Adaylığı ile önemli bir problemin çözümüne örnek
Muhterem Binali Yıldırım’ın, İstanbul Belediye Başkanlığı, ittifak ve memnuniyet doğurdu. İnşallah, bu güzel iklim, artarak devam edecektir.
Bir endişe; bir de aşırı iyimserlik oldu. Endişe, Protokol hesabından doğdu. “Tenzili rütbe olmuyor mu?” dendi. Gazeteciler, “Bakanlık; Başbakanlık; TBMM” protokolün en önünde ilerlerken, Aile ne diyor bu işe? Sayın Başkan?” dediler.
Yıldırım’ın cevabı,üç kelimeyle,yıldırım gibi aydınlatıp geçti. “Kader ne diyor?” dedi. Başka soruya da, cevaba da gerek bırakmadı.
Protokol problemi, yalnız Türkiye ile de, siyasetle de sınırlı değildir. Hastalığın asıl ağırlığı, yaygınlığında. Görülen o ki, muhtarlar hariç, siyaset, devlet ve büyük kurumlardaki çoğu kimse, hizmetten çok kademe hesabı yapıyor. Bunun da, ülkelere ve milletlere maliyeti ağır.Giderek daha da ağırlaşıyor.
“Ben bu bakanlığa gireli ne oldu? Partide şuralarda? Şu kurumda çalışalı? Başlıyor, şikayet, dedikodu? Sızlanmalarla kendi kendini öyle perişan ediyorlar ki, kurumlarına da, kendilerine de yararları azalıyor. Sızlanacağına, işini başarsa, her kurum, başarılı insan arıyor.
Tavsiye deniyor? Tavsiye ile hiç bir iş olmaz. Bu, CHP ve darbe dönemleri yanlışıdır. Denir ya, “Ağa, fena içerlediği işçisini, Çiftliğe kahya yapar, sonra çıkarırmış. O da, “Ben kahyaydım” der, hepten işsiz kalırmış. Tavsiyeyle gelen, hep tavsiye aramak zorunda kalıyor. “Allah, sonu gelen kullardan etsin”.
İnsanlar için komik bir tasnif. Ama düşündürücü. 1) Motor gücü kendinde insan. 2) Zemberekli, kurulması gereken kimse. 3) Dışardan itmeli veya vagon gibi insan. İki ve üçüncü tiplerin baş eksikleri tembellik, kolaycılık... Şikayeti bırak. Bir terle, motor sende. Çalışkanlık, fedakarlık, dürüstlük liyakatin esasıdır.
Materyalist dünyada, görüntüyle kestirmeden gidip,protokolde ön kapmak normaldir. Müslüman için, fani dünyadaki görevin, adı ve şekli değil “Allah, yaptığı işi en iyi şekilde yapanı sever” ahlaki ölçüsü önemlidir. Liyakat, çağırır insanı. Çağırmasa ne gam? Camide aynı safta; Kabe’de ırk, renk, dil, kıyafet ayrımına dahi izin vermeden kardeşliğimizi ilan etmiyor muyuz?
İtmeyle kavağa tırmanan, nasıl inecek? Ecdat, “Layık olmadığı makama gelen kimsenin, utanılacak tarafından başka yanı görülmez” diyor. Binlerce örnek var. Sahte diplomayla doktor olanın, sonu başladığı yerden kötüdür.
Sayın Binali, geldiği makamlarda, milletine, ümmetine, insanlığa hizmet etmek için çalışmış. “İyilik et. At denize. Balık bilmezse, Halik bilir”. Marifet, makam peşinde koşmadan, makamı kendine getirmektir. Gürültü dikkat çeker ama sanal kalır. Başarılı dönemlerin Binali’leri çok, bir beş değildir. Dikkatlerden uzak kalması, çoğu zaman bütün kadro ehliyetlidir de isimler sayılamaz. Padişah’ın başarısında, sadrazam seçimindeki isabeti de vardır. Dualar, A’sından, Z’sine bütün hizmet ekipleri için rahmettir ve huzur nedenidir.
İstanbul, önemli bir dünya şehri. Nüfusu, 145 devletin nüfusundan fazla. Binali Beyin adaylığıyla, doğan protokol tartışması, İnşallah İslam ahlakının gösterdiği şekilde, hiçbir işin küçük görülmemesi için yeniden bir imkan olur.
Hizmete liyakat kazanma gayretinden mahrum, yalan, iftira, fitne vesandalye kavgasıyla imkan arayanlar, faturayı millete ödetirken, kendilerini de sinir ve öfkeyle, çıkmaz bir sokağa giriyorlar.
“Zerre kadar iyilik yapan onun karşılığını, zerre kadar kötülük yapan da onun karşılığını görecektir.”
Allah bu dünya imtihanını, iyilerle berber, iyiliğe destek; kötülüğe engel olma yolunda, millete, ümmete ve insanlığa hizmet için her fedakarlığa katlanan, oturup kalmayan kullarından eylesin. Maksat, fani dünyanın geçici hedefleri değil, bütün mahlukattan üstün yaratılan insanın yüceliğini, ölümsüz değerlerini kaybetmeden, bahtını karartmadan, yüce fıtratının gereğini yapmasıdır.
31 Mart seçimleri, gerek milletimizin; gerekse dünyanın geldiği değişim şartları dikkate alındığında, hiçbir mahalli seçim, kendi önemi dışında böyle bir önemi, belki de asırlarca bir daha yaşayamayacaktır.
Bu seçimlerin, milletimize, ümmetimize, mazlum dünyaya, ve tüm insanlığa hayırlı neticeler doğurmasını Allah’tan niyaz ediyoruz.
Hamd Allah’a!






