Türk ordusunun kuruluşu ve kara kuvvetleri günü (28HaziranM.Ö.209)

29 Haziran 2019 Cumartesi

Mete Han (Oğuz Kaģan), babası Türk-Hun İmparatoru olan Teoman'ın yerine geçmesinden 35 yıl sonraM.Ö.174 yılında öldüğünde, biɾçok Türk Boyunu ve çeşitlikavimleɾi çatısı altında biɾleştiɾen büyük biɾ impaɾatoɾluk geɾiye bıɾakmıştı. Bu impaɾatoɾluk yaklaşık 18 milyon km2 büyüklüğe sahipti. İmpaɾatoɾluğunun sınıɾlaɾı doğudan batıya Jaρon Denizi’nden İdil Nehɾine (İdil, 3.600 km.dir. Moskova ile St. Petersburg arasından doğar Samara'dan geçerek Hazar'a dökülür) kuzeyden güneye Sibiɾya’dan TiЬet ve Keşmiɾ’e uzanıyoɾdu.

Evet, Mete Han tahta geçtiği M.Ö. 209 yılında ilk Türk Ordusunda sistem kurmuş, düzenli oluşturduğu birliklere 28Haziran’da (Kara Kuvvetlerimizin kuruluş tarihi) büyük bir tören yapmış, resmi geçit yaptırdığı disiplinliordusu ile dosta düşmana hazır olduğunu göstermişti. Kurduğu 10 ve katlarını içeren birliklerinin komutanlarına koyduğu, Onbaşı, Yüzbaşı, Binbaşı, Tümen gibiisimleri günümüzde ise hâlâ kullanılmaktadır.

Hele Çavuş oku denilen ıslıklı okun mucidi olması, onun dehâsını gözler önüne sermektedir. Islıklı ok,temrenindeki (ok'un ucundaki demir) deliklerden geçen havanın çıkardığı müthiş ses yüzünden bu ismi almış, askerleri hedefe yönlendirmek ve düşmanı şaşırtmak için kullanılıyordu.

Zâten babasının yerine geçmeside kolay olmamıştı. Çinli üvey annesi Yenisikendi oğlunu veliaht yaptırmak için Mete'yi ortadan kaldırma planları yapmıştı.

Bunun için komşu kavim olan Kuşenler'le (Yuezhi'lerle) sûni bir şekilde olay çıkarmış, sonrada kocası Türk Hâkânı Teoman'ı üvey oğlu Mete'yi onlara rehin olarak göndertmişti.(Bu rehin verme işi, size saldırmayacağım barış içinde yaşayacağız manasına gelen bir gelenekti.)

Buda yetmemiş Teoman'ı ansızın Mete'yi ellerinde rehin tutan Kuşen'lere saldırtmış, Kuşen'lerde(Yuezhi'lerde) ilk olarakellerinde bulunan rehine Mete'yi öldürecekler böylece Teoman'ın Çinli karısı kendi oğlunu veliaht yapmış olacaktı.Aksi halde Hükümdar olabilmek için Türk anne ve babadan olma şartı gereği bunu yapamazdı.

Ancak işler öyle gitmedi. Teoman, Yuezhi'lere saldırıya geçmeden bir gece önce Mete esir tutulduğu yerden ilâhî yardımla kaçarak obasına gelmişti.

Babası, Mete'nin tek başına esaretten kurtulduğunu görünce kendisini yetiştirmesi için emrine on bin asker bir o kadar çadır ve hayvanvermişti.

Gün geldi Mete kendisine son derece sâdıkaskerlerle babasını devirip yerine geçmek için harekete geçti. Son olarak iyi derece savaşçı olarak eğittiği askerlerini test etmek kalıyordu.

Mete, adım attığında aynı anda adım atan askerleriyle ava çıktı. Mete okunu hangi avın üzerine çevirse on bin ok anında o tarafa yöneliyor, Mete okunu hangi geyiğe bıraksa binlerce ok aynı anda yayından fırlıyordu.

Birgün Mete okunu, hayatının büyük bir bölümünü üzerinde geçirdiği ve çok sevdiğiatına doğrulttu, saniyeler içerisinde oklarını aynı hedefe doğrultan askerlerinin şaşkın bakışları arasında okunu fırlattı. Aynı anda, oklarını Hâkânlarının atına bırakmayı kendilerine zûl sayan birkaç yüz askerin dışında (çünkü at kutsaldı)binlerce ok da yaylarından boşalmıştı.

Mete ikinci kez elini sadağına uzattı, yeni bir ok alarak kirişe taktı, yayını gerdi ve yine saniyeler içerisinde kendi atına okunu fırlatmayarak tereddüt gösteren askerlerin üzerine doğrulttuğu okunu bıraktı. Tereddüt gösteren bütün askerler ölmüştü.

Mete son olarak aynı hareketi birkaç gün sonra sürek avına çıktığı babası Teoman üzerinde yapmış, kendisine ölüm derecesinde bağlı binlerce askerin oklarıyla on bir yıldır (11) Hun İmparatorluğunun tahtında hüküm süren babasını ortadan kaldırıp yerine geçmişti. (133 yıl önce Büyük İskender ile babası II. Filip arasında geçen hâdise yeniden yaşanmıştı.)

İlk olarak Mete, Türk, Moğol, Tunguz yâni bütün Altay kavimlerini bir araya topladı ve Hazar Denizi ve Hindistan'a kadar bütün Asya'yı fethetti. Yalnızca tarihi rakibi Çin kalmıştı.

Çin ve Türk Devletleri birbirine hiç benzemezdi.Yaşayışları, kültürleri, medeniyetleri, dinleri, teşkilatları birbirine zıttı.Ve sürekli çatışma halindeydiler.

Metede hükümdarlığı sırasında Çin içlerine, Çin Seddi'ni zayıf buldukları yerlerden özellikle Ordos Bozkırından geçerek yüzlerce akın yapmış ve bu milleti çok hırpalamıştır.

Bir keresinde ise, günümüz devletlerinin askerî karargâhlarında hâlâ konuşulan ve herkesi hayretler içerisinde bırakan bir hamle yapmış, 320 bin kişilik Çin Ordusunu İmparatorları Kao-ti ile birlikte Peteng Kalesinde (İstanbul surları kadar) muhasara altına aldı. Günlerce kuşatma altında kalan İmparator Kao-ti,kuzey eyâletlerini Mete'ye bırakmak ve her yıl vergi vermek şartıyla sulh yapmak zorunda kaldı. Bu felâketli günleri,Çin'de hâlâ söylenen şu halk türküsü çok iyi anlatmaktadır " Peteng Kalesi altındaki felâkette yedi gün ekmek bulunmadı; asker yay çekemedi."

Yine dünya ülke kaynakları Mete'yi, Kiros (iki büyük pers imparatorluğunu birleştiren kral), İskender (İran ve Hindistan'ı fetheden Makedon Kralı) ve Sezar'dan (meşhur Roma imparatoru) üstün görmektedir. Çünkü bunlar, dünya coğrafyasında Mete ayarında büyük askerî hareketler yapamamışlardır. Halbuki Mete'yi önleyen kuzeyde buzullar, doğuda okyanus, güneyde Himalayalar, batıda Hazar Denizi ve Ural Dağları olmuştu.

TÜRK ORDUSU

Türk Ordusu, dünyanın en kalabalık muharip ordusuydu.Çünkü her Türk erkeği asker sayılırdı. Günümüzdeki "Her Türk Asker Doğar" inancı o zamandan beri gelmektedir.

Eli silah tutan herkes askerî eğitimden geçirilirdi. Askerler üzerlerinde kılıç, bıçak, ok ve yay taşırlardı. Tümenler 10 bin kişilikti ve Türk Ordusunda 24 tümen bulunurdu. Mete Hân teşkilâtı şöyle planlamıştı;

Türk Ordusu, 10'lu teşkilât düzenine göre kurulmuştu. Bu teşkilatınen büyük birliği 10.000 kişiden oluşan Tümen'di. Tümenlerde 1000'li, 100'lü, 10'lu olmak üzere kademeli olarak küçülen birliklere ayrılıyordu.

Bu sisteme göre, her bir on askerin başına "onbaşı" geçer, on tane on'lu asker yüz askeri oluşturur başına "yüzbaşı" geçer. On tane yüz'lü asker bin askeri oluşturur başına "binbaşı" geçer. On tane bin'li asker onbin askeri oluşturur bunun başınada "Tümgeneral" geçer.

Bütün orduyu "Başkomutan" yönetir. Bir savaş anında Başkomutan bütün Tümgeneral'leri toplar plan yapar, karar alır. Tümgeneral'ler komutası altındaki Binbaşılara bu kararı açıklar. Binbaşılar Yüzbaşılara, Yüzbaşılar Onbaşılara, Onbaşılar ise emrindeki on'lu askerlere emir verir. Böylece başarı oranı yüksektir.

Mete'nin kurduğu bu teşkilât, ufak tefek değişikliklerle bütün Türk Devletlerinde kullanılmıştır.

Türkler, yabancı kavimlerden olanları asla askere almazlardı. Türk Ordusu tamamen milli bir ordu idi. Başbuğ'larına çok değer verir ve büyük bir sadâkatla itaat ederlerdi.

Bir askerin en büyük ideâli cenk'te ölmekti.Böylelikle ülkesine ve milletine karşı vazifesini yerine getirmiş oluyordu.

Türk Askeri süvari yâni atlı idi. Zamanın ulaşım aracı olan atı en iyi bir şekilde kullanıyorlar, at üzerinde doğup at üzerinde ölüyorlardı. Sürekli at üzerinde oldukları için pantolon giyiyorlardı.

Çinliler kendi kıyafetleri ile ata binmeleri zor olduğu için atlı birliklerine (Çin ordusu çoğunluğu yaya idi) Türklerden öğrendikleri pantolonu giydiriyor ve yine Türklerden öğrendikleri eğer sistemini atlarının sırtına vuruyorlardı. Bu suretle pantolon günümüze kadar bütün dünyaya yayılmıştır.(Çinlilerden yayıldığı sanılır)

Mete Han istisnâî bir askerlik dehâsına sahipti. Tek merkezden yönettiği ordusuyla Kore'den, neredeyse Macar Ovasına kadar bütün bölgeye barış ve refah getirmiştir.

Mete Han'ın diğer bir ismide Oğuz Kağan'dır. Türk Devletini büyük bir İmparatorluk hâline getiren Asya Tarihinin en büyük şahsiyeti Mete Hân yâni Oğuz Kağan'ın farklı bir yönü de OĞUZ KAĞAN DESTANI'nda anlatıldığı mânevî yönüdür. Şöyle ki;

"Günlerden bir gün Ay Kağan bir erkek çocuk doğurdu. Çocuk kara saçlı, kara kaşlı, elâ gözlü, kırmızı ağızlı idi. Perilerden daha güzeldi. Bu çocuk anasından sadece bir defa süt emdi, bir daha emmedi. Sonra konuşmaya başladı, et istedi. Kırk günden sonra yürüdü, oynadı. Sonra ata bindi, geyik avına başladı.(Sâlih kimselerin vasıf ve kerâmetleri)Günler ve gecelerden sonra iyi bir yiğit, bahadır oldu. Oğuz Kağan denen bu bahadır, bir gün Tanrı'ya duâ edip, yalvarırken birdenbireheryer karanlığa büründü, etraf zifiri karanlık kesildi. Bir müddet sonra gökten bir ışık düştü. Bu ışık aydanda, güneştende parlaktı..." diye devam eden bu destandaki Oğuz Kağan'ın, bâzı âlimlerce Kur'ân-ı Kerim'de Kehf Sûresinde bahsedilen Zülkarneyn adlı sâlih kişininolduğu ittifâken bildirilmiştir.

Ve Türk Milletinin varlığı yine destanda belirtildiği gibi iki zevcesinden olan altı oğluyla devam etmiştir. İlk zevcesinden doğan üç oğluna Gün, Ay, Yıldız; ikinci zevcesinden doğan üç oğlunada Gök, Dağ, Deniz isimlerini koymuştur.

Destanın yine bir bölümünde;
"Oğuz Kağan'ın yanında ak sakallı, boz saçlı, çok akıllı ihtiyar bir kişi vardı.Anlayışı yüksek çok düzgün biriydi, Oğuz Kağan'ın Veziri idi adıUluğ Türkidi.

Uluğ Türk günlerden bir gün uykuda bir altın yay ve üç gümüş ok gördü. Bu altın yay gün doğusundan, gün batısına kadar uzanmıştı. Üç gümüş ok da kuzeye doğru gidiyordu. Uluğ Türk uyandıktan sonra, düşte gördüklerini Oğuz Kağan'a anlattı:

Ey Kağan'ım, Tanrı düşümde gördüğümü yerine getirsin, dilediği yeri sana versin diyerek detaylıca anlattı. Oğuz Kağan, bundan sonra büyük Kurultayı toplantıya çağırdı, halkıda topladı büyük meşveret edildi. Oğuz Kağan yurdunu doğu, batı, kuzey oğullarına pay etti ve onlara dedi ki;

Ey oğullarım, ben çok yaşadım, çok savaşlar gördüm, çok ok attım, çok ata bindim. Düşmanlarımı ağlattım, dostlarımı güldürdüm. Tanrı'ya borcumu edâ ettim.Sizlerede yurdumu veriyorum..." diye devam ediyor, geleceğe yön ve ışık veriyor.

Bu ışığı gören tarihçilerden Hüseyin Nihâl Atsız ve Yılmaz Öztuna, daha önce 1363 olan Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluş tarihinin, 28Haziran.M.Ö. 209 olması gerektiğini belirterek, Nihâl Atsız 1963 ve 1973'te, Yılmaz Öztuna da 1968'de tekliflerini yaptılar.

Değerlendirilen bu teklifler incelenerek Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluş tarihide 28HaziranM.Ö. 209 olarak düzenlenmiştir.

Bu vesile ile bu iki rahmetli tarihçilerimizi bir kere daha rahmetle, minnetle anıyorum. Mekânları Cennet olsun inşaallah..

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • TarihciTarihci2 ay önce
    Safsata masallar diyen arkadaş herhalde hiç tarih kitabı okumamış.Türk ordusu ve milleti dünyanın en kadim ordusu vemilletidir.Yazar da bizleri bilgilendirdiği için teşekkür ederim.
  • kutuphanesikutuphanesi2 ay önce
    Kütüphanesi rumuzlu .. Yazdıkların .. en açık göstergesi ama sen bunun bile farkında değilsin.
  •  kütüphanesi: kütüphanesi:2 ay önce
    Mustafa Kemal Paşa hazretleri buyurmuşlar ki; Sümerler Türktür/ Hazret yine buyurmuş ki; bütün diller Türkçeden tevellüd eylemiş/ Hazreti Muazzez İlmiyye; Türk Sümerlere ait bir çok haşiyeler ilave eylemiş/ Nihal Atssız hazretleri muhterem, merhum dediler ki; Türkün Ordusu MÖ 208' de kuruldu (haziran 28 bilgisine kadar ulaşmış; vay lan!) /Agop ilk Türk dilbilgisi kitabını yazmış/ ilk Türk Alfabesini yine hazreti atatürk icad eylemiş! Tarihimizin değil de, tarihçilerimizin zenginliğine bir bakar mısınız; gıpta ettim!
  • Helal bee,Helal bee,2 ay önce
    Yazmışsınız bile, şimdi farkettim..
  • Safsata masallarSafsata masallar2 ay önce
    Türk milleti yahudi kavmi gibi kadim bir millet değildir ki müteselsilen milattan öncesine kadar uzansın! Yazılıp anlatılanların gerçekle uzak yakın alakası yoktur; bu mevcut ordu Karahahanlıların, Altınordanın vs., devamı mı, ne ilgisi var? Mesela şu anki Uygurlar kendilerini bizle alakalandırmıyorlar bile!

Günün Özeti