7 HAZİRAN SEÇİMİNDEN BU GÜNE?
Dünyadaki daralma, çevredeki yangın, geçmişin sıkıntılarına rağmen, Türkiye, önemli bir kalkınma ve istikrar imkanı kazanmıştı. Millet ve AK Parti’deki kararlılık ümitsizliğe yer vermiyorsa da, seçim neticesinin, doğurduğu zaman kaybı da ortada. İnşallah bu yeni bir sıçrayışın ve hamlelerin başlangıcı olur.
Devlet ve milletçe, kaybedilen zaman faturası üzerinde düşünüp, ileri için ibret, tedbir aramıyorsak zarardayız. Yanlış ise, sade cirmi kadar zarar vermez, ürer. Yanlışlar doğurur. Irak, Suriye, Mısır, Yunan’daki çeşitleri gibi, önlenemez hale gelir. Bu ülkelerde yaşanan felaketin hiç birisi, ilk yanlış değildir. İlki, tedbir ve gayret doğurmadan geçen, yamyamlara dans ettiren, işi ile meşgul vatanperlerin, tedbire katkıda geç kaldığı, başlangıçta çelimsiz zannedilen felaketlerdir.
Hakka bağlı güçlü ve yaygın basına sahip olamamak, bugün, milletlerin felaketinde baş rolü oynuyor. Çıkarcı medya, insanı şaşı yapıyor, kendi felaketine davetiye çıkarttırıyor. İnsanı, insanlıktan çıkaran hayasızlığın baş nedeni yine o... Hakkın şahidi olmak zorundaki Müslüman’ın medyaya verdiği önem ne?
Milletimiz, sahip olduğu İslam ahlakının yüce değerleri sayesinde, fetret dönemlerini kısa zamanda kapatmış, vahdetini kurmuş, devleti, ahlakı, irfan ve imkanlarıyla insanlığa hizmet etmiştir. Şimdi 2023 ve 2071 hedeflerine kilitlenerek, gayret ve ibretle, tarihi bir irade ve imkan doğurmalıyız. İnsanlığın da, eşkıya eline düşmekle, ahlaki bir doğuşu tercih zorunda kaldığı müsait bir zamandayız.
Seçimle oluşan TBMM yapısının tabii neticesi ve bu şartlarla koalisyonun tek imkanı olarak şekillenen şartlar gereği, hükümeti kurma görevi, Sayın Davutoğlu’na verildi. Resmi süre gereği, görev verme uzadı. CHP olmazlarda umut arayışı, resmi prosedür oluşuncaya kadar koalisyonun netleşmesini engelledi. Kendi %25 oyu ile, milletin %41’ini, dışarda bırakıp, muhalefete hakim olmak istedi. Olmadı. Sayın Devlet Bahçeli’ye, sanki kendi elindeymiş gibi Başbakanlık makamını sundu. Reddedilince de, Başbakanlık sunduğu MHP’ye bir anda düşman kesildi.
Oysa kısa zaman önce Türkiye, bu konuda, dünyaya örnek teşkil edecek, son derece başarılı bir tarih yazmıştı. İbret almayınca unutuluyor. AK Parti, adeta bir anda, hem parti yönetimini, hem hükümeti yeniden kurmuş ve istikrar kesintisiz devam etmişti. Oysa, iktidar partisinde değişim, işin zemini idi. Hassas bir mesele idi. Koalisyon, ona göre çok kolay, tabii bir konudur.
Dünya durağanlığının ve çevre ülke yangınlarının, ufku kapattığı bir zamanda Türkiye, 28 Şubat darbesinden, Gezi kalkışması, banka ifalaslarına varan yıkıntılara rağmen kesintisiz kalkınma yakaladı. Nimete körlük, ciddi bir felakettir. Körlüğe düşmeden, “Yola devam” demek için AK Parti-MHP koalisyonu önemli bir imkandır. Umarız, hafta içinde, “Prensipte tamam” denir, komisyonlar kurulur. Karar sıkıntısının neden olabileceği, gereksiz sözlere de takılmamak gerekir.
Ümit edelim ve dua edelim ki, seçim ikazı, ibreti ve %50’yi çok aşan bu birliktelik, güçlenerek 2023 ve 2071’in uzağını, daha da yakınlaştıracaktır. Kolaylık, zorun arkasında. Seçime kalmadan çözüm, siyasetin başarısı olacaktır.
İçte, dışta CHP destekçisi guruplar ve CHP üst aklı, CHP’nin koalisyonda olmasını istiyor. Ama, CHP’li koalisyonun, anayasa komisyonu gibi meyve vermeyeceği de biliniyor. Türkiye’nin kaybetmemesi için devletimizin hemen, “Erken seçim”; milletimizin de seçimde, “Tek başına iktidar!” demesi zaruret olur. “Mevlam görelim neyler? –Neylerse güzel eyler.” Hamd Allah’a!






