--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

1960 Darbesi ve CHP’nin darbeyi devralması

Hasan Aksay
Hasan Aksay

1960 Darbesi, “İttihat ve Terakki” geleneğinin Cumhuriyet dönemindeki ilk darbedir. Bu darbenin hazırlanmasında CHP’nin emeği çoktur. Yıkıcılıkta sınır ve kural tanımaz muhalefetin büyük rolü ve payı olmuştur.

CHP’nin, dünyaca müsamahada İsrail’e yaklaşan derecede korumalı olan devrimci hukuk tanımaz imtiyazlarından önemli bir kısmının demokrasiye geçişten sonra da devam etmesi, Türkiye siyasetinde muhalefet geleneğini, demokrasiyi işlemez derecede sakatlayan yanlış, yıkıcılıktan başka bir görevi olmayan muhalefet anlayışına sürüklemiştir. Muhalefet yıkıcılıktan başka bir şey düşünemez hale gelmiştir.

Ana muhalefet CHP’yi örnek alan her muhalefet, kendini yanlış bir hedefe mahkûm hale getiriyor. “İktidara geldiğim zaman ne yapacağım, nasıl yapacağım” düşünce, gayret ve çilesinin rüyasını göreceğine, piyangodan para bekler gibi hayal dünyasında dolaşıyor. Bir an önce iktidar olabilmem, milletin beğendiği, hizmet eden iktidarın yıkmamız” lazım diye başlıyor.

Piyangoyla zengin olanların neticede düştüğü perişanlık ortada. Layık olmadan bir makama, bir yetkiye ve imkana kavuşanlar da, o makam, yetki ve imkanı kaybedince ne kadar perişan oldukları meydanda değil mi? İbret çok ama bedava olduğu için alan yok. İsterseniz sadece siyasilerinden birkaç örnek olsun:

Yakın tarihimizde, “Ben emredince dünyalar değişecek” zannedip, henüz sahip olmadığı devlet imkânlarıyla, motel odalarında milletvekilleri satın alarak Başbakanlık elde eden partiler oldu da, utançtan başka hangi eserleri, hangi hizmetleri kaldı? 

16 milletvekilini, ödünç olarak iyi partiye satıp geri alışını, bir deha işareti olarak sergileyen Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi, bu gibi millete, nizama saygı, mertlik, dürüstlük, edep ve irfanla bağdaşmaz keşiflerden, ataklardan, boş cakalardan, utançtan başka bir şey kalmayacağını hala anlamamış olmalı ki, bir televizyon konuşmasında son derece önemli bir açıklama yapmış(!) Hürriyet de, ciddiye almış, “Terörü 4 yılda bitiririm” başlığıyla vermiş. 

Oysa Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, farklı yorumlara daha müsait. Partisi 17 maddelik bir rapor hazırlamış. Ama anlaşılan Kılıçdaroğlu, bu raporu okumaya dahi lüzum görmemiş. Tek maddesini bile hatırlayamamış. “Raporu kısaltın, iş azalsın. Süreyi kısaltın millet bir an önce ferahlasın diyebilir. 17 madde iner yediye. Meselenin halli için demiş ki: 

Yalan, iftira, yerli ve iftira senaryoların, toplumlardaki yayılma hızı doğru haberlerin yayılma hızıyla kıyaslanamayacak derecede yüksektir.  

Ak Parti iktidarı, ordudaki darbe yapılanmasına, yüksek yargıdaki darbeci kanatların da katılımıyla güçlenen postmodern darbenin devam eden tehditleri altında, darbenin parayı pul yapıp; IMF borçlarını zirveye taşıyan; bankaların içini boşaltıp soygunu milletin üzerine yıkan yıkıntıları devraldı. Bana göre, Allah’ın lütfu ile en büyük başarısı, sıfırın karesini almakla başardığı bu noktada başladı. Allah’a şükür bu başarı yükselerek devam ediyor. 

Kısa süre önce açılan Yüksek Hızlı Tren, İpek Yolu; geçen hafta açılan TANAP; önümüzdeki aylarda açılacak olan 3. havaalanı, her birinin sağlayacağı kalkınma eski dönemlerin 4 senelik bir kalkınma hamlelerine denk gelebilir. Bu istikrar ve siyasi kadrolarımıza, nimete kör bakmayalım.Allah Resulü, “Milletler layık oldukları şekilde yönetilir” buyuruyor. En önemlisi, iyiliği gören ve nimete küfran değil şükreden bir toplum, millet ve ümmet olarak yolumuza devam etmektir. Ümitleri zedeleyip kırmak değil yükseltmek güç doğurur.

Dikkat ve gayretimizi bırakır, istikrarımızı kaybedersek, İslam ve Türkiye düşmanlarına ümit veririz. Gaflet, vahdetimizi lekelerse, şimdiden bil ki 16 yıl istikrarla, kalkınma hızında dünyanın en önünde koşarak elde ettiğimiz imkânların hepsi bir anda sele gidecek. Muhalefet birliğinde, yıkımdan bahsetmeyen tek parti var mı? İbret arıyorsak Irak, uzak değil. Suriye, Lübnan daha yakın. Miyop değilsek, Filistin’den, Mısır’a, Afganistan’a, Yemen’e, bütün Afrika’ya, mazlum dünyaya bakmak yeterlidir.

Mazlum dünya, Türkiye, yeniden bize sahiplenecek diye ümitlendi. Kuklacının kuklalarının oyununa dalıp, fitnesine kanacak olursak, çiçeğe davranan bu masum ümitleri, Myanmar’a benzetirler. Diriliş seçimleri, milletlerin tarih sahnesinde yeniden doğuşlarını ifade eder. Şimdi siyasi kadrolarımızın bizden istediği, 2023’e kadar güçlü istikrarla, dünyanın ilk on devletinden biri olmak ve fert başına milli geliri 25.000 dolara yükseltmek. 2002’de 3492 dolardı. Şimdi 11.000 dolar. Belki “Eskiden de para kıymetliydi” denebilir? Doğru. Ama zannedildiği kadar değil. Ben 1955’de fakülteyi bitirdim. Hemen tayin oldum. Maaşım 167 lira. Adana’dan Ankara’ya uçakla gidiş geliş, havaalanı otobüs ücretleri hariç 150 lira idi. 

***

Her seçim hayati önem taşır. Fakat 24 Haziran seçimleri çok daha önemlidir diye düşündüğüm için, Pazartesi günleri yazdığım yazıları, inşallah 24 Haziran’a kadar sürdürmek istiyorum. İbret lambamızı, Menderes rahmetliyle yakalım!

Hamd Allah’a! 

 

Hasan Aksay Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle