--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

AB, Şanghay ve Kılıçdaroğlu

Hasan Aksay
Hasan Aksay

Devlet ve hükümetimiz, elden gelen gayreti, Hakk’tan ayrılmama dikkatiyle, bütün dünya ile dost olmayı hedefleyerek gecesini gündüzüne katıyor. Bir taraftan, gönülden insanlık davasını güderken, diğer taraftan da, hak hukuk tanımayanlara da anladığı dilden konuşmaya çalışıyor. Söz anlamayan, sözünde durmayan AB’yi, halka açık müzakere usulüyle ikaz edince, Kılıçdaroğlu, kulağını, gözünü kapatıp, ne söylendiğine, ne istendiğine bakmadan celalleniyor. Emrediyor. “AB’den ayrılmaya müsaade etmem” diyor. Gerekçe söylese, işi şarta bağlasa, gerekçesinin bir mana ifade etmediği görülecek. Emrin kesinliğine gölge düşmesin, görüntü bozulmasın diye gerekçesiz. Nedensiz? Köprüye, Marmaray’a itirazın nedeni mi olur? Dış politikada böyle anlamsız çıkış mı olur?

Bu emrin, bu celallenmenin olabilirlik imkânı var mı? TBMM, senin iznin olmadan karar veremiyor mu? Yok! Senden izin isteyen oldu mu da izin vermiyorsun? Yok! Hükümet, “AB ile irtibatını kesmeye karar vermiş TBMM’ye bir tasarı mı getiriyor? Yok! Hükümet, bu konuya önem vermiş, özel bakanlık kurmuş. Görevde. Bu iznin anlamı ne?

Devletimizin AB’ye söylediği ne? “Kapalı salonlarda konuşuyoruz, sen laftan anlamıyorsun. Şimdi bak, dünya kamuoyu önünde söylüyoruz: Sen bizi, haksız olarak, yarım asırdan beri oyalıyorsun. Biz öyle oyalanacak bir devlet değiliz. Haddini bil” diyor. Sen niçin alınıyor ve avukatlığa soyunuyorsun?

AB, mesajın ciddiyetini anlıyor ve “Haklısınız. Gümrük anlaşmasından da zararlısınız. Onu olsun düzeltelim” diyor. Elbette daha söylemesi gerekiyor. Ama asıl bekleneni söyleyemiyor. Bir adım olsun atalım diyor.

AB’nin, Kılıçdaroğlu’nunsözüne değer verdiği pek görülmüş değil. Son örneği, AKMP’de Türkiye aleyhine verilen önergeyi, CHP Milletvekilleri, kabul edilsin de olay çıksın diye bekledikleri halde, AB milletvekilleri, “Böyle terbiyesizlik olmaz” diye reddetmediler mi?

Şimdi Kılıçdaroğlu, “AB’den ayrılmaya izin vermem” demekle, “AB’ye, endişe edecek bir şey yok. Senden yanayım. Oyala. Gümrük anlaşmasını da düzeltme. Kendi çıkarını düşün, bildiğini oku” mu diyor?

Kılıçdaroğlu, AB bağımlılığı ile devletimizin ŞANGHAY topluluğunda elde etmek istediği imkânların önüne taş mı koymak istiyor? 

Ama daha dün denecek yakın bir zamanda Afrika’daki Sosyalist Partiler Grubu toplantısından Çin’e geçen Kılıçdaroğlu, “Sosyalist Grup toplantısında biz, Çin’i destekledik” diyerek bir teşekkür bekliyordu. Yalanla, Çin’den yana tavır koymuş görünmek istiyordu. Onlar, teşekkür ettiler mi? “Biz, Sosyalist grupta değiliz” diye şaşırıp kaldılar. 

Kılıçdaroğlu’nu tanımayanlar da artık tanıyor. Bu nedenle olsa gerek, CHP, artık anayasaya itirazının gerekçelerini söyleme yerine kavga çıkarıp, TBMM kürsüsünü söküp terör estiriyor. 

Aslında Avrupa ve Amerika, zor bir seçimle karşı karşıya kaldığını görüyor. İnsanlık vicdanı, giderek İslam’a ısınıyor. Bu kadar aleyhte propaganda kampanyalarına rağmen, Batı vicdanının İslam’a kaydığı açık. Toptan olabilir mi? 

Türkiye’nin potansiyel gücünün istikrarlı, ehil, milletine ters düşmeyen bir yönetimle, gerçek güce dönüşeceği hakikati de, Ahmet Necdet Sezer’le, Türk parasının pula döndürüldüğü ciddi bir batışta iktidara gelen ve düşman güçlerin içerden dışardan, bütün güçleriyle devletini, milletinden ayırmaya gayret etme, hatta TBMM’nin 420 oyla aldığı karara dahi “Kaos” deme günlerinden başlayan destansı bir kalkınma ve diriliş yaşanmıştır. Hamd Allah’a ve bu güzelliklerle mükâfatlanmakla nasiplenenlere teşekkürler.

AB’nin zorlanmasına gelince? Türkiye uzun zaman böyle oyalamayacak? Dışarıda bıraksalar, Türkiye’siz AB, güçsüz kalır. İçeri alsalar, bugün değilse yarın birliğin en güçlü kanadı haline gelir. İslami gelişme hızlanır. Zaten dünya nüfusunun ¼’ü İslam haline gelmiş?   

Bu tahminleri doğru. Bir hatıra: AB Parlamento Grubu Bşk. Yrd.’sı idim, “Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları  Birliği” kurulacaktı. Fransa milletvekili, “Türkiye’ye gerek yok” dedi tutturdu. Çok sert münakaşalarımız oldu. Yıllar geçti. Bu birlik kuruldu. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş, Fransa ile yarıştı. İkinci dönemde Fransa yine aynı dersi aldı. 3. dönem, artık karşımıza aday çıkarmadı. Yani, korktukları başlarına geliyor. İslam’ın gücünden korkuyorlar. Kılıçdaroğlu’na bu yandaş çıkıştan dolayı madalya verirler. Fakat teminatına kesinlikle itibar etmezler.

Hamd Allah’a! 

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle