• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı
TÜM YAZILARI
21 Ekim 2019

Donald Trump’a nasıl bakmalıyız?

Soruları çoğaltalım: “Trump’ı sevmeli miyiz yoksa mesafeli mi olmalıyız? Kendisi Türkiye’den ve Erdoğan’dan mı yana yoksa gizli yahut açık ajandası mı var? Güvenelim mi hazırlıklı mı olalım?”

Cevabınızın hep “ikinci şıklar” olduğunu tahmin edebiliyorum ve illa “birinci şıkları seçmelisiniz” demiyorum; ama acele de etmeyelim!

Özünde bu bir Trump yazısı değil; Türkiye meselesine içeriden, ABD siyasetine dışarıdan bir bakıştır ve “Bana ne Amerika’dan” sözü şiarımızdır! Amacım ABD Başkanını övmek/yermek değil! Necmettin Erbakan hocamızı da tekrar rahmetle analım, mekânı cennet olsun.

Donald Trump, 8 Kasım 2016’da yapılan ABD Başkanlık seçimlerine Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olarak girmiş ve eski Başkan Bill Clinton’ın eşi Demokrat Partili Hillary Clinton’ı geçerek 4 yıllığına Amerika Birleşik Devletleri’nin 45. Başkanı seçilmişti. Trump ve Clinton’ın neredeyse aynı oy oranına (59’ar milyon) sahip olduğunu belirtelim. Trump bazı “kritik eyaletlerde” öne geçerek delege sayısını artırınca Başkan olmayı başardı.

İsrail lobisi ve FETÖ, seçimlerde Clinton’ı destekliyordu ve analistler onun seçimi kazanacağına kesin gözüyle bakıyordu. FETÖ tabir-i caizse “yanlış ata” oynadı. Clinton seçilseydi rahatlayacaklardı. Şimdi görece rahatlar ama konforları bozuldu.

“SURİYE’DE BAŞARIRSAK FETÖ ABD’DEN DEPORT EDİLEBİLİR”

Suriye’de Türkiye’nin başarısı aslında ABD iç siyasetinde Trump’ın da başarısı olacak! Trump; “Askerleri çektik, DAEŞ mevzusu patlak vermedi, para kasada ve işi çözdük” diyecek! Netice aynı olsa da Türkiye ve Trump’ın olaya bakış açısı aynı değil ki bu her iki taraf için de önemli değil!

Trump 2020 seçimlerinde Türkiye’ye oynuyor! Çünkü karşısındaki küresel aktör Recep Tayyip Erdoğan ve onun “sözünü tutan bir lider” olduğunu çok iyi biliyor. Zira Trump bir tüccar ve kiminle çalışacağını bilmek zorunda!

3 Kasım 2020’de Amerika’da 46. Başkanlık seçimleri yapılacak. Trump’ın 1 senesi var. FETÖ onu desteklemiyor ve Pensilvanya kasası hâlâ dolu! FETÖ Trump’ı desteklerse 4 yılı da “umutsuz vaka” olarak geçirme ihtimali büyük; gizli veya açık Demokrat Parti’nin adayını destekleyecektir. Desteğin önünü kesmek isteyen Trump, FETÖ’yü Kanada’ya deport edebilir. Türkiye’nin bu noktaya vurgusu önemli! FETÖ’yü koruyan CIA olduğu için ABD eliyle direkt Türkiye’ye teslimi zor ihtimal! Ama FETÖ hususunda sağlam bir kıpırdanma bile 2023 Türkiye Başkanlık seçimlerinde Ak Parti’ye büyük ivme katacaktır. Başkan Erdoğan FETÖ’yle mücadeleyi sırf kendi partisine “ivme katılsın” diye yapıyor değil, konuyu “milli mesele” olarak ele alıyor; ama her sonucun “tali silsilesi” olur!

Trump yine “çılgın bir twet” atarak olayı ateşleyebilir. Kamuoyu onun “çılgınlık” yaptığını düşünüp tartışırken o çoktan emeline ulaşmış olabilir. Neticede Trump “ABD iç siyasetine” endeksli!

“TÜCCAR TRUMP”

Yazının başında “Trump’ı sevmeli miyiz?” diye sormuştum. Hiç gerek yok çünkü Trump’ın kendisi zaten olaylara “sevgi” çerçevesinde bakmıyor.

Trump’ın Suriye kararı PKK kadar İsrail’i de yaraladı. Bir ABD Başkanı’nın “Siyonizme rağmen” iş yapması norm dışı! Aynı Trump Kudüs’e büyükelçilik açınca bayram etmişlerdi. “Büyük Ortadoğu Hayalleri” Barış Pınarı Harekâtı’yla ortadan yarılan İsrail 2016 seçimlerinde Clinton’ı desteklemişti. Darbeyi 3 sene sonra yedi ve bir darbe de FETÖ yiyecek!

Suriye’den askerleri çeken Trump, İsrail’in kadim planları ile ilgilenmiyor. Büyükelçilik açarken onların sevinmesi umurunda değil! Askeri çek, masraftan kurtul; elçilik aç, oy topla; hepsi bu!

“TRUMP’IN TWETLERİ”

Trump’ın twetlerine asla takılmayın! Çünkü tamamı 2020 seçimlerine dönük “subliminal” diyebileceğimiz mesajlardan oluşuyor. Söylenen ile yapılmaya çalışılan iş aynı olmadığı için insanların kafası karışıyor! Bu hususta Trump’ı kendi haline bırakın ve ABD iç siyasetine karışmayın! Onun; “Türkiye ekonomisini mahvederim” sözü esasında Hillary Clinton’a “Çok konuşma, Türkiye başaracak, ben kazanacağım, sen kaybedeceksin” mesajıdır! “Mahvederim” ifadesi her ihtimale karşı söylenmiş bir “kurtarma sibobudur” ve içi sadece hava doludur!

“ABD’YE GÜVENİLİR Mİ?”

Başında kim olursa olsun Amerika’ya “güvenmemek” için binlerce sebebimiz var; elbette güvenmiyoruz. Ancak “ilm-i siyaset” iyidir!

“SON SÖZ”

Allah bize darbelerin salasını okumayı nasip etti; YPG/PKK’nın, FETÖ’nün, DAEŞ’in, onlara fikri yahut maddi lojistik destek sağlayanların, bu destek karşısında “suspus” olanların belasını okumayı da nasip etsin!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Donald Trump’a nasıl bakmalıyız?

Bu bizim sorunumuz değil; abd' de bissürü yaşlı bakım evi var.
  • Yanıtla

Ayşe

Amin kardeşim
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23