Başgil’i seçtirmeyen, İnönü’yü Başbakan yapan, milletin büyük çoğunluğuna “Düşük, kuyruk, gerici, yobaz” diye saldıran, milletvekillerini baskıyla istifa ettirebilen CHP, Meclis başkanlığını niye engelleyemesin? 

1960 İhtilal Komitesi CHP programı dışına çıkamadı. İhtilalin 14 üyesini bir gecede toparlayıp, “Elçilik Müşaviri” diye çeşitli ülkelerde ikamete mecbur etti. 

Ali Fuat Başgil adaylıkta son derece kararlı idi. Hatıra: Hasan Fehmi Boztepe ile otel otel, Başgil’i arıyoruz. Kızılay’da bir oteldelobideErbakan vardı. Bizi görünce, 4. kattaki oda numarasını verdi. İçeride Samsun Mv. Ali Fuat Alişan da vardı. Bir süre sohbet ettik. İki Albay geldi. Başgil, kapıda konuştu. “Milli Birlik Komitesi toplantı halinde sizi bekliyor!” Başgil, “Beş dakika müsaade” deyip, TBMM Başkanlığına, Cumhurbaşkanlığı adaylık dilekçesini yazdı. “Bölükbaşı çoluk çocuğun altına imza atmam” der, diye. İkinci kâğıdı teklif edenler olarak üçümüz de imzaladık. İstifa etme ricamıza, Başgil, “Bu milletin Cumhurbaşkanı olarak ölmek şereftir. Ölüm olsa dönmem dedi. Albaylarla gitti. Biz otelde beklerken, belki de Başgil, İsviçre’ye varmıştı. Dilekçeyi, aynı zamanda akrabası olan Ali Fuat Alişan’a bırakıp çıktık. Ertesi gün dilekçenin kimde olduğunu aradık son olarak Dr. Binbaşı ve Samsun Senatörü Fethi Tevetoğlu’nda kaldığını öğrendik. Başgil, 15 Kasım1961’de seçilmiş, 25 Kasım 1961’de istifa etmiş göründü. Tarih böyle yazdı.

Birinci Cumhuriyetten sayarsan TBMM’nin 12. Dönemi; 2. Cumhuriyetten sayarsan 1. Dönemi ve milletvekillerinin ilk mekânı olan bugünkü Meclis binası, gerçekten ciddi acıların yaşandığı engellerin aşıldığı bir mekan oldu. 

Celal Bayar, Kayseri hapishanesinden çıktığında, Ankara’da halk, görülmemiş bir karşılama yaptı. Darbe yandaşları çok korktu. O zaman AP Genel İdare Kurulu üyesi idim. G.Başkanımız, Orgeneral Ragıp Gümüşpala, “GİK üyeleri olarak,bu öfke selini atlatıncaya kadar grup odamızda, sandalye üzerinde uyuklayacağız. Çıkarsak bizi toplarlar. Kıymeti yok. Fakat Meclisi kapatırlar” dedi. Üç gün üç gece hiç dışarı çıkmadık. Her gece, Genelkurmay yönünden aralıklarla Meclis lokantasının alt köşesine ateş ediliyordu. Sabahları, duvarın dibinde iri kurşunlar. Allah, milletimize, hiçbir millete böyle günler göstermesin. Hiçbir partiyi ve vatandaşı, böyle acı günleri fırsat bilecek duruma düşürmesin. Sahip olduğu ve olduğumuz nimete kör bırakmasın!

Merhum Bozbeyli’ye Allah’tan rahmet, ailesine, dostlarına sabır,milletimize ve ümmetimize başsağlığı dilerim.

Hamd Allah’a!

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer2 ay önce
    Ruhu..Şad..olsun.
  • Ercan GüvenErcan Güven2 ay önce
    Allah rahmet etsin. Yazınızı dikkatli okumama rağmen bazı kısımları tam anlayamadım.
  • 92 yıl, dile kolay92 yıl, dile kolay2 ay önce
    Vay be, öleli tam bir hafta olmuş, Hasan âbi' nin bu yazısı sayesinde yeni haberimiz oldu. Büyük adamlar ölüyor, basın uykuda! Tek yönünü severdim onun: Demirel' den nefret eden bir adam olması. Onun dışında Turan Feyzioğlu Türk siyasetine ne kadar gereksiz bir adam idiyse, Bozbeyli de aynen o kadar gereksizdi.

Günün Özeti